Joe Miley ile öpüşüyor. Bu nasıl olur. Bunu bana nasıl yapar. Sırf o fotoğraflar için mi? Joe’yu geçtim Miley, Miley bunu bana nasıl yapar. Joe ne yapmaya çalışıyor. Yakın arkadaşımı öpünce çok fazla üzüleceğimi mi? Fenalaşıp hastaneye götürüleceğimi mi? Ne yapma çalışıyor hiç bilmiyorum. Birden ağlamaya başladım ve Selena hadi gel Demi buradan gidelim diyor ama Joe’ya doğru gitmeye başladım. Joe ve Miley ayak sesimi duyunca bana baktılar. Koştum ve Joe’ya bir tokat attım. Sırf bana inat böyle bir şey nasıl yapar? Bu çok iğrenç. Oysa ben Joe’ya bu kadar aşıkken o bana nasıl ihanet eder. Ben ona ihanet etmedim ama o, hem de gözlerimin önünde. Koşarak oradan ayrıldım. Selena arkamdan koşuyor en sonunda gitmesini söyledim. Yalnız kalmam gerekiyordu. Daha doğrusu yapmam gereken çok önemli bir şey var. Demek beni hayatında görmek istemiyor tamam o zaman hayatında bir daha olmayacağım. Eve kadar koştum. Nefes nefese kalmıştım. Kapıyı annem açtı. Ne olduğunu sorup sorup duruyordu. Bir şey olmadığını söyleyip duruyordum. Sadece birkaç eşya alıp çıkacaktım. Annem ikna olmamış gibiydi. Onu kırmak istemiyordum ama en sonunda bunu yaptım. “ Küçük bir işim var anladın mı? Yalnız kalmam gerekiyor git buradan!” dedim. Aslında bunu dedikten sonra pişman olmuştum. Sonuç olarak o benim annemdi ve kötülüğümü istemiyordu. Şuan hiçbir şey anlatacak durumda değildim. Dolabımı açtım ve Joe’nun evlenme teklifi ettiği günkü cd’yi ve albüm resmimi aldım. İçinde çoğu Joe ve benim, birazı ailemle benim, birazı da lunaparktakiler. Evden hızlıca çıktım. Annem nereye gittiğimi sorup durdu. Cevap vermedim. Koşuyordum…
Ne olmasını bekliyordum ki. O fotoğraflar benim hayatımı bitirdi. Lunaparkta gördüğüm yamaca doğru gidiyordum. İlk defa göreceğim ve daha doğrusu son olarak göreceğim yer…
Koşmaktan yoruldum ve durdum. Bir taksiye bindim. Yerini tam olarak bilmiyordum ama gördüğüm kadarıyla anlattım. Adam bu işleri biliyor beni hemen oraya götürdü. Teşekkür ettim ve taksiden indim. Yavaş yavaş ilerliyordum. Yamacım tam uç noktasına oturdum ve aşağıya baktım. Evet biliyorum bu çok tehlikeliydi. Zaten ben öldüm, şimdi buradan düşsem ne fark eder ki. Aradan bir saat geçti. Bütün hatıralarım gözümün önünde canlanıyordu. Bunun üstüne bir saat daha geçti. İki saattir buradayım. Ayağa kalktım. Ayaklarım uyuşmuştu. Biraz kendime gelme çalıştım. Tam kollarımı açtım atlayacaktım ki biri koşuyor ve adımı söylüyordu. Bu sesi tanıyordum. Bu Joe’ydu. Burada ne işi vardı? O sözlerden ve Miley’le olanlardan sonra. Onun yüzünü dahi görmek istemiyordum. Ama tam atlamak üzereyken Joe beni engelliyordu.
“Demi ne olur beni dinle, dur ne olur bir şey yapma kendine. Biliyorum sana çok kötü sözler söyledim ama hepsini kızgınlıktan söyledim. Yemin ederim… Sen hayatımda olmazsan ben yaşayamam. Miley’i neden öptüğümü de bilmiyorum. Biranda oldu işte… Sana o kadar sinirlenmiştim ki. Selena her şeyi anlattı. Kendimi çok aptal hissediyorum. Ne olur beni affet. Yalvarıyorum sana… Lütfen… Lütfen Demi kendine zarar verme…”
Ağlamaktan artık hiçbir şeyi anlamaz bir hal aldım. Joe’yu çok zor anlıyordum. Kendimden bezmiş gibiyim. Joe elini uzattı. “ Hadi lütfen Demi gel, gidelim buralardan.” Dedi. Her şey çok geçti. Joe’ya tek bir kelime bile söylemedim. En sonunda bir şeyler söylemek istedim.
“ Gelemem Joe. Sen bana inanamayıp o sözleri söylediğinde beni kaybettin. Miley’i öptüğünde ise işte o zaman geri dönülmez bir şekilde beni kaybettin. O fotoğraflardan dolayı kızgınlığını anladım ama Miley’le olanlardan sonra seni affedemem. Üzgünüm… Hoşçakal Joe…”
Joe Demi diye çığlık attı ve bana doğru koşmaya başladı. O anda kendimi yamaçtan attım. Düşüyordum. Hala Joe’nun çığlıklarını duyabiliyordum. Ceketimin içinde poşete sardığım cd ve fotoğraflar ve ben suya düşüyoruz. Denizin şiddeti düştüğümde beni yaktı. Batıyordum. Dalgalar beni bir ileri bir geri götürüyordu. Çırpınmaya başladım ama bunun faydasız olduğunu biliyordum ve kendimi bıraktım. . İşte batıyordum, denizin içinde bir sonsuzluğa…
SONNNN….
