iyi okumalaar.♡
-
Öyle bir durumun içindeydik ki, kimse ne düşüneceğini bilmiyordu. Yaşadığımız şey karşısında beyinlerimiz bize yardımcı olmayı reddediyordu.
"Arabaya dönüp kapıları kilitleyin. Biz etrafa bakınacağız."
Doktor başını sallarken Seonghwa'nın uzattığı telsizi ona verdim.
"Kanal numarası 1117. Bir şey olursa haber verin ve asla arabadan ayrılmayın."
Hepsinin arabaya bindiğini gördükten sonra diğerlerine döndüm.
"Çok saçma biliyorum ama kafasında büyük bir kesik olan beyinsiz bir zombi arıyoruz."
Silahlarımızı sıkıca tutup binanın arkasına dolandık. Bahçe boştu ve kan izine ya da zombiye dair bir şey yoktu.
Sanki olduğu yerin dibine gömülmüş gibiydi, hiç bir iz bulamamıştık. Mecburen elimiz boş bir şekilde arabanın olduğu yere geri döndük.
"Biz bir şey fark ettik. Kan izlerinin yan tarafına bak."
Gösterdiği yere bakınca kanlı bir ayakkabı izi olduğunu farkettim. Çok büyük değildi, tek adımdan sonrası yoktu.
"İkimizden birine ait olabilir belki?"
"Olabilir ama uçmadık ya sonuçta, devamı nerede?"
"Acaba üsten biri araştırma için götürmüş olabilir mi?" diyerek fikrini ortaya attı San.
Kafamız çok karışmıştı, milyon tane fikir üretsek de hiç biri mantıklı gelmiyordu.
"Altı kişi onu bulmamız imkansız... Daha fazla kişiye ihtiyacımız var ama bunu nasıl yapabiliriz bilmiyorum."
Doktor işin arkasındaki sırrı hepimizden çok merak ediyordu ve bu yüzden endişesi belli oluyordu.
"Üsse dönelim, ben halledeceğim."
Herkesin çok dalgın ve düşünceli olduğu bir yolculuktan sonra üsse ulaşmıştık. Tüneli geçip bahçeye girdikten sonra arabayı rastgele bir yere bırakıp indim.
"Gidin biraz dinlenin, müdürle konuştuktan sonra çağıracağım sizi."
Hepsi kaldığımız binaya giderken ben diğer binaya girdim. Üs müdürüyle, yüzüne kafa atmadan konuşmaya çalışacaktım. Başarabileceğime inancım yoktu ama yine de deneyecektim.
Asansörle en üst kata çıktıktan sonra odaya doğru yürüdüm. Kapıyı çalmadan içeri girerek masanın önündeki koltuğa oturdum.
"Sizi odamda görmek ne kadar güzel."
"Üç tane askeri birlik ve helikopterler yarım saate hazır olsun. Önemli bir araştırma için dışarı çıkmamız gerekiyor. İstediğimi yapın çünkü lafımın ikiletilmesinden hiç hoşlanmam."
Koltuktan kalkarak kapıya yürürken müdürün arkamda konuşmasıyla durdum.
"Tatlı çocuk Mingi ne ara bu kadar hırçın olmuş?"
"Ne ara olduğunu çok iyi biliyorsun."
Açmak için kapı kolunu tuttuğumda iğrenç kahkahasını duydum. Kendimi sakin tutmaya çalışırken kafamı çevirip yüzüne baktım.
"Yabancı bir millet şöyle der, öfkeyle kalkan zararla oturur. Dikkatli ol Song Mingi. Lanetinle etrafındaki herkesi zehirliyorsun. Yeni kurbanlar yaratma artık."
İki arkadaşım, doktor, kimyager ve psikiyatristten bahsediyordu.
Sinirle bacağımdaki silahı çıkarıp yüzüne doğrulttum. Sıkmayacağımı bildiği için hâlâ gülüyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
doctor's soldier | yungi
Fanfictionhükümet ülkenin en iyi doktorunu araştırma için, en iyi askerini de onu koruması için felaket bölgesine gönderir. [020422] [woosan+seongjoong+jongsang]
