2. Bölüm

512 91 175
                                        

♩ Hallow Coves- The Woods ♩

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Hallow Coves- The Woods

2. Bölüm

Sorgulamak.

Hayatı, var oluşu, evreni, evrenin içinde olup bitenleri...

Herkes bir şeyleri sorguluyordu hayatı boyunca. Kimi içine doğduğu hayatı, kimi sahip olamadıklarını, kimi kaderi, kimi yaratılışı. Peki bu sorgulama ne kadar gerçek ve derindi? Sorgularken yaptığımız şey anlamaya çalışmak mıydı, suçlamak mı? Kimi suçluyorduk? Kendimizi mi başkalarını mı?


Beliz bana büyümediğimi, çevremde olup bitenlerle ilgilenmediğimi ve bencil olduğumu söylemişti. Bu söylediğine şiddetle karşı çıkmıştım ve hayatımı onların istediği şekilde yürütürken bencil olmamın imkansız olduğunu söylemiştim fakat sınıfta yaşadığım tartışma sonrası uzunca düşündüğümde bir şeylerin yanlış olduğunu idrak etmeye başlamıştım. Kendi hayatımın sınırlarına öylesine öfkeliydim ki etrafımda olup bitenlerden haberim yoktu. Gündemi takip etmek yerine odama kapanıp filmler izliyor, elimdekileri düşünmek yerine sahip olamadıklarıma üzülüyordum.


Neden insanlar benim hayatıma bu kadar takıntılıydı? Kıskançlık olduğuna emindim ama hiçbir zaman kıskançlığın neden kaynaklandığına kafa yormamıştım. Kendi hayat şartları daha kötü olduğundan mı? Mithra'da yaşayan çoğunluğun şartları kötü sayılmazdı. En azından Larv ve Urea'da yaşayanlara göre daha iyi imkanlara sahiptiler fakat baktıkları yerden benim hayatımın sunduklarını istiyor olmalarını normal karşılıyordum. Sınırları olan bir dünyada yaşıyorduk, kaynaklarımız ve yaşam alanlarımız kısıtlıydı. Dışarıda kocaman bir dünya olmasına rağmen çıkıp onu keşfedemiyorduk çünkü atalarımız bize ölmek üzere olan bir dünyayı miras bırakmıştı ve biz onu biraz daha fazla yaşatmak için uğraşıyorduk. Bireysellikten uzak bir şekilde bütüne hizmet ediyorduk. Ben ve ailem ise, üst sınıf kaynaklara ulaşma konusunda çok daha ayrıcalıklıydı.


Herkes bir şeyler yapmak zorundaydı fakat ben bu ortak çalışmaya dahil olmuyordum. Zorla okuduğum bir bölümdeki dersleri çalışmak bu zamana kadar yeterli gelmişti fakat şimdi düşündüğüm zaman bunun çok az olduğunu hissediyordum. Evet, hayat bana o kadar da iyi davranmamıştı ve bu konuda mütevazi olmaya gerek duymuyordum ancak değiştiremediğim bir geçmişin acısını geleceğimden çıkaramazdım. "Kendine gel," diye mırıldandım yatağımda dik bir pozisyona geçerken. "Aptal birinin sözleriyle kendine eziyet etme. Sanıldığı kadar kolay bir hayatın yok ve onlar bunu hiçbir zaman anlamayacak." Bunu sesli bir şekilde söylersem başka düşünceleri zihnimden atmak daha kolay olur gibi hissediyordum.


Gözlerimi karşımdaki cam duvara çevirdim. Sevdiğim filmlerden birini açması için ekrana komut vermeyi düşünüyordum fakat içimde buna dair bir istek yoktu. Müzik açabilirdim fakat onu da istemiyordum, sanırım en iyisi bir şeyler okumaktı. Yatağımın yanındaki çekmeceli masayı açıp kitaplardan birini rastgele aldım ve yıpranmış sayfaların üzerinde gezinmeye başladım. Bunları bir an önce kütüphaneye bırakmalıydım yoksa şapşal görevli yakalanacak ve ben kitaplara ulaşmak için yeni görevliye rüşvet yedirmek zorunda kalacaktım. Yaptığımdan utanmıyordum; sonuçta kitapları yerine bırakıyordum.


ULUM: Son NefesHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin