"Bu gece kimin fikriydi?" Fırat, kafasına diktiği bardağı masaya hızla vurduktan sonra konuştu.
"Sen demedin mi gevşemek istiyorum diye antilop? Ne tatava yapıyorsun şu an?" Kerem, bardak kullanmak yerine şişeyi diklemeyi tercih etmişti. Elinde tuttuğu şişenin üstündeki kağıdı soyarken bir yandan da gece başladığından beri olduğu gibi Fırat'a laf yetiştiriyordu.
Bugün Halit amca evde değildi. Fırat'ın isteği üzerine 'erkekler gecesi' yapmaya karar vermiştik. Kerem ve benim bünyemiz sağlamdı. Birkaç saattir bir şeyler içmemize rağmen dışarıdan bakılınca sarhoş görünmediğimize emindim. Fırat ise daha ilk bardakta sallanmaya ve kelimeleri yuvarlamaya başlamıştı.
Emir evimizdeydi. Bütün ısrarlarına rağmen henüz reşit olmadığı için Kerem içmesine izin vermemişti. Bu yüzden yanımıza gelip içemeden bizi izlemek yerine evde kalıp ders çalışmayı tercih etmişti.
"Ben sanırım kusacağım." Fırat bir eliyle ağzını kapatırken bir eliyle de karnını tutuyordu. Sürekli kusacakmış gibi hareketler yapınca da Kerem küfürler eşliğinde onu banyoya götürdü. Bu kadar içmenin yeterli olduğunu düşündüğüm için ben de etrafı toplamaya karar verdim.
Yayıldığım koltuktan kalkınca ufak bir baş dönmesi yaşadım. Aynı zamanda gözlerim karardığı için birkaç saniye hareket etmeden olduğum yerde durdum. Sandığımın aksine alkol beni etkilemişti. Sadece bilincim yerindeydi.
Daha iyi olduğuma karar verince masanın üzerindeki büyük çöp poşetini aldım ve çöpleri içine atmaya başladım. Bütün çöpleri poşete koyduktan sonra poşeti bağlayıp kapının yanına koydum. Daha sonra mutfağa gidip bir tepsi aldım. Tepsiye de odadaki bardakları yerleştirdikten sonra yerdeki kırıntılar haricinde oda temizlenmişti bile. Bardakları tezgaha bırakıp arkadan gelen seslere doğru ilerlerdim.
"Kus kusacaksan gerizekalı. Seninle uğraşmak zorunda mıyım ben?" Kerem'in bağırmasıyla gülerek banyoya girdim. Fırat klozetin önünde yere oturmuş, Kerem de sırtını sıvazlayarak ona kızıyordu.
"Kerem yemin ederim kusamıyorum nolur bağırma artık." Fırat ağlamaklı bir şekilde konuşunca Kerem'in eli duraksadı.
"Tamam ulan kalk. Kalk elini yüzünü yıkayalım bari." Fırat ayağa kalkınca dengesini sağlayamadığı için Kerem'e tutundu. Kerem kafasını sağa sola sallarken yavaşça musluğa doğru yürüdü. Fırat'ın kafasını musluğa yaklaştırıp ellerine aldığı suyu Fırat'ın yüzüne çarptı.
"Daha iyi misin?"
"Uyumak istiyorum. Burada kalabilir miyim?" Kerem'le göz göze gelince ikimiz de gülmeye başladık.
"Gel salak çocuk, gel."
Fırat'ın ağırlığını kendi üstüne alarak banyodan çıkmaya yeltenince hemen önlerine geçtim. "Kardeşim sen Fırat'la ilgileniyorsun madem, ben de eve kaçayım. İçeriyi topladım sayılır."
"Ne gerek vardı oğlum, hallederdim ben. Hadi neyse git sen oyalanma. Evde bekleyenin var." Bana göz kırptıktan sonra tek eliyle omzuma vurdu. Aynı şekilde sırıtarak karşılık verdikten sonra dış kapıya yöneldim. En son duyduğum şey ise Fırat'ın Kerem'e başkasının yatağında yatamadığını söylemesiydi. Kerem'e içimden sabır dileyerek evden çıktım.
Eve geldiğimde saatin geç olmasından dolayı Emir'in uyuduğunu düşünerek anahtarı çıkarttım. Daha deliğe sokamadan kapı açıldı.
"Oo gelmişsiniz Ulaş bey." Ağzının içinde yuvarladığı kelimelerle konuşan ve tek elinde bira şişesi tutan Emir oldukça yabancı gelmişti gözüme.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
LİMERENCE (BXB)
Teen Fiction"Ne yaptım ben sana Emir?" "Sen değil Ulaş, ben yaptım. Elimde olmayan sebeplerden dolayı ben getirdim bizi bu hale." 28.09.2021 ~ 19.07.2022
