15. Bölüm

302 49 3
                                        

🎵Bridge- High Highes🎵

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.




🎵Bridge- High Highes🎵

15. Bölüm

Geçmişim üzerime yıkılmış, geleceğim ellerimden kayıp gitmişti. Ruhumu kanatan bir acım ve durmayı dileyen bir kalbim vardı artık. Çok mu dramatik olmuştu? Eğer babanız sizi de öldürmeye çalışsaydı ve kendi çığlıklarınız kulaklarınızdan silinmeseydi siz de benim gibi hissederdiniz. Acımasızlık bir bıçak şeklini alıp babanızın ellerinde durduğunda o bıçağın size saplanışı hissettiğiniz sevgisizlik kadar bile yakmazdı canınızı. Babam beni o sedyeye oturtup türünü bilmediğim bir işkence yaptığında amacı beni öldürmek olmasa bile ölümü hissetmiştim ve katilim de o olmak üzereydi. Eğer kurtarılmasaydım.


Şimdi neredeydim bilmiyordum. Sıcak ve güvenli hissettiren bir çift kolun bedenimi sardığını, bu dünyada yalnızca bir kişiye ait olabilecek bir kokunun da burnumdan ciğerlerime sızdığını hissediyordum. Ağrı içindeki başım o kokunun sahibinin göğsündeydi, bedenlerimiz arada bir sarsılıyordu ve hareket halinde olduğumuzu hissediyordum. O kadar yorgun hissediyordum ki gözlerimi açmak için birkaç dakika uğraşmak zorunda kalmıştım, başardığımda ise karanlık karşılamıştı beni. Arada bir içinde olduğumu fark ettiğim arabanın ön camından cansız bir ışık yüzüme yansıyordu ancak hepsi bu kadardı. Sanırım ön koltukta şoför ve bir kişi daha vardı ancak ben arkada, başka birinin kucağındaydım.


''Arın...'' diye mırıldandım kurumuş dudaklarımın arasından. Gözlerim bir an önce kapanıp hatırlamaya başladığım şeylerin ağırlığından kaçmak istiyordu. ''Başkanın kızı,'' dedi fısıltıyla saçlarımın arasına doğru. Sesini duymak ani bastıran bir ağlama isteğini körüklediğinde göz kapaklarımı kapatıp elimi göğsüne bastırdım. Titrek bir nefes dudaklarımdan firar etmişti. ''Arın.'' dedim yeniden bir yakarış gibi. ''Uyu başkanın kızı,'' dedi yumuşak bir sesle ve kollarını daha sıkı sardı bedenime. ''Artık güvendesin.''


Kendimi uykuya teslim ederken varlığından aldığım güç bedenimi sarmıştı. Uyumak benim için bir savaşa girmekten farksızdı ancak gerçek dünyanın da bundan bir farkı yoktu zaten. Unuttuğumu sandığım her şey zihnime karabasan gibi çöküyordu ve güzel başlayan her rüya bir kabusa dönüyordu. Birkaç kez çığlık çığlığa uyandığımı ve Arın'ın mırıltıları eşliğinde geri uyuduğumu hatırlıyordum. Zaman ve mekan kavramını tamamen yitirmiştim. Sanırım önce bir araçtaydım, kabustan uyandığım kısa bir anda beyaz bir tavan gördüğümü anımsıyordum sonrasında.


Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordum. Sanki her şey biraz önce yaşanmış gibiydi ancak bedenimdeki dinginlik bir süredir dinlendiğimi ele veriyordu. Hatırladığım her şeyin vermiş olduğu ağırlık ve göreceklerimin endişesiyle gözlerimi açtığımda beni önce sıvası kalkmış bir tavan ve belirli aralıklarla yerleştirilmiş ancak içlerinden bazılarının yanmadığı aydınlatmalar karşılamıştı. Rengi atmış beyaz duvarlara indirdiğim bakışlarım bulunduğum odanın içinde gezinmeye başlarken zihnim soru işaretleriyle doluydu. Bir hasta yatağında yatıyordum, kolumda tıp merkezlerinde görmeye alışkın olmadığım bir damar yolu açıktı ve bitmiş bir serum şişesi başucumda asılı duruyordu. Yatağımın yanında metal bir sandalye vardı ve ince bir battaniye sandalyenin üzerinde duruyordu.


ULUM: Son NefesHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin