9-MİSAFİR

58 16 0
                                        

Nefes kesen güzelliği karşısında büyülendim. Nasıl hem bu kadar doğal, hem dikkat çekici olabiliyordu? Gözlerimi güzelliğinden alamazken, "günaydın" diyen sesimle gözlerimiz buluştu. Yeşilleri tarumar ediyordu kalbimi. Okyanusla eş değerdi gözlerinin yeşili. Nasıl kapılmasın ki bir insan bu masumiyete?
Dudağının kıvrımında biten çukur hayallerimi zorluyordu. Gülüyordu, gülerken gözlerinin içindeki yıldızları gördüğüme yemin edebilirdim.
"Yürürken sana eşlik edebilir miyim?"
"Elbette"
Adımlarını adımlarına uydurdum. Sürekli uzun giyiniyordu ancak giyim tarzını beğenmiştim. Elbisenin içinde kuğu gibi süzülüyordu. Dalgalı uzun saçlarını hafif esen rüzgar zevkle tarıyordu. Rüzgarı kıskandım o an. Rüzgarın taradığı saçlara dokunmayı ne çok isterdim. İçimden geçenleri bir bilse koşarak uzaklaşırdı bu kız. Kötü niyet yoktu içimde yalnız çok hızlı gelişen duygu silsilesi vardı ve bu durum beni de korkutmuyor değildi. Bir kaç günde bu kadar yoğun hisler içerisinde olmak ve özellikle de kalbi bir zamanlar paramparça olmuş biri için hiç hayra alamet değildi. Düşüncelerim Bade'nin içimi ısıtan sesiyle bölündü; "Ben buradan taksiye bineceğim. Teşekkür ederim bana eşlik ettiğin için."
"Rica ederim ama çok verimli geçtiğini söyleyemeyeceğim. Neyse sen yetiş toplantına görüşürüz tekrar"
"Görüşürüz" diyerek arkasını döndü. Tam adım atacakken, tekrar döndü ve yanağıma mis kokulu bir buse bıraktı. Şaşkındım. Bu kız benden de cesaretliydi. Yüzüme bakmadan hızlıca taksiye bindi. Elimi yanağıma götürdüm. Öptüğü yer sımsıcaktı, yanıyordu sanki, etkisi hala devam ediyordu. Tek bir masum öpücük bana bunları yapıyorsa daha fazlası nasıl olur bilmiyorum. Bu kız benim felaketim olacaktı. Daha önce de aşık olmuştum ya da öyle olduğunu düşünüyordum. Fakat bu bambaşka birşeydi. Anlatılmaz yaşanır derler ya, yaşamaya başladık bakalım kaderin bizim için ne planları var göreceğiz.
.....
Çift daireli apartmanın dördüncü katında oturuyorum. Sıcak insanları olan bir mahalle burası. Komşuluğun bitmediği, hala bakkal olan bir yer mesela. Sitelerin olmadığı, alışveriş merkezlerinden uzak şirin bir yer. Mesela mahalle de yürürken, "Çağrı evladım benim iğnemi bir yapıversen"?diyen seksen yaşındaki Selma teyze var. Ya da zaman zaman maç yaparken yaralanmış dizleri ile korkudan eve gidemeyip bana pansumana gelen yaramaz oğlan çocukları var. Yolda yürürken kapılarının önünde kızlarına damat adayı arayan teyzelerden biri ağzıma bir börek tıkıştırabiliyor. "Yalnız yaşamaktan kurudun be oğlum" diyor bir yandan. Böreği yiyor ama hiç oralı olmuyorum. Hepsini çok seviyorum. Masumiyetin hala bitmediği güzel insanları olan bir yer burası. Hala böyle yerler kaldı mı dedirtiyor insana.
Bakkalcı Hasan amcadan çıtır çıtır iki ekmek alıp, balkonda yemek üzere mütevazi bir kahvaltı hazırladım kendime. Çatıya yuva yapmış serçelerin yavrularını beslerken çıkardıkları büyülü sesle kahvaltı sofram neşeleniyordu. Biraz sonra dişi olduğunu düşündüğüm serçe kahvaltı soframa eşlik etmeye geldi. Soframdaki bir kaç parça ekmek kırıntısını toplayan anne serçe büyük dilimi kapıp kaçtı. Gülümsedim. Anneler her zaman fedakardır. Bu bir serçe bile olsa. Bir kaç kırıntıyı kendi yerken yavrularına büyük dilimi götürdü. Bu davranışı, bizi tek başına büyütürken müthiş zorluklar yaşayan annemi hatırlattı bana.

Ani kalp kriziyle dünyaya gözlerini kapayan babam arkasında bir kadın ve üç çocuk bırakmıştı. Kolumuz kanadımız kırılmıştı fakat babamızın üzüntüsünü yaşayamadan hayat telaşemiz başladı. Evin tek çalışanı olan babam vefat edince, evin erkek çocuğu olan ben babalık görevini üstlenmek durumunda kaldım. Tıp fakültesini üçüncü sınıfta yarım bırakıp işe girdim. Annem de bana destek olmak için günlük temizliğe gidiyordu. Babamın ne kadar yorulduğunu ve bizi okutabilmek için ne kadar çaba sarfettiğini şimdi çok daha iyi anlıyordum. Kendi okuyamadığı için çocukları hep okusun istedi babam. Benim okulum yarım kaldı ama iki kız kardeşimi de okuttuk. Şimdi ikisi de devlet memuru olarak çalışıyor. Babam bir yerlerden görüp mutlu oluyordur umarım Hayallerini gerçekleştirdiğimiz için.
Kahvaltı sofrasını toplayıp artık güzel bir uyku çekmeliydim. Başım yastıkla buluşur buluşmaz uykuya daldım. Gece çok yoğun geçmişti. Bu duruma şaşırmamak lazım. Ne kadar uyudum bilmiyorum telefonuma gelen mesaj sesiyle uyandım. Yarı açık gözlerle gelen mesajı okumaya çalışırken, mesajın Bade'den geldiğini anlayınca gözlerim yuvalarından çıkacaktı. "Anahtarım içeride kalmış. Kapı da kaldım. Yedek anahtarım da Lale ablada fakat kendisi şehir dışındaymış."
"Gelmek istersen adresi gönderebilirim sana"
"Bilmem ki ne yapsam kararsız kaldım. Çilingir mi çağırsam acaba?"
"Gel işte birlikte film izleriz, yemek yaparım senin için müthiş saç kavurma yaparım"
"Saç kavurmaya hayır diyemeyeceğim. Geliyorum."
Adresi gönderdim ve hemen fırladım yataktan. Malum bekar evi bu her yer heryerde. Önce evi toparladım ve duş aldım. Ardından kasaptan kuzu kuş başı et aldım.(umarım kuzu eti seviyordur) Diğer malzemeleri de kasabın karşısındaki manavdan aldım. Bade gelmeden tekrar eve girebildim. Biraz sonra kapı zili çalındı. Gelen Badeydi. Fakat yanında çok tanıdık bir yüz vardı.

KADER ÇIKMAZIBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin