***İYİ OKUMALAR ARKADAŞLAR...***
Bitmişti. O telefon görüşmesinin üzerinden 4 gün geçmişti ve ben 4 gündür kendimi berbat hissediyordum. İşlere öyle bir gömülmüştüm ki kimseyi duymuyor, görmüyor, yemek saatlerini bile odam da çalışarak geçiriyordum.
İş kolik olduğumu bilen arkadaşlarım halimi yadırgamasa da Serkan bendeki değişikliğin farkına varmış, bir kaç defa soru yağmuruna tutmuştu. Ama ona anlatabileceğim bir konu olmadığından 'iyiyim ben' diyerek onu geçiştirmeye çalışsam da beni güldürmek, bana moral vermek için fazlasıyla uğraşıyordu.
Zeynep aramıştı. Sesimden yolunda gitmeyen bir durum olduğunu anlamıştı. Fakat onu işlerimi bahane ederek başımdan sağmış, ne kadar ısrar etse de sonunda telefonu kapatmıştım.
Neyse ki annnemleri ikna etmem daha kolay olmuştu. Gittiğiniz için demiştim. Biraz sorgulasalar da sonunda ikna olup telefonu kapatmayı başarabilmiştim.
Bu gün cuma olmasını fırsat bilerek işlerimin hepsini gözden geçirip teslim ettikten sonra yeni çizimlerimi de gösterip onaylattım. Sonra da yapabileceğim bir şey olmadığını söyleyerek işten biraz erken çıkmak için izin istedim. Eve gitmek için ofisten çıktım.
Arabayı marketin önünde durdurup alış veriş için içeriye girip reyonlarda gezinmeye başladım. Gözüme çarpan bir çok abur cuburu ve yanında bir kaç yararlı sebze ve meyveyi de alışveriş arabasına atarak, kasaya gidip ödemeyi yaptıktan sonra aldıklarımı bir çalışan yardımıyla arabamın bagajıma koyup evin yolunu tuttum.
Eve geldiğim de aldıklarımı yerlerine yerleştirip odama çıktım. Uzun bir duştan sonra makarna yapıp yanınada bolca patates kızarttım. Bu benim depresyon menümdü. Tam yemeye başlamıştım ki çalan kapıyla irkilerek sıkıntılı, derin bir nefes alıp vermiştim.
Bu saatte kimseyi beklemiyordum. Dahası gelecek kimsem de yoktu. Annemler gittiği için misafir gelmezdi. En azından aramadan kimse gelmezdi diye düşüncelerle masadan kalkıp kapıya gittim. Delikten bakarak sıkıntılı bir nefes daha verdim. Niye gelmişti ki sanki, yemekten sonra gelse olmaz mıydı. Ya da bana inanıp hiç gelmese de olurdu. Kapıyı açıp gelene bakmaya başladım.
''Canım arkadaşımı görmeye geldim'' diye gülerek konuşmaya başlamıştı.
''Telefonun icadından haberin var mı, belki müsait değilim, ki değilim de zaten, ne diye beni bu saatte rahatsız ediyorsun..''
''Sana da merhaba canım, hoş buldum. Ne kadar suratsız ve baş belası görünüyorsun. Böldüğüm için inanılmaz mutluyum ve inan bana deprosyon dedikleri zimbırtı insanların kendilerini aldatmak için uydurdukları koca bir yalan... Anladın mı, öyle bir şey yok'' diyerek yüzüme şaşkın ördek gibi bakmaya başladı.
''İzninle ben o yalanı yaşamak istiyorum '' derken beni ittirip içeriye girdi. Kapıyı hızla kapatıp kızgın gözlerle yüzüme bakmaya başladı. Ama koku dikkatini çekmiş ve odak noktası anında değişmişti.
''Makarna ve patates kızartması, hepsini yemediğini söyle çok açım'' dedi beni duymazdan gelerek. Neden hayatımda ki kimse benim konuştuklarımı duymuyordu acabaa...
''Yemeğime dokunamazsın kendime kadar yaptım'' dediğimde çoktan üzerini çıkarmaya başlamıştı.
''Eminim kendine kadar yapmışsındır'' dedi imayla ve karşıma geçip elini çeneme koyarak yüzüme bakmaya başladı. ''Ben de sırf o yüzden geldim, kendini karbonhidrat komasına sokmanı önlemek için kendimi bu uğurda feda ediyorum ve sen... Karşımda durmuş bana öfkeyle bakıyorsun'' derken eliyle beni işaret ediyordu. Kime? Bana!!

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Küçük Tesadüf Büyük Aşk (TAMAMLANDI)
General FictionGeçmişte yaşanan kötü bir olay ve sonrasında edilen büyük yeminler... Aşkın küçük bir tesadüfle hayatına girmesi ve sonrasında yaşanan sıkıntılar... Her şeyin ortaya çıkmasıyla gelen mutluluk... kısa sürmüştü. Ayrılık hiç beklenmedik bir anda gelmi...