31. Bölüm

4.1K 411 34
                                        

31. Bölüm

Ben yine de ısrarla senin bahçende büyümek isteyen papatya olacağım.

Susuz kalsam da büyümek için uğraşacağım.

Reşat Nuri Güntekin

Esengül Bolat...

Seviyordum.

Ben Alper'i çok seviyordum ve artık kalbimdeki o savaşı bitirmiştim. Ben onunla, onun sevgisiyle savaşamayacağımı anladığımda bitirmiştim inat etmeyi. Onu görmüştüm, ona dokunmuştum, onu dinlemiştim, onu seviyordum ve en önemlisi ben onu çok özlemiştim. Öyle çok özlemiştim ki gece ayrı bir odada bile uyuyamamıştım. Yüzünü görmediğim an, kokusunu soluyarak bir gece geçirmek isteyecek kadar çok özlemiştim. Öyle çok özlediğimden ne gurur kalmıştı ne de inat.

Sonra bir sürü ihtimali düşünmüştüm. Bir sürü ihtimal kurmuştum zihnimde. Hepsi Alper'sizdi ve hepsi mutsuz etmişti. Ben bunları düşündüğümde o ihtimallerin bile sonucuna varamamıştım zihnimde. Gerçeğinde nasıl yaşayacaktım o halde? Yaşayamazdım. Yaşamak da istemeyeceğimi fark ettim zaten. O yüzden ben kendimle, kalbimle, aklımla olan savaştan Alper'e vararak çıktım.

Kırgındım, kızgındım ama onsuz olmak istemiyordum. Zaman her şeyin ilacıysa bizi de iyileştirecekti o halde. Ben buna inandım yani inanmak istedim. O yüzden de her şeyi o zamana, akışa bırakarak bir yola çıktım.

Ara tatile denk gelen o dönemden birkaç gün öncesinde izin kullanarak İstanbul'a doğru yola çıktım. Yani çıktık. Alper ve ben. Bu kararı kendi içimde vermek kolay olmadığı gibi paylaşmakta kolay olmadı elbette. Annemi arayıp öncesinde biraz olan biteni anlatmak istedim. Ben bile Alper karşıma çıktığında aklımı kaybedecek gibi olmuşken annemlerin yaşı gereği nasıl tepki vereceklerini bilemedim. Bir tek annemlerde değildi elbette. Seher babaanne de Alper'den sonra çökmüştü. Allah'a inancı olduğundan dilinden hiç sitem duymamıştım lakin sadece o canı alsın diye bekleyerek yaşadığını görmüştüm dönerken. Şimdi ona da haber verilmesi gerekiyordu ve bunu sağlıklı bir şekilde yapmak gerekiyordu. Anneme anlatmak kolay olmadığı gibi onun endişelerini yok etmekte kolay olmamıştı.

İlk söylediğimde tepkisi aklımı kaçırdığımdı mesela. Benim de kendim için düşündüğüm gibi. Onu ikna etmek için Mir Aslan abiyi de sohbete bağlamak zorunda kalmıştım. Ondan dinleyince o ilk şokun etkisiyle öylece kalmıştı ama sonrasında sorduğu ilk soru şimdi ne olacak olmuştu.

Tam olarak o noktada gelince konuşuruz demiştim ve şimdi tam olarak o gitme noktasındaydık. Uçak kalkalı 40 dakika kadar olmuştu ve inme anı yaklaştıkça daha da geriliyordum.

Alper de benden farksız değildi. Uçağa bindiğimizden beri aramızda çok fazla bir sohbet geçmemişti. Kolumu kolunun arasına geçirmiştim ve o elimi tutuyordu. Başını bana doğru çevirmiş, koltuğa yaslamış bakışlarını üzerimden hiç çekmiyordu. Ben ise yaşayacağımız o anlar zihnimde bir kaosa dönüşürken oradan çıkmaya çalışıyordum.

Derince bir soluk aldığım o an boşta olan elinin tersiyle yanağımı okşadı ve ''Zihninde büyüttüğün her şey gerçekte olacaklardan daha büyük biliyorsun değil mi? Kurduğun hiçbir şey olmayacak.'' Dedi.

Duraksadım ve Alper'e doğru döndüğümde ''Gerçekten mi?'' diye sordum. Çünkü zihnimde babam çok katı bir duruş sergiliyordu çünkü ve ben büyük bir karmaşa yaşayacak mentalde olup olmadığımı bilmiyordum. Düşündükçe korktum, kaçmak istedim.

''Olsa ne olacak ki Esengül?'' diye sordu zihnimi rahatlatmak ister gibi. ''Sen beni istedikten sonra seni benden kim ayrı düşürebilir şu saatten sonra. Kimden korkuyorsun?'' Ben cevap vermedim ama o gözlerimden o korkuyu anladı ve ''Baban mı?'' diye sordu. ''Korkma. Hiçbir şey olmayacak. Ben buna izin vermem.''

MirBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin