{21}

284 16 51
                                        

Emir'in kapıdan girmesini izledikten sonra derin bir nefes alıp arabaya yaslandım. Bu sınavı da atlatınca birkaç günlük şehir dışına çıkacaktık. Şimdiden ikimiz de heyecanlıydık.

"Selam. Nasılsın?"

Düşüncelerimi bölen sesle kafamı çevirdim ve dün ağlayan çocuğu gördüm. Anında kaşlarım çatılırken "İyi." diye cevapladım onu.

"Ben de iyiyim."

Bir şey demeden gözlerimi karşıya çevirdim. Koluma temas etmesiyle tekrar ona baktım ve onun da benim gibi arabaya yaslandığını gördüm.

"Bir şey mi söyleyecektin?"

"Hayır. Yanında durmak istiyorum."

"Sebep?"

Omuz silkerek gözlerini kaçırınca derin bir nefes aldım. Sesli bir şekilde aldığım nefesi verirken sanki hiçbir şey olmamış gibi etrafı izliyordu.

"Senin sınavın yok mu?"

Gülümseyerek bana dönüp "Yok." diye cevap verdi.

"O zaman neden buradasın?"

Gülümsemesi solarken sesli bir şekilde yutkundu. Gerçekten ne yapmaya çalıştığını anlamıyordum fakat bu durumdan rahatsız olmaya başlamıştım bile.

"Yanında durmak istiyorum."

"Onu anladım. Nedenini soruyorum."

"Dürüst olayım mı?"

Kafamı sallayıp biraz uzaklaşarak arabaya yaslanmaya devam ederken o önünde birleştirdiği ellerinin parmaklarıyla oynuyordu.

"Senden etkilendim."

"Anlamadım?"

Gözlerini ellerinden kaldırıp şaşkınlıkla büyüyen gözlerime dikti. Baştan aşağı beni süzerken rahatsızca yerimde kıpırdandım.

"Hoşlanıyorum sanırım senden. Benimle ilgilenmenden etkilendim başta. Biraz seni izleyince de kusursuz biri olduğunu fark ettim. Ayrıca dün arabada seni gördüğüm pozisyonu düşünürsek şansım var gibi görünüyor."

Kaşlarım her cümlede biraz daha çatılsa da kötü bir şey söylemek istemiyordum. Bu yüzden cümlelerimi kafamda seçerek konuşmaya başladım.

"Sen beni yanlış anlamışsın. Ben sadece bahçede ağladığını görünce yanına gelmek istedim. Kim olsa giderdim. Daha beni tanımıyorsun bile, nasıl hoşlanabilirsin sadece iki gün gördüğün birinden?"

"Benimle tanışmak mı istiyorsun?"

Gülerek sorduğu soruyla gözlerimi devirdim. Kalbini kırmamak istedikçe işlerimi zorlaştırıyordu.

"Bunu mu anladın bu cümleden gerçekten?"

"Ben Murat." diyerek elini bana uzatmasıyla kafamı sağa sola sallayıp karşıya bakmaya başladım.

"Senin adın ne?" derken elini geri çekmişti.

"Bak Murat, dünden anladığım kadarıyla zor bir dönemden geçiyorsun. Fakat sana aradığın sevgiyi ben veremem. Dün gördüğün çocuk benim sevgilim. Yıllardır onu seviyorum ve daha yeni kavuştuk. Güzel giden bir ilişkim var ve bunu bozmaya hiç niyetim yok. Anlatabiliyor muyum?"

"Onu sevdiğin gibi beni sevmen için ne yapabilirim?"

Sinirim yerini üzüntüye bırakırken seslice offladım.

"Üzgünüm Murat."

"Üzülme. Bana söz ver, ondan sıkılınca bana geleceğine dair. Ben seni beklerim."

LİMERENCE (BXB)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin