Levent hayatında hayal bile edemeyeceği bir güzellikle karşı karşıyaydı. Ne dese, ne yapsa bilemedi. Tam bir adım atacağı sırada Deniz girdi araya: "Hop hop Levent ağam, herhalde kızımızı bu kadar çabuk vereceğimizi düşünmüyorsun!"Levent'in aklından uçup gitmişti bu adet...Kaşlarını çatıp düşündü bir an. Aynı anda arkasından yetişen Ömer, elinde Saim Beyin verdiği ufak altın keseleriyle geldi yanlarına. "Çekil bakalım damat bey," diyerek arkadaşının yanından geçti. Odadaki bütün çalışanlara ve Deniz'e birer kese altın verdi. Sonra geri çekilip Levent'e göz kırptı. "Tamam mı? Şimdi alabilir miyiz gelinimizi?"
Herkes bayılmıştı bu jeste. Deniz toparlandı ilk olarak: "Ooo, Ömer Bey yardıma gelmiş demek ki...Eh gelin de istiyorsa alabilirsiniz artık..." Diğer kadınlar da çevrelerini sarmış gülümsüyorlardı.
Levent hala kıpırdayamıyordu. Gözde ondan bir hareket gelmediğini görünce elini uzattı: "Yoksa beni istemiyor musun?"
Levent şok içinde Ömer'e döndü: "Gördün mü, bu peri kızı konuşuyor!"
Ömer ve diğerleri kahkahalarla güldüler bu söze. Arkadaşı onun kulağına eğildi: "Evet konuşuyor...Ama biraz daha böyle kütük gibi durursan onu da yapmayacak..."
Bunu duyan Levent hemen harekete geçti; Gözde'nin koluna dikkat ederek çıkarttı onu küçük salondan. Merdivenlerin başına geldiklerinde hala yanındaki güzel gelininden alamıyordu gözlerini. Gözde ona döndü: "Levent önüne bak, düşeceksin!"
"Ah pardon!" diyen nişanlısı son anda kurtarmıştı kendini.
Aşağıdaki büyük avluda yüzlerce kişinin gözü onların üstündeydi. Yüzlerindeki geniş tebessümle indiler yanlarına. Bir köşede nikah masası kurulmuştu. Saim Bey, Serpil Hanım, Mustafa Beyler ve Kaya Hocayla eşi Sevil Hanım masanın etrafında onları bekliyorlardı. Şahitleri olan Deniz ve Ömer ise masanın iki tarafındaydı. Gelin ve damadın gelmesiyle herkes kenara çekildi; geçip oturdular yerlerine.
Her ikisinin de kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Anne babalar bugünü gördüklerine inanamıyorlardı hala. Gözleri dolu doluydu. Nikah memurunun sözleri sanki başka bir dünyadan geliyormuş gibiydi; kulakları uğulduyordu gelin ve damadın. İlk soruya Gözde'nin verdiği 'evet' cevabı epeyce alkışlanmıştı. Ancak ardından Levent'in ortalığı yırtarcasına çılgın gibi 'eveeeettttt' diye bağırmasıyla ortalık yıkıldı adeta...Alkışlar, çığlıklar ve ıslıklarla birlikte neredeyse kıyamet kopmuştu konakta.
İmzaları attıktan sonra önce anne babalarla görüşüldü tabii ki...Hele onun hemen ardından gelen takı kuyruğu görülmeye değerdi. Metrelerce süren sıranın sonu hiç gelmeyecek gibiydi. Levent'in aklından geçen bilezikler fazlasıyla takılmış; altınları koyacak yer kalmamıştı neredeyse...
Nihayet kuyruğun sonu geldiğinde Gözde'yi biraz dinlendirmek istediler. Serpil Hanımın gösterdiği ilk yere oturdu güzel gelin. Yarım saat kadar sonra ilk dans müziği çaldı. Aslında oralarda böyle bir adet tabii ki yoktu. Bu Levent'in isteğiydi. Düğün gününde karısıyla bu dansı etmeden oyun havalarına geçemezdi.
Akşamüstüne doğru oyunlar da oynanmış düğün yemeğine oturulmuştu. Yemekten kalkanlar yavaş yavaş konağı terk ediyorlardı artık.
Bunu gören Ömer ve Deniz, geride kalan Saim Beyler, Gülsüm Hanımlar ve Kaya Hocalar için ayrı, ufak bir program yaptılar. Dans müzikleri tekrar başladı; hem de en güzel şarkıyla...Özdemir Erdoğan'ın 'ben bal arısı gibiydim senden önce...' diye başlayarak devamını getirdiler dansın. Öyle çok eğlendiler ki sonunda tekrar oyun havalarına geçildiğinde mutfak ahalisi de dayanamayıp onlara katıldı. Bir kere daha kahkahalar duvarlarda yankılandı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
YENİ-DEN AŞK/TAMAMLANDI
RomanceBiri evli diğeri bekar olan iki doktor arkadaşın ilki karısına diğeri ise sevgilisine deli gibi aşık olur. Hayatta öyle şeyler yaşarız ki aşk bazen "yeni"dir; bazen de kendini "yeniden" yaşatır...