Ne diyeceğimi bilmiyordum. Niall bu 3 yıl boyunca beni hiç yalnız bırakmadı. Onu kırmak istemiyorum ama evet demekte istemiyorum. Bunun için erken olduğunu düşünüyorum. Beklide Niall’den zaman istemeliydim. Bunu anlayışla karşılayacağını düşünüyorum. Sonuç olarak yaşadıklarım bir hayli zor. “ Niall ben senden zaman istiyorum. Bu zor bir karar. Seni sevmediğimi düşünme ama biraz düşünmeye ihtiyacım. Son zamanlarda yaşadıklarım kafamı allak bullak etti.” Dedim. Gülümsedi ve bana baktı sonrada elimi tuttu. “ Elbette düşün Demi. Seni gerçekten anlıyorum.” dedi. Anlayışla karşılayacağını biliyordum. Dönme dolap hareket etti ve işte iniyorduk. Manzaraya son bir kez baktım. Aşağı indiğimizde Niall’in yüzü biraz asılmıştı. Sanırım bu cevabı beklemiyordu. Kafamı çevirdim. Biri asansöre biniyordu. Bir saniye bu çocuk o fotoğraflardaki kişi.. Eğer onunla konuşabilirsem ailemi bulabilirim. Niall’e baktım ve birazdan döneceğimi söyledim. Koşarak asansöre gittim. Kapı tam kapanıyordu elimle tuttum. Çocuk önüne döndü ve ben asansöre bindim. Şaşkın bakışlarla bana bakıyordu ve birden asansör kapısı kapandı. Çocuk bana sarıldı. Adı neydi hatırlamıyorum ama J ile başlıyordu sanırım.
“ Demi sen yaşıyorsun. Sen hayattasın ve karşımda duruyorsun. Seni ne kadar süre aradım biliyor musun? Neden atladın o yamaçtan. Bunu bana nasıl yaptın? Hadi beni geçtim bunu ailene nasıl yaptın Demi?”
Bu çocuğun dediklerini tam olarak bilmiyordum ama görünüşe bakılırsa hakkımda çok fazla şey biliyor. “ Üzgünüm seni tanımıyorum “ dedim. “ Ne!” dedi.
“ Hakkımda hiçbir şey bilmiyorum. Ailem kim? Sen kimsin? Burada mı yaşıyordum? Soyadım ne? Kardeşlerim var mı? Neden atladım? Anlıyor musun hiçbir şey hatırlamıyorum. Lütfen bana yardımcı ol. Gerçekleri öğrenmek istiyorum.”
Çocuk şaşırmıştı. Asansörün düğmelerine bakıyordu. “ Yoo olamaz “ dedi. Ne demek istediğini anlamamıştım. “ Bizim zemin katta durmamız gerekiyordu.” Dedi. Görünüşe göre eksi katlara iniyoruz. Düğmelere basıp basıp duruyordu ama işe yaramıyordu. “ Ne oldu?” diye sordum. “ Yiyeceklerin dondurulduğu kata iniyoruz. Oraya bu kıyafetlerle inersek ölürüz.” Telaşlandım. Ne yapacaktık biz şimdi. Asansör indiğinde buz gibi esinti tüğlerimi diken diken etti. Düğmelere basıp basıp duruyordu ama işe yaramıyordu. Tam asansörden çıkacaktım ki dur sesi duydum. “ Ne oldu?” dedim. “ Daha fazla gitme asansörün ısısı dışarıdan daha sıcak içeri gel.” Dedi. Onu dinledim ve yanına gittim . Yere oturdu ve bende yanına oturdum.
- Sen Kimsin?
- Beni hatırlamıyorsun değil mi?
- Üzgünüm.
- Ben Joe.
- Seninle nereden tanıyoruz, sen benim neyin oluyordun.
- Ben senin sevgilindim Demi. Bir hafta sonra nişanlanacaktık biz. Taki sen o yamaçtan atlayana dek.
- O uçurumdan neden atladım?
- Benim yüzümden. L
- Nasıl yani?
- Üniversite de bir çocuk vardı. Bu kişi sana aşıktı ve sen benden bunu gizledin. Senin bir suçun yoktu. ( ağlamaya başladı ) Çocuk seni öptüğünde bir kişi sizin resminizi çekti ve bana verdi. Bende çok sinilendim. Kendime yediremedim ve seni hayatımda görmek istemediğimi söyledim. Çok üzgünüm Demi. Böyle olsun istemedim yemin ederim. Sonra kendimden geçtim. Bunu neden yaptım bilmiyorum. Çok yakın arkadaşın Miley ile öpüştüm. Sende bunu gördün. Sonra koşarak oradan ayrıldın. Daha sonra Selena her şeyi bana anlattı. Hatalı olduğumu anladım ve hemen lunaparka gittim. Sen Selena’ya lunaparkta gördüğün uçurumdan bahsetmişsin. En tepesine geldiğimde gördüm orayı ve koşarak gittim. Tam sen atlayacaktın ve dur dedin. Durmadın ve bana elveda diyip atladın. Seni durdurmak istedim ama yapamadım. “
- Lütfen ağlama. Selena kim bilmiyorum ya da seni de hatırlamıyorum. Anlattıklarına göre bana gerçekten değer veriyorsun.
- Demi lütfen beni affet.
- Olanları zaten hatırlamıyorum ama artık üzülme bak hayattayım.
- Biliyorum ve hala inanamıyorum.
- Burası biraz soğuk oldu ansırım.
- Evet. Hırkamda yok. Buradan hemen çıkmalıyız.
- Belki bağırırsak bizi duyabilirler.
- Hiç sanmam. Bizi buradan duymaları imkansız.
- O zaman ne yapacağız Joe.
- Beklemekten başka yapacağız bir şey yok Demi.
Joe kolunu omzuma koydu. İtiraz etmedim. Biraz daha burada kalırsak donarak ölecektik. Artık düşünmekte zorlanıyordum. “ Joe eğer buradan çıkarsak beni annemle babama götürür müsün?” dedim. Artık bayılacak gibiydim. “ Tabi ki de “ dedi.
“ Sana bir anımızı anlatayım Demi. Liseye giderken sen bir kere tüm okulun karşısında şarkı söylemiştin. Şarkıya başlamıştın bende o gün hiç yapmadığım bir şey yaptım ve sen şarkı söylerken ortasında sana eşlik ettim. O gün sahne korkunu yenmiştin. Bir keresin de de beraber sahile gitmiştik. Pamuk şeker yemiştik. Yüzümüze bulaştırmıştık ve sonra da ben sana bir düzine balon almıştık. Ne güzle günlerdi. Keşke zamanı geriye alabilseydim.”
“ Artık Joe’yu duyamıyordum. “ Demi iyi misin? Demi uyanık kalmalısın. Beni duyabilir misin? Yardım ediiiiiin! Demi, demi kendine gel. Demi lütfen, seni bulmuşken yeniden kaybedemem.”
Joe’nun sesini artık çok zorlukla duyuyordum. Gözlerimi açamıyor ve üşüyordum. Birden asansörün kapısı kapandı. Yukarımı çıktığımızı hissedebiliyordum. Sanırım yine ölmeyeceğim. Kaç canlıyım ben çok merak ediyorum. Hatırlıyorum. Bir okul ve merdivenlerin. Merdivenden düşüyorum ve yamaçtan atlarken Demi diye bağıran kişinin sesi yine sesleniyordu. Bu kişi Joe’du. Bir kayak merkezi ve bir ev. Bir sandalyede oturuyorum sonra bir çocuk evi yakıyor. Joe kapıdan giriyor ve ben baygınım. Dumandan zehirlenmiş bir halde.” Başka hiçbir şey hatırlamıyorum. Sanırım ben ve Joe gerçekten birbirimizi çok seviyorduk.
