***İYİ OKUMALAR ARKADAŞLAR...***
Başımda birinin korkuyla adımı söylediğini duyabiliyordum ama gözlerim benden bağımsız hareket edip aç komutuna uymuyorlardı. Başımda inanılmaz derecede keskin bir ağrı, bedenimi hareket ettiremeyecek kadar halsiz hissediyordum.
Tekrar adımın seslenilmesi ile bu defa zorla da olsa gözlerimi biraz aralamayı başarmıştım. Görüntü net değildi. Ses kulağıma çok uzaklardan gibi geliyor kulaklarımda ise tuhaf bir uğultu sesi bütün kelimeleri anlamsız kılıyordu.
Gözlerimi kapatıp tekrar açmayı denediğimde bu defa görüntü netleşmişti. Başımda adımı söyleyenin Serkan olduğunu gördüm. Gözleri korkuyla açılmış, elleri saçlarımı yüzümden çekmek için sürekli hareket ediyordu.
''Korkma, ambulansı aradım. Birazdan hastane de olacağız'' dedi acı dolu bir sesle yüzüme bakarken.
Gözlerimi açık tutmakta zorlanıyordum. Bedenim hareket kabiliyetini kaybetmiş gibiydi ve tam olarak neresi olduğunu anlamasam da canım çok fazla yanıyordu.
''Nihal gözlerini kapatma, uyanık kalmalısın'' derken ambulans sesi kafamın içinde basınç yapmış patlayacak gibi hissetmiştim. Ellerim ilk defa hareket etmeyi başarmış kulaklarımı kapamaya çalışmış ama canım yanınca bunu başaramamıştım.
Serkan hala bir şeyler söylerken artık ses iyice dayanılmaz bir acı vermeye başlamıştı. Kendimin bile zar zor duyabileceği sesle'' bağırma'' demeyi başarmıştım.
Serkan anladığını belli etmek için kafasını aşağı yukarı sallayıp yanımıza yaklaşan doktorların sorularını yanıtlamaya başladı. Diğer yandan bir kaç kişi bana müdahele ediyorlardı.
İşlerini bitirip beni ambulansa bindirdiler. Serkan beni yine bırakmamış yanımda gelerek bana destek vermiş, her şeyin düzeleceğini söyleyerek elimi tutup bana güç vermeye çabalıyordu.
Hastaneye vardığımızda neredeyse normale dönmüştüm. En azından sesleri normal duymaya başlamıştım ve bedenimi hareket ettirebiliyordum. Ama hala başım fena derecede ağrıyordu ve kulaklarım fazla hassastı.
***
Gözlerimi araladığımda baş ucumda Serkan'ı bulmayı beklerken Fırat'ı görmemle şaşırmıştım. Konuşmak için ağzımı açmamla kuruyan boğazım buna izin vermemiş, ben de tuhaf bir ses çıkarmıştım. Fırat uyandığımı anlayarak yanıma gelip bana bakmaya başladı.
''Nasılsın canım, bir yerin ağrıyor mu, bir şey ister misin '' diye sorduğunda zorlukla su diyebildim. Hemen kalkıp su doldurarak içmeme yardımcı olduktan sonra beni kendine çekip sarıldı.
''Çok korktum... sana bir şey olacak diye çok korktum canım'' diyerek omzuma bir kaç öpücük bırakıp geri çekilerek yüzüme baktı.
''Merak etme ben iyiyim'' diyerek hafif tebessüm edip yattım. Aklıma Serkan gelince odaya bakındım, ama yoktu.
''Serkan nerede, o iyi mi'' diye sordum panikle.
''Onu da müşahede odasına aldılar. Merak etme iyi'' dedi. Ne oldu hatırlıyor musun'' diye sordu. Bir süre sessiz kalıp düşündüm. Bir süre sonra yavaş yavaş olanlar gözümün önüne gelince nefesim kesilmeye başlamıştı. Elimi tutarak sakinleşmem için bir süre bekledi.
''İş çıkışı Serkan ile konuşarak ofisten çıkmıştık. Arabama giderken birden herkesin koşuşturduğunu ve patlama seslerini duydum. Sonra da canım yandığını hissettim. Sonrasını hatırlamıyorum. Kendime gelirken Serkan'ın sesini duydum'' dedim. Ve hemen sonra zihnim bir gerçeğin farkına vardı.
''Fırat birileri bize doğru ateş açtı... Bizi öldürmeye çalıştı'' derken daha yeni kavradığım gerçekle korkuyla titredim. ''Yaralı var mı, ya ölen... Aman Allah'ım birileriyle konuşmalıyım Fırat. Arkadaşlarımdan yaralanan var mı bilmem lazım'' diye yataktan kalkmaya çalışırken sarılarak durdurmaya çalışıyor, beni sıktığı için de canımı yakıyordu.
Bir kaç dakika sonra ''Doktor'' diye keskin bir sesle bağırmış, hemen kapı hızla açılarak içeri birileri girmişti. İçeriye giren doktor ve hemşireye döndüm. Doktor gelip beni muayene ederken, bir yandan da sakin olmam konusunda beni uyarıyordu. Onu dinleyip biraz sakinleştikten sonra ona hızla merak ettiklerimi sormaya başlamıştım.
''Merak etmeyin Nihal hanım. Bir kaç kişi kaçarken düşmüş, onların kontrolleri yapıldı. Kimsenin ciddi bir yarası yok. Siz haricinde hepsinin tedavilerini bitirdik'' dedi. O dakikaya kadar fark etmediğim kolum ve başımdaki bandaj dikkatimi çekti.
''Benim neyim var'' dedim. Doktor gözlerime ışığı tutup takip ettirirken cevap vermesini beklemeye başladım.
''Sanırım kafanızı betona çarpmışsınız. Ve omzunuzu kurşun sıyırıp geçmiş. Bu gece burada kalacaksınız. Lütfen uyumamaya çalışın'' dediğinde çok şaşkındım.
Vurulmuştum. Benim silahlarla vurulmayla ne işim olurdu ki... Kafamın içi karma karışık halde doktora bakarken kapı bir kez daha açıkladı ve içeri Serkan girdi.
''Oh.. Sonunda gelebildin'' derken Serkan hızla gelip sarılmıştı. Onun da kolunun sarılı ve üzerinin kan olduğunu fark etmiştim. Hayatta olduğu için rahatlarken kollarından çıkıp incelemeye başladım.
''İyi misin. Yaralanmışsın, yaran ağır mı'' diye sormaya başlamıştım.
''İyiyim merak etme. Kolumu kurşun sıyırdı. Önemli bir şey yok'' diyerek ayrılıp oturduğunda öksürük sesiyle dönmüş sinirli bir Fırat görmüştüm. Serkan ayağa kalkarak elini uzattı.
''Hepimize geçmiş olsun Fırat bey'' dedi. Fırat'ta karşılık verince yan tarafa geçti ve koltuklara oturdular.
''Yaralananları tanıyor musun'' diye sordum bir şeyler öğrenebilmek için, tanımadığım bir kaç isim saydı ve Fırat'ın sorularına cevaplamaya başladı. Bir süre sonra kapı çalınca Fırat sert bir sesle ''Gir'' diye cevap verince kapı açıldı ve içeri iki polis memuru girdi.
Serkan ve bana olay hakkında sorular sorup ifademizi aldıktan sonra geçmiş olsun diyerek odadan çıktı.
Onların gitmesiyle ben çantam ve telefonum da gitti diye sızlanmaya başlamıştım ki Serkan kalkıp dolaptan eşyalarımı alarak gülümsedi.
Ona gülümseyerek teşekkürlerimi sıralarken telefonu elime alıp Zeynep'e haber verdim. Bana bir kaç kıyafet getirmesini isteyerek telefonu kapattım. Fırat işi olduğunu, bitirip hemen döneceğini söyleyerek odadan çıkıp gitmişti.
Ara ara bir hemşire gelip kontrol ediyor, bazen de sorular soruyordu. Biraz ağrım olduğunu söylediğim de bir ağrı kesici yaparak odadan çıkarken Zeynep nefes nefese içeri girdi. Ve tabi ki yanında Kerem de vardı.
Beni görür görmez hızla yanıma gelip sarılırken ağlıyor, diğer yandan da bunun nasıl olduğunu sorup olanları anlamaya çalışıyordu. Olanları anlatıp sakinleştirdiğim de tekrar boynuma sarıldı.
Annemi arayıp aramadıklarını sorduğumda aramadıklarını öğrenerek rahatlamıştım. Şimdi bir de onların telaşa kapılmasına lüzum yoktu. Serkan ve Keremi yolcu ettikten sonra Zeynep ve ben baş başa kalmıştık.
Getirdiği kıyafetleri giymeme yardımcı olarak bütün gece susmamış ve uyumama izin vermemişti. Sabah doktor kontrolünden sonra çıkış işlemlerimi yaptırdı. Nihayet evime gitmek için hazırdım. Hastaneden çıktığım için de oldukça keyifli hissediyordum.
Fırat gitmiş ama şoförünü bırakmıştı. Çıkış işlemlerimi de o kolayca halletmiş, sonra da bizi eve bırakıp eksik bir şey olup olmadığını sorarak gitmişti.
Fırat niçin yanımda değildi de şoförü yanımızdaydı anlamamıştım. Ama üzerinde de pek fazla durmamıştım. Sonuç itibariyle aracıyla da olsa benimle ilgileniyordu.
İyi de o neredeydi ki. Hem de ben bu haldeyken!!
***YORUMLARINIZI EKSİK ETMEYİN LÜTFEN...***

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Küçük Tesadüf Büyük Aşk (TAMAMLANDI)
Ficção GeralGeçmişte yaşanan kötü bir olay ve sonrasında edilen büyük yeminler... Aşkın küçük bir tesadüfle hayatına girmesi ve sonrasında yaşanan sıkıntılar... Her şeyin ortaya çıkmasıyla gelen mutluluk... kısa sürmüştü. Ayrılık hiç beklenmedik bir anda gelmi...