Yemeğe geçtikten sonra bir süre kimse konuşmadı. Yemeğimizi yedikten sonra Edward hemen odasına gitti. Ben tabakları mutfağa götürdüm. Biz sohbete dalarken kızlarının sıkılmış olduğunu gördüm. “ Canın sıkılıyorsa Edward’ın yanına gidebilirsin.” Dedim. Kız başta biraz daha oturdu ama böyle olmayacağını anlayınca kalkıp Edward’ın odasına gitti. Muhabbetimiz zaman geçtikçe daha da sıkılaştı. Konu nereden bağlandıysa çocuklarımızın yeteneklerine geldi. Kızın adı Ally, gitar ve piyano çalıyor. Bir şarkı yarışmasında birinci seçilmiş. Okul korolarında yer almış. Bazen odasına çekilir şarkı bestelermiş. Kadına gülümsedim. “ Benim oğlumda çok yetenekli. Kızımın yeteneğini de hafızası diyebilirim. Bir gördüğünü bir daha asla unutmuyor. Bundan dolayı dersleri çok başarılı. Edward bu yıl katıldığı şarkı yarışmasını okulu temsil etmek üzere birinci seçildi. Sesi çok iyi. Evde gitar var. Ben de gitar çalıyorum. Ally çalmak isterse memnuniyet duyarım.” Dedim. Kadın “ Ally kızım bir gelir misin?” dedi. Ally yanımıza geldi.
A: Efendim anne.
Kadın: Bak teyzen gitar çalmanı istiyor bize bir şarkı çalar mısın?
A: Şey bilmem ki!
D: Utanma Ally burada biz bizeyiz.
A: Tamam ama gitar?
D: Bende var. Edward gitarımı getirir misin?
E: Tamam anne.
Edward gitarımı getirdikten sonra Ally’e verdim. İlk olarak akoru olup olmadığına baktı sonra aklında olan bir parçayı bizlere çalmaya başladı. Bize şarkıyı söylemeye başladığında adeta büyülenmiştim. Sesi çok güzeldi. İnsan sesini dinlediğinde rahatlıyordu. Hepimiz Ally şarkısını bitirene kadar dinledik. Sonra onu alkışladık. Biraz utanmışa benziyordu. Yanakları pembe pembe olmuştu. Teşekkür ettikten sonra onlar odaya gittiler bizde muhabbetimize devam ettik. Akşam baya geç olmuştu. Kalkmak istediler. Çocukları çağırmak üzere odasına gittik içerden bağrışmalar geliyordu. Kavga ettiklerini sandık. Hemen içeri girdik. Çocuklar bilgisayardan futbol açmış oynuyorlardı. Şaşırmıştım. Bir kız elbette futbol oyununu oynayabilirdi ama Ally’den ne yalan söyleyeyim beklemiyordum. İkisi de “ Hadi gol, hadi be. Bu gol nasıl kaçar.” Diye bağırıyorlardı. Ally’nin annesi Ally’e seslendi. Ally eşyalarını toparlayıp hazırlandı. Vedalaştıktan sonra gittiler. Edward koşarak odasına gitti. Katy ise koşarak bana sarıldı. Katy’i kucağıma aldığım gibi koşarak yatağına götürdüm. “ Uyuman gerekiyor minik taktı kız” dedim. Yanağından öptükten sonra ışığı kapatıp odadan çıktım. Edward’ın odasına girdim. Bilgisayarda aşık olduğu kız vardı. Gözünden yaş aktı. Elini ekrana dayamıştı. “ Hala onu unutamadın mı?” diye sordum. “ Bilmiyorum” dedi ve hemen göz yaşını sildi. “ Biliyorum Edward bu senin için zor ama ben sana birisi ile çıkma demiyorum Sadece kendini biraz derslerine versen iyi olacak. Son zamanlarda çok boşladın.” Dedim. “ Biliyorum anne tamam unutmaya çalışacağım ve kendimi derslere vereceğim.” Dedi. Ona güveniyorum. Yatağına yattıktan sonra ışıkları söndürüp kapıyı kapattım. Joe hala televizyon izliyordu. Koltuğa yanına oturdum. Dudağına bir öpücük kondurdum. “ Yatmıyor mısın?” dedim. “ Birazdan” dedi. “ Tamam televizyon karşısında uyuyakalma. İyi geceler” dedim. Bende yattım. Bugün oğlumun düşünmesine izin vereceğim ama bende bir anne olarak bu işe bir el koyacağım. Oğlumun veya kızımın acı çekmesine izin vermeyeceğim.
Sabah uyandığımda Joe yanımda yoktu. Büyük ihtimalle televizyonun karşısında uyuyakalmıştı. Salona doğru ilerledim. Joe burada da yoktu. Nerede olabilirdi ki. Birden telefonum çaldı. Arayan Joe’ydu. Telefonumu açtığımda hemen aşağı in dedi. Konuşmama bile fırsat vermeden telefonu kapattı. Üstümü değiştirdim ve koşarak aşağıya indim. Joe çoktan hazırlanmış elinde bir demet gül ile beni bekliyordu. Gülümsedim ve koşarak Joe’ya sarıldım. “ Hadi gidelim” dedi Joe. “ Nereye? Çocuklar yukarıda uyuyor.” Dedim. “ Birazdan annem gelecek onların kahvaltısını hazırlayacak. Hem zaten okulları var.” Dedi. Tamam dedim ve arabaya bindik. “ Bu saatte nereye gidiyoruz Joe?” diye sordum. “ Sadece sabret ve bekle.” Tabi demesi kolaydı. Arabadan indiğimizde gözlerime inanamadım. Bu bir yattı. Joe bizim için bir yat mı kiraladı yoksa. Sevinçten havalara uçuyordum adeta. İçeri girdik. Şık bir masa ile karşılaştım. Joe yatı çalıştırdı ve hareket etmeye başladık. Biraz ilerledikten sonra kahvaltımızı yapmak üzere aşağıya indik. Kahvaltımızı yaparken Joe’yu ne kadar çok sevdiğimi bir kez daha anladım. Kahvaltımızı bitirdikten sonra yatın uç noktasına gittik. Derin bir nefes aldık. Deniz kokusu insana huzur veriyordu. Saatler su gibi akıp gidiyordu. Keşke zamanın ucundan tutup çekebilsem ya da sabitleyebilsem. Ne yazık ki bu olmuyor.Akşam olmuştu. Karaya doğru gidiyorduk. Joe ile yatın en tepesine çıktık. Joe’nun elinden tuttum ve onu öptüm. Karaya geldiğimizde aşağı indik ve eve gittik. Çocuklar her zamanki gibi odalarına gitmemişlerdi. Onları böyle görmeyeli uzun zaman olmuştu. Birlikte evde silah oyunu oynuyorlardı. Kendi tuzaklarını kurmuşlardı. Biz eve gelince oyunu sonlandırdılar. Ev biraz dağılmıştı ama sorun değildi. Onlar bu kadar mutluysalar buna mani olamazdım. Oyunlarına devam ettiler. Ben akşam yemeğini kurdum. Joe’da bana yardım etti. Masayı hazırladıktan hemen sonra yemeğimizi yedik. Bugünü de böylelikle bitirdik.
NOT: Bu bölüm kısa oldu ama nedeni artık asıl konumuza geçiyoruz. Jonas ailesi evlerinden taşınıyor ama yeni evlerinde onları bir takım sürprizler bekliyor. Katy’nin hafızası çok iyi ve bu onun yeteneği. Yeteneği yüzünden onu bir felaket bekliyor. Edward artık daha da büyüyor. Annesini üzmemek için elinden geleni yapıyor. Demi bu felaketleri önleyebilecek mi? Evin çatı katı gizemlerle dolu. Hiçbir güç kapıyı açamıyor. İçinde ne olabilir. Hepsi’nin cevabı ilerleyen bölümlerde.
