İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

10. Bölüm

290 12 4
                                        

Biraz dinlendikten sonra aşağıya indim. Ben tam indiğimde Joe ve ailesi evden gitmek üzereydiler. Koşarak geçirmeye gittim. Kapı kapandığında annemler bu davranışımın hiç hoş olmadığını söyleyip durdular. Tabi kendileri benim yaşadıklarımı bir bilseler…

    Sabah olduğunda her şey yine aynı şekilde devam etti. Kalktım, üzerimi değiştim, kahvaltımı yaptım ve kapıda Joe’ beni bekler bir şekilde buldum. El ele okula gittik. Ders başladı, Miley!e son zamanlarda fazla sır vermeye başladım çünkü ona güvenebileceğimi biliyordum. Selena ise aklı bir karış ileride. Justin ile çıktığından olsa gerek. Justin acaba ne zaman gelecek? Selena gelmesi için sabırsızlanıyor hatta geldiği ilk gün ne giyeceğini hayal ediyor. Son zamanlarda dersleri bir hayli boşladım. Dikkatimi derse vermeye çalıştım. Bayan Holt bizlere arkamızı yaslanmamızı ve gözlerimizi kapatmamızı istedi. Dediği gibi yaptım ve gözlerimi kapattım.  

  Şimdi bir yer hayal edin, sadece size ve en çok değer verdiğiniz insana… Berabersiniz ve çok mutlusunuz. Erkek arkadaşınız, normal bir arkadaşınız veya aileden olabilir. Çok mutlusunuz ve bu mutluluğun hiçbir şekilde bozulmayacağına eminsiniz. Sonra birden üzerinize üzerinize karabulutlar geliyor. Sevdiğiniz kişiyi sizden almaya çalışıyor ve onu kurtaramıyorsunuz. Elinizden hiçbir şey gelmiyor. Eliniz kolunuz bağlı ve sevdiğiniz kişi gittikçe sizden uzaklaşıyor. Karnınız ağrıyor ve başınız çatlıyor. Tam sevdiğiniz kişi kaybolunca kımıldayabiliyorsunuz  ama iş işten geçmiş oluyor. Şimdi gözlerinizi açın ve bana ne hissettiğinizi söyleyin.

Gözümden yaş aktı Joe’yu düşündüm ve gidişini. Bayan Holt yanıma geldi ve ne hissettiğimi sordu. Bende acı hissettiğimi söyledim. O kadar büyük bir acı ki sanki beni öldürüyordu dedim. Evet aynen öyleydi, düşünmesi bile tüğlerimi diken diken etti. Sınıfta birkaç kişiye daha sordu ve sonra çıkış saatimiz geldi. Koridorda ilerlerken kapı aklıma geldi. Girmek ve girmemek arasında tereddütte kaldım. Ne yapacağımı bilmiyordum. En sonunda girmeye karar verdim. Kapıyı yavaşça açtım. İçerisi yine bomboştu. Hayır buraya birisi girmiş  hemde benden sonra. Bunu nereden anladığımı sorarsanız, ayak izleri var. Bunlar dün yoktu bunun için yemin edebilirim. Ayak izlerini takip ettim ama bir duvarda bitiyordu. Bu duvar en son ölen kız Özgennur Jonas’ın tablosuydu. Geriye giden ayak izleri yoktu, şimdi bu ne anlama geliyordu. Tablonun yanında sönmüş bir meşale vardı. Elimi gezdirdim ve hafifçe ileri ittim. Biranda gizli bir kapı açıldı. Çığlık atmamak için kendimi zor tuttum. İçeri girmeye korkuyordum çünkü karanlıktı. Şimdi burada Joe’nun olması için nelerimi vermezdim. Korkumu yenmeliydim, eğer gerçekleri öğrenmek istiyorsam korkularımı yenmeliydim. İçeri girdim ve otomatik ışık yandı. İleride bir ışık vardı. Kalbim deli gibi atıyordu ve burası çok sessizdi, oldukçada ürkütücü. İçeri girdim ve bayılacak gibi oldum. O çocuk oradaydı. Burada ne işi vardı ve burayı nasıl bulmuştu. Bir an kaçmak istedim ama çocuk konuşmaya başladı.

-         Bende seni bekliyordum.

-         Beni mi?

-         Evet seni.

-         Nasıl yani.

-         Dün burayı keşfettiğini gördüm.

-         Ama sen okulda değildin ki.

-         Hayır okuldaydım sadece derslere girmedim o kadar.

-         Ne yapmaya çalışıyorsun, seni tanımıyorum bile.

JEMİ AŞKIBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin