Akşamüstü Ömer son hastasını da gönderdikten sonra toparlanmaya başladı. Bu arada evde bulunan anne—babasına akşam yemeğini dışarıda yiyeceklerini haber vermesi gerekiyordu. Telefonunu eline aldı."Baba merhaba!"
"Merhaba oğlum, hayrolsun?"
"Ee, ben birazdan eve geliyorum. Dışarıdan istediğiniz bir şey var mı?"
"Dur, ben annene vereyim de sen ona sor!"
Mustafa Bey o sırada hemen telefonu eşi Gülsüm Hanıma uzatmıştı: "Oğlun sana bir şey diyecekmiş!"
Karısı, "Hala oğlun diyor, haspinallah!" diyerek telefonu eline aldı. "Oğlum nasılsın?"
"İyiyim annecim! Dışardan istediğin bir şey var mı? Birazdan eve geleceğim."
"Yok oğlum, her şeyimiz var!"
"Annecim!"
"Efendim canım?"
"Biz bu akşam yemeğini Deniz'le beraber dışarıda yiyeceğiz. Ben bir restorandan yer ayırttım."
"Öyle mi? Çok iyi yapmışsın oğlum! O zaman ben iki kişilik masa kurayım."
"Annecim, sonra beraber de gideriz yemeğe! Size ayıp olmuyor değil mi?"
"Yok oğlum, niye ayıp olsun! Biz sizin için buradayız."
"Tamam o zaman, görüşürüz..."
"Görüşürüz oğlum!"
O telefonu kapattığı anda Deniz kapıdan içeri giriyordu. Biraz erken çıkmıştı bugün işten.
"Merhabalar," diyerek güler yüzüyle girdi içeriye. Önce annesine sonra babasına sarılıp yanlarına oturdu.
"Nasılsınız bakalım gençler?"
Mustafa Bey gülerek eşine döndü: "Bak bak, Deniz kızım bizimle dalga geçiyor!"
"Aşk olsun babacım! Genç değil misin yani? Hepimize taş çıkartırsın sen!"
Gülsüm Hanım, gelininin keyfinin yerinde olduğunu gözlemliyordu. Bunun bu akşamki yemekle bir ilgisi olmalıydı mutlaka.
"Denizcim, az önce Ömer aradı. Bu akşam dışarıda yemek yiyecekmişsiniz!"
Deniz biraz utanarak başını önüne eğdi: "Şeyy annecim...Ömer iki kişilik yer ayırtmış; bana söyleyecekleri varmış! Sizinle de yarın akşam çıkarız dışarıya, olmaz mı?"
"Güzel kızım, ben onun için söylemedim ki! Biz zaten dışarıda yemeyi ezelden beri sevmeyiz, biliyorsun. İnşallah hep güzel şeyler konuşursunuz. Böylece biz de baş başa yemek yemiş olacağız, sayenizde!"
Deniz kalkıp sarıldı annesine. Kaç kayınvalide gelinine gelinine bu güzel sözlerle ve böylesine iyi niyetle yaklaşırdı...
Mustafa Bey, iki güzel kadına bakıp Deniz'e cevap verdi: "Hadi Deniz kızım, hazırlan bakalım yemek için! Ömer gelir birazdan..."
"Peki babacım," deyip kalktı yerinden Deniz. Bu yemekten onun da beklentileri vardı. Ama bunun için önce güzelce giyinmesi gerekiyordu. Yukarı çıkıp odasına girdiğinde alternatif yemek elbiselerini sırayla gözden geçirdi. Sonunda bej rengi, kendisine çok yakışan bir tanesinde karar kıldı. Çok abartılı bir kıyafet seçimi yapmak da istemiyordu; çünkü Ömer'e eskisi gibi fazlaca değer verdiğini göstermek istemiyordu. Üzerindeki elbise tam bu düşüncesine göreydi. Ne çok gösterişli ne de sade...
Saçı ve makyajı da bittiğinde aşağıdan Ömer'in sesini duydu: "Deniz geldi mi anne?"
"Geldi oğlum, yukarıda!"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
YENİ-DEN AŞK/TAMAMLANDI
RomanceBiri evli diğeri bekar olan iki doktor arkadaşın ilki karısına diğeri ise sevgilisine deli gibi aşık olur. Hayatta öyle şeyler yaşarız ki aşk bazen "yeni"dir; bazen de kendini "yeniden" yaşatır...