Kendimi birkaç cümleyle tanıtmam istense ; Şanssız Tunahan, Kadersiz Tunahan veya acınası Tunahan derdim, ama kesinlikle soyadımla yani Tunahan Eski olarak tanıtmazdım. Sude ile tanıştığımdan beri aklımda bu vardı. Sude'nin babası yanımıza geldiğinde konunun bu olmadığını farkettim. Doğru ya, bu adam Çağla'nın babasıydı. Kaşlarımı çattım, kendiside suçluydu. Hatta belkide benden daha fazla ama bana kötü davranmaktanda geri kalmıyordu.
" Efendim ? " dedim gayet sakin bir sesle. Hissettiklerimi sesime yansıtmama gibi bir özelliğim vardı ve benim kendimde en çok sevdiğim şeylerden birisiydi sanırım.
" Bana bunu göstermek için mi beni çağırdın ? " Bir yandan da eliyle Çağlayı gösteriyordu. Ona acısamda sesimi çıkarmadım, bu kadarını hak etmişti. Sude'ye suçu olmamasına rağmen kötü davranmıştı.
" Hayır konuşmak için. "
" Bununla mı konuşacağız ? "
" Evet, bazı şeyleri öğrenmeniz gerekiyor. " Sıkıntıyla çenesini ovuşturdu. Çağla'nın yanında mutlu olmadığı apaçık b,r şekilde ortadaydı. Acaba kendi kızı olduğunu bilse böyle davranır mıydı ?
" Ne gibi ? " Elimle yanımızdaki sandalyelerden birini gösterdim.
" Oturun, baya uzun bir konuşma olacak. " Kaşlarını çattı ama yinde de gösterdiğim sandalyeye oturdu. Derin bir nefes aldım, nereden başlayacağımı bilmiyordum. Aslında bu konuya benim başlayıp başlamamam gerektiğini bile bilmiyordum. Uzun süre sessiz kalmamdan hoşlanmayan adam sıkıntıyla nefesini dışarı verdi.
" Buraya böyle oturmak için gelmedim. Ne anlatıcaksan anlat çabuk. " Gözlerimi devirip söyleyeceklerimi kafamda topladım ve yine en olmayacak yerden konuşmaya daldım.
" Çağla sizin kızınız. "
" Ne ?! " Sesi yüksek çıktığı için yan masalardan birkaç kişi dönüp bize baktı. Ancak bir süre sonra ilgileri yok oldu ve önlerine döndüler.
" Sude'nin sizin gerçek kızınız olmadığını biliyoruz. " Kaşlarını sorarcasına kaldırdı. Sonra da eliyle tekrar Çağla'yı gösterdi.
" Sude'nin babası olmamam onu benim kızım yapmaz. " Aslında bir bakıma haklıydı ama Çağla da bunları bilmeden yapmazdı herhalde. Çağla'nın neden konuşmadığı konusu ise zeka sorusu olurdu. Acaba yalan mı söylüyordu ?
" Bana kelime oyunları yapmayıp tamamıyla gerçeği anlatsanız ? " Gözlerinden geçen endişe ile şaşkınlıkla ona baktım.
" Tamam ama Sudeye bunu söylemek yok. " Bunu yapmayacağım için ona bir onaylama vermedim. Ama o yine de anlatmaya başladı. Anlaşılan bu sır onu fazlasıyla yormuştu.
" Ben gençken benim bir arkadaşım vardı. Askerde tanışmıştık, çok iyi anlaşıyorduk. Askerden sonrada görüşmeye devam ettik. Düğününde falan nikah şahidi bendim. Sonra da ben evlendim zaten. Ama mutlu değildim. " Derin bir nefes aldı ve gözlerimin içine bakmaya başladı.
" Benim şirketim battı ama o hızla büyümeye devam etti. İçimde bir kıskançlık oluşmuştu, evlenip mutlu bir evliliği olunca ise bu katlanarak güçlendi. Hatta bir gün bunu yüzüne bile söyledim. O günden sonra aramız açıldı. Doğal olarak onun mutluluğunu kıskanan birini hayatında istemiyordu. Bense gittikçe sefil bir hale düşüyordum. " Bakışlarını tekrar yere indirdi bense hala onu dinliyordum, o kadar dalmıştım ki...
" Bir gün Cemil bana geldi. Nasıl bir işe bulaştıysa onu öldüreceklermiş, çocuğuna benim bakmamı istedi. O sırada benim karımda hamileydi. Ama birde şart koştu bana : Benim çocuğum tek çocuk olacak diye. O zaman sormadım ona nedenini zaten ilk başta kabulde etmedim böyle birşeyi. Sonunda bana bütün mal varlığının benim olacağını söyledi. O zamanlar benim için para önemliydii yinede kabul etmedim. Sonradan karımın karnındaki bebeğin benim olmadığını öğrendim. Deliye döndüm ve o sinirle kabul ettim, karımın bebeğini de bir çocuk esirgeme kurumuna verdim. Belki acımasızcaydı ama cahildim. Küçüktü iki bebekte, karıma kendi bebeğinin Sude olduğunu söyledim. Zaten iki gün sonrada karısını da onu da öldürdüler. "
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YENİ AŞK
RomansaYeni bir şehir. Yeni bir iş. Yeni bir aşk. Bunlar eski bir eşle kıyaslanabilir mi ?
