"Beren biz senin abileriniz." Koca adamın yaptığı berbat açıklama ağlamamı durdurmuştu şimdi. Gerçekten böyle bir bahane mi bulmuşlardı?
Burnumu çekerek koca adamın hemen arkasında kalan dördüzlerime baktım. Onları yanıma çağırmıştım ama onlar beni dinlemek yerine bu yabancı adamı dinlemişlerdi. Onlara kızgındım. Bunu unutmayacaktım.
"Size yanıma gelin dedim ama gelmiyorsunuz. Bunu unutmayacağım..." onların ne hale geldiğini umursamadan önümdeki koca korkunç adama baktım. Bana açıklama yapacağım diye yalan söyleyen koca korkunç adama.
"Önümden çekil lütfen. Açıklamalarınız da mantıklı olsun." Bir adım yana kaydığım sırada adam da benimle kayarken kalbim tekrardan korkuyla çırpınmaya başlamıştı. Nefesim daralıyordu, sanki duvarlar üzerime geliyordu.
"Beren..." dedi adam. Sesi bile insanı ürkütmeye yeterdi. Ya ben çok paniklediğim için her şey kulağıma öyle geliyordu ya da gerçekten yapısı böyleydi. İkinci seçeneği seçiyordum şahsen.
"Sana yalan söylemiyorum, asla yalan söylemem sana. Biz senin abileriniz." Hala diretmeye devam ederken içimden ona kadar saymaya başladım.
1
2
3
"Beren..." dedi tekrar adam. Derin bir iç çekti. İçi gidiyormuş gibi baktı bana. "Cevap vermeyecek misin? Yemin ederim sana yalan söylemiyorum."
4
5
"Gidin artık görmüyor musunuz? Böyle olmaması lazımdı." Baran'ın öfkeli sesi kulaklarıma dolarken sanki zaman durdu o an. Ayaklarım gücünü kaybederken yere çöktüm yavaşça. Baran adamı reddetmemişti.
Baran adamı reddetmemişti.
"Daha önce söylemeniz gerekirdi! Size bir hafalık süre verdik ama ne yaptınız? Hiçbir şey! Daha önceden söylemeniz gerekiyordu!" Daha önce hiç duymadığım bir sesti bu. Sanırım yabancı adamların sonuncusuydu.
Hayır, bu doğru olamazdı. Kendine gel Beren! Bunun olma ihmali yoktu, sıfırdı. Ki olsa bile dördüzlerin sana söylerlerdi.
Karşımdaki adamda benimle beraber yere çökerken ona bakmaya korktuğum için yere bakıyordum sadece. Komikti bu. Eğer abim olsaydı ben nasıl korkardım ki ondan?
"Abi çekil artık görmüyor musun korkuyor kız!" Dedi bir adam. Bu yumuşak sesli olana aitti. Onunla göz göze geldiğimizde, az önce abisine bağırırkenki sert yüz ifadesini yumuşatmıştı hemen.
Gözlerimi hızla çekip benimle yere çökmüş adama baktım. Kardeşinin uyarısına rağmen de kalkmamıştı ayağa. Hala dibimde benimle beraber yerde oturuyordu. Kafamı iki yana salladım. "Böyle bir şeye inanacağımı sanmayın. Hem nerden bileceğim yalan söyleyip söylemediğinizi?" Bu soruyu sormam kabul ettiğimden değildi, sadece onların yalan söylediğini ortaya çıkarıp sonra da kalan sırlara geçmekti hedefim.
Adamın hafif dudakları kıvrılır gibi olsa da dudaklarını birbirine bastırıp kafasını yumuşak bakışlı adama çevirdi. "Kağıtları ver."
Nezaketten oldukça yoksun bir şekilde konuşmasına her ne kadar göz devirmek istesem de kendime ağladığımı hatırlattım. Ve karşımdaki devi.
Yumuşak bakışlı adam da bu sefer bize doğru gelirken yerimde rahatsızca kıpırdandım. En son gözlerim Barın'la kesiştiğinde hızla önüme döndüm. Korkuyordum ve onlar sadece izliyordu.
"S*kerler böyle işi." Dedi Barın. Kafamı kaldırıp neden dediğini anlamak için baktığımda buraya doğru geldiğini gördüm. Barın bana doğru geliyordu!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BEREN
Teen FictionAnne ve babalarının hataları içinde doğup büyümüş dördüzler, ayrılmak zorunda kaldığında geri dönüşü olunmayan yollara girmişlerdi. İki yıl sonra tekrardan ölen anne ve babalarının cenazesinde karşılaştıklarında artık ortadaki tek gerçek, Kimse eski...
