Melodi ve Kırık

2.4K 123 24
                                        

MUTLAKA OKUYUN. HİKAYEYLE İLGİLİ. "KARANLIK" İLE İLGİLİ.

Yine ben B| Şimdi bir şey açıklamak istiyorum. Biliyorsunuz hikayeye yeni bir şey daha eklendi. "Karanlık." Karanlık ile ilgili bir alıntı yaptığımı söylemek istiyorum. Doctor Who'dan. (Guiness rekorlar kitabına girmiş en iyi ve en uzun bilim kurgu dizisi. 23 Kasım 1963 yılından beri çekiliyor.) Doctor Who'da bir yaratık var. Ağlayan Melekler diye. Ağlayan Melekler heykel şeklindelerdir ve sizin yaşama enerjinizden beslenirler. Tabii benim hikayemde heykel şeklinde değiller. Onları öldüremezsiniz ama kurtulabilirsiniz. Gözünüzü asla kırpmayın. Yani Ağlayan Meleklere gözünüzü kırpmadan bakmak zorundasınız. Eğer gözünüzü kırparsanız çok hızlı hareket ederler ve sizin yaşam enerjinizi emerler. Ve siz artık Ağlayan Meleklerden olursunuz. Ve tarihte geriye gidersiniz. Mesela 100 yıl geriye. Gözünüzü kırpmadan bakarsanız hareket edemezler. Eğer Ağlayan Meleklerin birbirlerine bakmasını sağlarsınız onlardan kurtulabilirsiniz. Ama öldüremezsiniz. Ağlayan Meleklerden alıntı yapmamın sebebi şu : Biliyorsunuz yeni kabilenin ismi Karanlık. Ve siz gözünüzü kapadığınızda her yer karanlık olur ve daha iyi hareket ederler. Onlar yaşam enerjisinden beslenmeyecekler ama Ilgazları yavaşça öldürecekler. Yani güçlerini alacaklar. Yavaşça. Ilgazların fark etmesi zor olacak. Eğer güçlerini kaybederlerse ölmüş sayın. Keyifli okumalar!

Evin içinde yankılanmaya başlayan o korkutucu melodi, herkesin ruhuna işlemeye başlamıştı şimdiden.

Bora odasından fırladı ve duvara yaslanmış olan Ilgaz'ın bileğinden sıkıca kavradı. Onu koruması gerekiyordu.

"Karanlığın melodisi yaklaşıyor."

Ceren'in korku dolu sesi duvarlara çarpıp Ilgaz'ın üzerine sekmişti sanki.

Ilgaz sesini alçaltarak sordu:

"Karanlık mı?"

Bora ona susmasını işaret ederek kızı yanına çekti. Melodi gittikçe yaklaşıyordu. Genç kız korkudan titrediğini fark etti.

"Ne yapacağız?" diye sordu sesinin titrediğinin farkında olmadan.

"Asla göz kırpma."

Ağzından çıkan her sözcük beyninde yankılandı durdu, sanki kafasının içinde büyük bir patlama olmuş gibiydi, bu cümle haricindeki diğer tüm her şey bir yana savrulmuştu. Bir an önce bunun son bulmasını istiyordu, zaten korkunca hemen oradan kaçmak isterdi, sanki uzaklar yakınlardan daha az korkutucu değilmiş gibi.  Ama nedense, önceden bileğini kavrayan Bora'nın eli avuç içine yerleştiğinde bununla baş edebilirim demişti kendisine. Onun varlığı neden böyle bir etki bırakmıştı üstünde bilmiyordu ama evet, bu sefer uzaklara gitmesine gerek kalmayacaktı. 

Odadaki sessizlik melodiden daha da korkutucu olmaya başlamıştı çünkü kimse nefes bile almıyordu, melodi kendisinden başka hiçbir sesin varlığına izin vermiyordu, bu da herkesin daha da korkmasına sebep oluyordu, sanki enselerinin arkasında tüm tüylerini diken diken eden, arkalarından sinsice yaklaşan ama asla bir şekli olmayan, tüm varlığıyla orada her şeyin daha da kötü olmasını isteyen bir şey vardı.

"Sakın gözünüzü kırpmayın, sadece gölgelere bakın, eğer gözünüzü kırparsanız, ölürsünüz."

Bora'nın sesinde korkudan eser yoktu. Ilgaz emindi bundan, sesinde en ufak bir titreme olmamış, hatta daha otoriter bir şekilde söylemişti bunu. Gün içinde kullandığı cümlelerden biriymiş gibi, onun dışında herkes yabancıydı ama o alışıktı. Biliyordu, daha önce onlarla karşılaşmıştı. Aslında bu Ilgaz'ı rahatlatmamıştı çünkü sesinde korkudan daha korkutucu bir şey vardı. Elini tuttuğu çocuk, çok öfkeliydi

EPİLEPSİBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin