31. bölüm

531 26 2
                                        

Medyada Ally'nin kostümü...

" Sophie bence sana cadı kostümü almalıyız. Yakışır."

Sam'in neden bu kadar endişelenmesini anlıyorum. Keşke bende evde kalsaydım.

Sophie, Emily ve beni sabahın dördünde kaldırmıştı. Açılan mağazalardan -ki bir ya da iki tane açılmıştı- kostüm bakmıştık. İlk girdiğimiz mağzadan Sam için korsan kostümü almıştık. Deri, bol paça pantolon ve straplez, kollu gömlek. Emily'e yeşil peri kostümü almıştık. Şimdi ise Sophie ve bana bakıyorduk.

" Hmm... bunu deneyeceğim. " Gösterdiği kostüme baktım. Cadı kostümü. Kısa fırfırlı siyah, kırmızı bir elbise. Kabinden çıktığında yanımdaki görevlinin yutkunduğunu duydum. Bende Sophie'ye baktım. O elbise dışardan daha uzundu sanki...

Arkadaşımı korumak amacıyla onu kabine geri ittim ve bağırdım.
"Bence bunu alalım."

Kabinden çıktığında Emily de yanımıza gelmişti.
"Aaaaaaaa!" diye cırladı Sophie. Cırlamasıyla Emily'nin yere kapaklanması bir oldu. "Ne oldu?!?!"

" Ally! Bu sana çok yakışır!" diye bağırdı beyaz bir elbiseyi üzerime tutarak . Gözlerimi devirdim. Aslında güzel elbiseydi. Diz kapağının biraz altında bitiyordu.
Sophie beni bir kabinin içine soktu ve elbiseyi üstüme attı. Kapıyı da çarparak kapattı. Bunun derdi ne?

Hızlıca elbiseyi giydim. Fena değildi. Makyaj yapmayı çok sevmezdim. Ama bu elbisenin yanında kırmızı ruj iyi giderdi. Kabinin kapısını açtım. Emily etrafını seyrediyordu. Sophie. Sophie yoktu. Heralde bir şeye takılı kalmıştır. Kabinden çıktığımda Emily bana dönüp gülümsedi.

" Çok güzel olmu-"

Kafamda bir baskıyla başımı yere eğdim. Kafamı sağa çevirdiğimde Sophie'nin saçıma bir şey takıyordu ve bunu beğenmişti. Nereden mi anladım. Gözlerini kısıp, burnunu buruşturdu.

" Süper!!!!!!"

*

Eve geldiğimizde saat 7:00'ydi. Yemeğe daha yarım saat vardı. Eve girdik. Arkamızı döndüğümüzde Emily ve bana sırıtarak bakan bir Sam vardı. Ona fazla abarttığını söylemiştim ama ne demişler insan yaşayarak öğreniyor.

" Dediğinden daha kötüymüş."
Ayaklarım zonkluyordu, ayrıca kolumu kaldıracak gücüm yoktu. O yüzden hızlıca Sam'in yanından geçerek hızlıca odama girdim. Kendimi hemen yatağa atıp uykuya daldım.

Emily'nin Ağzından...

Hemen James'in odasına girdim. Yine o saçma sapan kitaplardan birini okuyordu. Kitabı kapatıp yerine koydu.

" Hani ölmüştü?" dedim.

" Efsane öyle diyor ama sadece Samantha öldü. O değil. "

" Peki nasıl bulmayı planlıyorsun?"

" Direk karşısına çıkacağız. "

Dudaklarımı büzüp " bu planı sevmedim. Neyse Gute Nacht."

" Gute Nacht" dedi masanın üzerinde olan kağıtları toplarken. Onunla Almanca konuşmayı seviyordum. Onu ilk gördüğümde tamamen Almanca konuşuyordu. Bunun sebebi Alman olması değildi. Zaten Alman değildi. Annesi ile babası pek anlaşamazdı. Annesi kavga çıkarırsa Almanca, babası kavga çıkarırsa bizim dilimizde konuşurdu.

*

Ally'nin Ağzından...

Gözlerimi açtığımda saat 6:00'ydı. 6:00 mı?!?!?! Kimse mi beni uyandırmamıştı. Aman tanrım! 12 saattir uyuyordum. Ayağa kalkıp gerindim. Her yerim tutulmuş. Emily yatağında mışıl mışıl uyuyordu. Tabi ki sabah saat altıda kalkarsam böyle olur.

SeçilmişlerBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin