30 ~ If I Could Fly

1.2K 85 29
                                        

Geciktiği için uzun bir bölümle geldim ancak sıkıldığınızın fazlasıyla farkındayım. Bu yüzden en fazla on bölüm içinde hikayeyi toparlayarak final yapmaya çalışacağım. Gecikme sebebim, iki hafta boyunca yoğun bir yazılı temposuna girmiş olmam. Bırakın yazmayı, uyumak için vakit bulamadım ve işin kötüsü ne biliyor musunuz? Çalışmalar işe yaramadı. Multimedyayı Deniz'in piyano çalışı olarak düşünebilirsiniz. Okurken hayal edin, bir an gerçekten Niall'ı öyle düşünün. Ben düşündüğüm zaman yüzüme koca bir gülümseme, içime huzur yerleşiyor. Belki sizin de içinizi ısıtır bu hayali adam. Umarım beğenirsiniz, iyi okumalar!

Gece lambasının ışığı yüzüme vururken daha fazla aydınlığa gerek duymadan bir fotoğraf çekildim. Uykulu olduğum açıkça gözlerimden belli oluyordu. Üzerine "Uyuyamıyorum" yazdıktan sonra snapi attım ve sosyal medyada gezmeye devam ettim. En fazla iki dakika sonra Niall bana snap atınca yorgun bir gülümseme ile açtım. Aynı şekilde çekildiği fotoğrafta üstü çıplaktı ve mavi gözlerini kısarak tek kaşını indirmişti. Üzerinde "Ben de uyuyamıyorum" yazıyordu. O kadar güzeldi ki ekran görüntüsü almak istedim ancak bunun bildirim gönderdiğini hatırlayarak saniyelerin bitip snapin kayboluşunu izledim. Uykuluyken çok güzeldi, kahkaha atarken çok güzeldi, yürürken güzeldi, yemek yerken güzeldi, ağlarken dahi güzeldi. Buna anlam veremiyordum, yüzü masum bir bebeğinki kadar tertemizdi. Erkekler yakışıklı olurdu ama tek tük çillerinin beyaz tenine bıraktığı küçük izlerle bir kadından bile daha güzeldi. Kalbim bir an aşkla dolduğunda gözlerim de aynı şekilde olmuştu. 

''Sanırım dışarı çıkacağım, gelecek misin?'' diyerek mesaj yoluyla snapine karşılık verdim. Yataktan kalkarak pijamamı değiştirme gereği duymadan üstüme bir hırka aldım, nasılsa eşofman takımı gibi gözüküyordu. Telefonumun ekranı yanıp söndüğünde elime aldım. ''Çıktım bile.'' 

Gülümseyerek kartımı hırkamın cebine yerleştirdikten sonra odamın kapısını açtım. Karşı duvara yaslanmış beni bekliyordu ve kalbimdeki hisler her saniye daha fazla artıyordu. Beraber koridorda ilerleyip asansöre yetiştiğimizde bir süre durup ikimiz de merdivenlere yöneldik. Aynı anda yaptığımız hareketlere gülüşmemek elde değildi. 

''Müzik odasına gitmeye ne dersin?''

Gemi güvertede sabahlayan insanlar haricinde boş ve sessizdi. Onayladıktan sonra hiç konuşmadan merdivenlerden inmeye başladık. Onunla bu kadar yakın oluşum kalbimin atışlarını zirveye çıkarıyordu. Müzik odasını hiç görmediğim için onun adımlarını öylece takip ediyor, yanımda olduğu her saniye yaptığım gibi yüzünde gözlerimi gezdiriyordum. Bir kapının önünde durduktan sonra yavaşça araladı, içeride kimse olmamasına rağmen ortam tamamen aydınlıktı ve cennet gibi bir yerdeydim. Ortadaki koca sahnenin üstünde duran asil piyano bulunduğum yerden en ince ayrıntısına kadar belli oluyordu. Hangi müzik aletini ararsanız var gibiydi.

''Harika.'' diye mırıldandıktan sonra yavaşça piyanoya doğru ilerledim. Bu hep böyle oluyordu. Piyanoyu gördüğüm anda çevremdeki her şey siliniyordu ve ister istemez adımlarım beni ona götürüyordu. Yavaşça sandalyesine oturup kapağı kaldırdığımda yüzümde hafif bir gülümseme oluşmuştu.

"Buldum!"

Niall'ın heyecanlı sesi ile irkilerek ona döndüğümde yorgun yüzündeki heyecanlı ifadeyi görmem ister istemez benim de heyecanlanmama yol açmıştı. Telefonunu açtı ve hızla bir şeyler yaptıktan sonra bana uzattı. Bir şarkının notaları vardı.

"Hani sana yeni albümdeki bir şarkıdan bahsetmiştim ya, onu çalarak video çekecektik. Madem ikimiz de uyuyamıyoruz, o zaman bunu yapalım işte! Hem hayranlar da sevinir."

Bir an kalbimi açıp Niall'ı oraya yerleştirmek ve hiç çıkarmadan orada yaşatmak istedim. Bu çocuğun kalbine kadar güzel olduğu gerçeğini her saniye daha fazla anlıyordum.

All Of Me / NHBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin