On sekiz

28K 2K 1.1K
                                        

Esen rüzgar saçlarını dağıtırken düzeltmek için uğraşmadı. Oturduğu bank dünyanın en rahatsız yeri haline gelirken elini cebine atıp peçete paketini çıkardı. İçinden bir tane alıp yanına bıraktı. Değişen havalar bünyesini kötü etkilemiş hasta olmasına sebep olmuştu. Akan burnunu temizleyip peçeteyi çöpe fırlattı. Ne kadardır beklediğini bilmiyordu ama saat 12'yi çoktan geçmişti. Pamir dün ona 12'de banklarda olmasını söylediği halde bir türlü gelmemişti. Telefonunu çıkarıp birkez daha aradı. Yine ulaşılmamıştı. Telefon ekranını kilitlediğinde gelen mesaj bildirimiyle ekran yine aydınlanmıştı. Tahmin ettiği kişidendi. Ege o günden beri Kayra'ya mesaj atıyordu. Birkaç defa cevap vermişti ama bunlar oldukça kısa cümlelerdi. Çocuğun niyetini yeterince belli ettiğini biliyordu. Yine de bilmemezlikten geliyordu.

Bu seferki mesajda Kayra'yı banklara doğru giderken gördüğünü söylüyordu. Yanına gelmek istediğini de mesajın sonuna eklemişti. Kayra bildirim panelinden okuduğu mesajları görmezden geldi. Şu an tek önceliği Pamir'di. Dün yapamadığı şeyi bugün yapacak saatini ondan geri alacaktı. Zihninde kadının cümlesi tekrarlandı. Her getirmediğin gün bir arkadaşının cesedini görürsün. Korku tüm vücudunu sararken arkadaşlarını o halde düşünmekten kendini alıkoyamadı. Bugün saatini alacak ve onlara götürecekti.

"Kayra."

Duyduğu sesle başını kaldırdı. Bakışları karşısındakiyle buluştuğunda yabancı bedendeki tanıdık gözlere baktı.

"Pamir?"

"Benim." dedi bankın boş tarafına otururken. Kayra bedenini incelerken alt sınıflardan bir çocuğa ait olduğunu fark etti. Sanırım birkaç kez görmüştü.

"Ben olduğumu hemen anladın."

"Zor değil. Başka bedende de olsan hala aynı bakıyorsun."

"Burnun kızarmış. Beklettiğim için özür dilerim."

"Neden geç kaldın?" Kayra'nın özür dilemesine ihtiyacı yoktu.

"Önemli bir şey değildi."

Hala birbirlerinden bir şey saklıyorlardı. Kayra ona söylemeyi düşünmüştü. Dün gece uyumamış düşünceler parazit gibi kafasında doluşmuştu. Her şeyi Pamir'le anlatıp ondan yardım istemek istemişti. Işık'ın onlara ihanet ettiğini söyleyecek saat konusunu da anlatacaktı ama bir şeyden çok emindi. Pamir Işık'ın böyle bir şey yapacağını asla kabullenmezdi. Bu yüzden ona inanmayacak birine kimsenin bilmediği sırrını anlatmayacaktı. Kayra'nın sahip olduğu gücü öğrendiklerinde belki de onu kullanmak isteyeceklerdi. Kimseye güvenmeyecekti. Bu şeyi ne kadar az kişi bilirse o kadar iyiydi.

"Dün seni öylece bırakıp gittiğim için üzgünüm. Bugün bir şeylerin çözülmesini istiyorum. Dün yaşananlar-"

"Dün yaşananlar için asıl ben üzgünüm."

"Üzgün müsün?"dedi karşındaki beden. Kayra için bu şey garipti. Pamir'in kendi bedenini tercih ederdi ama şöyle de bir şey vardı ki bu bedene yalan söylemek daha kolay olacaktı.

"Evet. Aptalca davrandım. Bu şeyler bana çok fazla geliyor. Bir de sen o gün beni öyle bırakınca aynı şeyi sana da yapmak istedim. Yine bırakıp giden sen oldun ama."

"Kayra ne diyorsun?"

Kayra derin nefes aldı. Neden bu kadar zorlamıştı ki?

"Sana dair herhangi bir duygu beslemiyorum ben. Öpüşmüş olabiliriz ama benim için hiçbir önemi yoktu."

Kayra ayağa kalktı.

"Bir daha konuşmasak iyi olur. Bir de sende benim olan bir şey var. Saatimi geri alabilir miyim?"

COINCIDENCE ✓Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin