İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

19. Bölüm

244 7 4
                                        

Yolculuk sonunda bir otele vardık. Kocaman ve yemyeşildi. Bu ülkeye aşık oldum. Harika bir yer. El ele içeri gittik. Birden Joe ile kaçtığımız gün Niall’in arabayla yanıma geldiği zaman aklıma geldi. Otel girişine gittik ve Joe anahtarlarımızı istedi. Adamda bizlere oda anahtarımızı verdi. Dilleri dışında bizim dillerimizi bilmeleri çok iyiydi. Geçen gittiğimizde odalarımız ayrıydı ama şimdi ise evliyiz ve ikimize ait bir odamız var. Çok yorgundum hemen yatıp uyumak istedim. Odaya girdiğimizde çevreme bir baktım. Sade ve beyaz çarşaflar vardı. Yatak beyaz ama kenarlarına altın renginde süslemeler yapılmıştı. Perdelerde beyazdı ve gümüş gri, altın rengi  karışık renklerde perde desenleri vardı. Oda insanın içini açıyordu. Aslında siyahı daha çok severim ama beyazın anlamı bambaşka aynı hayatıma beyaz bir sayfa açmış olmam gibi. Hiçbir şey hatırlamadığımda hafızamın beyaz bir kağıttan farkı olmadığı gibi ve gelinliğim rengi. Hemen valizi açtım ve rahat hissedeceğim birkaç kıyafet seçtim. Banyoya gidip üzerimi değiştirdim ve yattım. Derin bir uyku çektim. Uyandığımda akşam olmuştu. Odada kimse yoktu. Joe neredeydi? Kapı açıldı bu Joe olmalıydı. Tahmin ettiğim kişi gelen Joe’du. “ Dinlendin mi aşkım” dedi. “ Evet” dedim ve yataktan kalktım. “ Hadi hazırlan biraz dışarı çıkalım” dedi. Tamam diyip valizden kıyafet seçtim. Değiştirdim. Siyah bir dar pantolon ve üzerini de güzel bir şekilde kombinledim. Dışarı çıktık. Az ileride otelin düzenlediği etkinlikler vardı. Bunlardan biri patendi. Daha önce paten yapmıştım sanırım ama küçüktüm. Nasıl süreceğimi unutmuştum ama eğlenceli olacağa benziyordu. Joe ile patenlerimizi giydik ve yanlardan tutunarak buza ilerledik. Ben biraz ilerledim ama Joe benden cesaretli çıkarak demiri bıraktı ama pek başarılı olamadı. Buzun üstüne çıktı ve bir kahkaha attım. Demirleri bıraktım ve tam Joe’ya elimi uzatacaktım ki bende buza düştüm. İkimizde gülmeye başladık. Ayağa kalkmaya çalıştık ve başarılı olduk. El ele tutuştuk ve buzun ortasına doğru yavaş yavaş ilerlemeye başladık. Daha sonra bir adam geldi. Sanırım yabancı olduğumuzu anladı ve bizim dilimizi konuşmaya başladı. Bize nasıl sürüleceğini gösterdi. Dediği gibi yapmaya başladım evet oluyordu. Her geçen dakika daha da iyi sürüyordum. Joe’da öyle.  Tam alışmıştım ki “birden lütfen beni dinleyin” diye bir ses geldi. Hem Türkçe hem İngilizce söylendi. Dinlemeye başladım. Adam bana doğru mikrofonla yaklaşmaya başladı. Ne yapacağını çok merak ediyorum. Yanıma geldi ve İngilizce konuşmaya başladı. “ Sizden bir şarkı istiyorum. Aramızda yeni evlenen bir siz varsınız. Lütfen bu çifte bir alkış istiyorum.” Dedi. Bizim yeni evlendiğimizi nereden biliyorlar? Ah doğru ya rezervasyon yaptırırken söylemişti Joe. Şimdi şarkı söylemem gerekiyor yine. Ne yapacağım ben şimdi. Mikrofonu aldım ve her taraf karardı. Işıkların hepsi benim üzerimde. Buz pistinin üzerinde. Derin bir nefes aldım. Bunu yapabilirdim. Daha öncede yaptım. Adamın kulağına istediğim şarkıyı söyledim ve işte melodiler çalmaya başladı.

 

http://www.youtube.com/watch?v=wQbzYqIM9f8

 

We Cant We Cant Back Down x3

We Cant We Cant Back Down Not Right Now

We Cant We Cant Back Down Not Right Now

We Cant Back Down x2

 

Ohhhhh yeah

 

Dont close your eyes

Were all in this together

Wherever

They draw the line

Werent gonna straddle across it Or lose it

 

JEMİ AŞKIBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin