UMUTLAR VE KIRIKLAR

2.8K 116 11
                                        




On altıncı bölüm


Süreyya, gözetmenin sesiyle kitapçığı kapattı. Yüzünde zafer gülümsemesiyle teslim etti. Derin bir nefes vermişti sonunda, sonunda hayallerine bir adım daha yaklaşmış hissediyordu kendini. Azıcık bile tedirginliği yoktu.

Dışarıda, merdivenlerin başında Aslan'ı görünce gülümsemesi daha da büyüdü. Boynuna atlayıp sarılmamak için zor tutuyordu kendini.

Aslan, onu öyle gülerken görünce içine su serpildi sanki. Zaten emindi Süreyya'dan. Tuttuğunu koparan, azimli bir kadındı hep. Mutluluktan ne diyeceğini bilemez halleri onu da gülümsetmişti.

" Sınavın iyi geçmiş anlaşılan. Böyle güldüğüne göre..."

Süreyya yerinde duramaz bir halde;

"Evet, çok güzel geçti, hepsini yaptım. Belki birkaç yanlışım vardır ama çoğundan eminim. İçim içime sığmıyor, çok mutluyum çok..."

Aslan, Süreyya'nın coşkusunu görünce, arkasında sakladığı elini uzattı ona. Avuçlarında tuttuğu telefonu görünce vereceği tepkiyi kaçırmamak için pür dikkat izledi onu.

Süreyya telefonu görünce, gözleri kocaman açıldı. Şaşkınlık ve mutluluk karışımı bir ifadeyle bir an Aslan'ın yüzüne bakıp kendini tutmayı bıraktı. Kollarını Aslan'ın boynuna dolayıp sımsıkı sarılıverdi. Hiçbir şey için kaygılanmak istemiyordu bu gün. Gönlünden nasıl geçiyorsa öyle davranacaktı. Tekrar tekrar;

"Teşekkür ederim, teşekkür ederim, teşekkür ederim..." Diyerek minnetini anlamasını diledi.

Aslan sevineceğini düşünmüştü ama bu kadarını tahmin edememişti doğrusu. Ellerini beline dolayıp dolamamakta ufak bir tedirginlik yaşadıktan sonra, nazikçe onu rahatsız etmeden koydu ellerini beline. Ona sarılmak içinde tuhaf bir his uyandırmıştı yine. Hem tanıdık hem yabancı bir his...

"Rica ederim Süreyya, erken tebrik hediyesi olarak kabul et, teşekküre lüzum yok."

Süreyya usulca kollarını çözüp;

"Olur mu öyle şey, sen dünyaları verdin bana. Benim için çok önemliydi. İnce düşüncen için tekrar teşekkür ederim." Dedi.

Aslan belki farkında değildi ama Süreyya için hem acı hem lazım gelen bir şeye vesile olmuştu. Artık, ondan uzak durması için bir sebebi vardı. Kalbine şifa olacaktı bu hediye. Hem de çok sevdiği öğretmeniyle tekrar konuşma fırsatı bulacaktı.

Eve dönmeden birlikte dondurma da yemişlerdi. Her şeyi bir kenara bırakıp sohbet etmek, normal iki insan gibi vakit geçirmek ikisine de iyi gelmişti.

Aslan, sadece Süreyya'nın yanında unutuyordu Gül'ün yokluğunu. Gül'le asla böyle paylaşımları olmamıştı. Beraber havadan sudan sohbet edip, sokaklarda dolaşamamışlardı. Neli dondurma sever bilmiyordu mesela... Onu mutlu etmek Süreyya'yı etmek kadar kolay değildi. Gül, güçlü bir kadındı ama onunki hırstan ve cüretten gelirken, Süreyya'yı güçlü kılan şey hayalleri ve umutlarıydı. Üstelik onun neli dondurma sevdiğini de biliyordu artık. Vişneli ve limonlu... Farkında olmadan bunu aklının en derin yerine kaydetmişti.

***

Sınavdan birkaç hafta sonra, Süreyya tekrar ders çalışmaya başlamıştı. Hala öğretmenini arayamamıştı. Ama her gün Hayriye'yle konuşuyorlardı mutlaka. Ona olanları rahatça anlatmak yüreğinin yükünü hafifletiyordu. Birkaç gün önce, Aslan'ı elinde bir mektupla odasında ağlarken bulduğunda, bunu sadece Hayriye'ye anlatabilmişti. Gül, artık onu bekleyemeyeceğini, kendisine yeni bir hayat kurmak istediğini ve onu sevmediğini söyleyen bir mektup yazmış ve gitmişti. O gün, Aslan ona sarılıp ağladığında içinin nasıl ezildiğini, sonraki günlerde her gece Aslan'ı odasına taşıyıp sabaha kadar acısının başında nasıl nöbet tuttuğunu sadece arkadaşına anlatabilmişti.

SÜREYYABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin