44. BÖLÜM

119 12 0
                                    

***İYİ OKUMALAR...***

Kızım günden güne büyüyordu. Artık bıraktığım yerde durmuyor dönüyor emekliyor tuhaf sesler çıkarıp bize tepkiler veriyordu.

Kızımla yaşamaya alışmıştım. Kızım bu evdeki tek neşem ve ileriye bakmamı sağlayan tek umudumdu.

Canımı sıkan tek şey ailemden haber alamamak ve büyüdüğü ana şahitlik edememeleriydi ki bunun içinde kendimce bir çözüm bulmuştum.

Bir gün bahçede neşeyle oynarken Doğana bir fotoğraf makinesi istediğimi söylemiştim. Hiç itiraz etmeden kabul etmiş bir kaç saat içinde de getirip bana vermişti.

İşte o günden sonra kızım ve benim için keyifli bir meşgale haline gelen fotoğraflar günlerimizin büyük bölümünü doldurmaya başlamıştı. Gün içinde bol bol resimlerini çekiyor sonra da onları çıkarttırıp sırasıyla getirdiği büyük albüme yerleştiriyordum.

Bir gün Doğan keyifli bir halde yanıma geldi ve benimle konuşmak istediğini söyledi. Ne olduğunu hiç merak etmesem de karşısına oturup dinlemeye başlamıştım.

''Türkiye'ye dönüyoruz'' demişti. Sonra devam etmişti ama ben o iki kelimelik cümle de bir süre takılı kalmıştım.

'Türkiye' ye dönüyorduk.' Kafamın içinde 'dönüyoruz, sonunda dönüyoruz' diye tekrar tekrar yinelediğim kelimeler içimde bir kuşun kanat çırpması gibi heyecanlı bir hal almışken adımı duymamla Doğan'ın sözlerine odaklanmaya çalışmıştım.

Benim için zordu, ama bir nedeni olmalıydı ve onu dinlemezsem bunu bilemeyeceğim gerçeği iç sesim tarafından kulağıma haykırılırken dikkatimi ona vermeyi başarmalıydım.

''Nihal, öncesinde senden yapmanı istediğim bir kaç şey var. Önce senden istediğim bir kaç kağıdı imzalayacaksın'' dedi.

Ne isteyeceğini az çok tahmin ettiğimden içimde heyecanla kanat çırpmaya başlayan kuşların kanatlarının kırıldığını hissetmeye başlamıştım. Ama yine de hiç tepki vermeden ve yüzüne bakmadan karşısında oturmaya devam ediyordum.

''Sevineceğini düşünmüştüm'' dedi.

Hangi akla bunu düşündüğünü merak etsem de sormadım. yeni bir kavgaya gücüm yoktu.

'Eğer bir anneyseniz evlatlarınız için daima güçlü olmak zorundasınızdır' derdi annem. Nedense aklıma düşmüştü bir anda. Onunla tartışarak zayıf düşmek yerine sakin kalıp düşünmeliydim. Bende öyle yaptım. Ben cevap vermeyince sözlerine devam etti.

''Kızımız için birkaç evrak imzalaman gerekiyor. Bir de... boşanma işlemleri için'' dedi. Hala hiç tepki vermeden onu dinliyordum.

''Bir şey demeyecek misin'' dediğinde ben bile nasıl olduğunu anlayamadan ''tamam'' demiştim.

Aklım ailemde ve Fırat'ta idi. Buraya gelirken dört aylık hamileydim, üç ay sonra erken doğum yapmıştım ve kızım şimdilerde neredeyse atlı aylık olmak üzereydi.

Bu süre içinde onunla burada aynı evde, hatta aynı odada kalmıştım. Tamam hiç bir şey yaşamamıştım, en azından bunu başarabilmiştim. Ama... ama kendime bile bunu anlatmakta zorlanırken bunu kocama ve aileme bunları nasıl anlatabilirdim ki...

Belki de böyle olması Fırat'ın hayatına devam edebilmesi için en doğru karardı. Belki de ikimiz içinde doğru olandı bilemiyordum...

Kafam fazlasıyla karışmıştı. Ama yine de içimde bir belki tohumu sağlam köklerle filiz sürmeye devam ediyordu. Bir belkimiz varsa, ufukta mutlulukta olabilirdi...

Küçük Tesadüf Büyük Aşk (TAMAMLANDI)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin