16. BÖLÜM

441 40 0
                                    




Levent ve Gözde'nin haberini alan herkes, başta onlar olmak üzere, akşam yemeğine hazırlık yapıyordu. Gözde her ne kadar gönülsüz bir şekilde gelmeyi kabul etmiş gözükse de neredeyse dolabındaki bütün elbiselerini dökmüş, ne giyeceğini düşünüyordu. 'Gelicem' demişti bir kere, tabii ki şık bir şeyler giymesi gerekiyordu. En sonunda siyah bir pantolonun üzerine kırmızı, şık bir bluz giymeye karar verdi. Uzun, siyah saçlarının uçlarını da maşayla kıvırdığında harika olmuştu. Makyajını da tamamlayıp bir güzellik abidesi halinde çıktı evden. Bakalım Levent bu sefer de beğenecek miydi onu...

Aynı saatlerde Deniz ve Ömer ise annelerinin yemekleri yaptığını görünce masayı beraberce hazırlamaya karar vermişlerdi. Gecenin nasıl başlayıp biteceğini düşünüyorlardı bir taraftan da. Mustafa Bey bile iki gencin birbirine yakın ve uzak yönleri üzerine kafa yormaya başlamıştı. Genel anlamda yakıştırmıştı onları.

Geceye ilk katılan davetli Levent olmuştu. İçeri girer girmez Gözde'yi sordu. Henüz gelmediğini öğrenince de tüm dikkatini yemeklere verdi. Burnuna dolan güzel kokularla mutfağa doğru giderek Gülsüm Hanıma sarıldı: "Gülsüm Teyzem neler yaptın böyle! Döktürmüşsün yine!"

"Hoşgeldin oğlum! Duydum ki bu akşamın konusu benim yemeklerim değil de güzel kızım Gözde'ymiş..."

Levent gülümseyerek cevapladı onu: "Evet teyzecim," deyip o sırada yanlarına gelen Ömer'i gösterdi ve devam etti: "Senin bu hain oğluna kaç haftadır söylüyorum bizi biraraya getirmesini; ama o da haklı olarak ancak kendi başını kurtardı. Veee, sıra nihayet bana geldi..."

Ömer tam ağzını açıp ona cevap verecekti ki kapının çalmasıyla oraya doğru yöneldi. Ama giderken Levent'e dönüp "Ben senin yuvanı yapardım ama sen Gözde'ye dua et," diye parmağını sallamayı ihmal etmedi.

Levent hala laf yetiştiriyordu ona o sırada: "Yap abicim, yap benim yuvamı! Onun için burdayım zaten!"

Gülsüm Hanım daha fazla dayanamayıp gülmeye başlamıştı onun sözlerine.
Kapıdan içeri giren Gözde, her zamanki sıcakkanlı haliyle Levent hariç herkese sarılıp selamlaştı. En arkada kalıp onu baştan aşağı süzen Levent de sırasını bekliyordu. İçinden 'haklıymışım,' dedi; 'keşke daha önce görseymişim seni...'

Gözde ev sahipleri kenara çekildiğinde görebilmişti Levent'i. Çok yakışıklı olduğu itiraz edilemez bir gerçekti. Aklından neler yapabileceğini geçirmeye başlamıştı bile...Bu adama nasıl 'hayır' diyecekti bakalım...

"Merhaba," diyerek elini uzattı ona Levent.

"Merhaba," deyip karşılık verdi ona. "Ben Gözde, tekrar memnun oldum."

"Ben de Levent," diye atıldı yakışıklı adam.

Öne geçen Deniz ve Ömer'in yönlendirmesiyle masaya doğru hep birlikte yürüdüler. Deniz ev sahibi olarak tüm çiftlerin karşılıklı oturmasını sağladı. Gözde karşısına geçen Levent'in önünde nasıl yemek yiyebileceğini düşünüyordu.

Mustafa Bey, yemekler gelene kadar her ikisine de hal hatır sordu. İki genç arasındaki heyecanı yatıştırmak istemişti böylece. Gülsüm Hanımla Deniz servis yaparlarken Ömer Levent'e hastanenin yoğunluğundan söz açmıştı. Mustafa Bey onayladı onları: "Gençler işiniz gerçekten zor...Doktorluğun sorumluluğu çok fazladır."

"Evet," diyerek Gülsüm Hanım girdi araya: "Onların mesleği zahmetli olduğundan iş bize düşüyor," diyerek Deniz ve Gözde'ye bakınca Gözde öksürerek toparlandı.

Levent onun bu davranışını gözden kaçırmayıp gülümseyerek konuştu: "Evet Gülsüm Teyzem, bize gerçekten fedakar eşler lazım. Mesela ben...Nöbetler, muayeneler, raporlar derken nereye yetişeceğimi şaşırıyorum."

YENİ-DEN AŞK/TAMAMLANDIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin