31. BÖLÜM

344 36 0
                                    




Mustafa Bey ve Gülsüm Hanım, Gözde'yi tanıdıkları gibi sevmişlerdi zaten. Hele Levent'le birlikte olduklarını öğrendiklerinde kendi evlatlarıymış gibi sevinmişlerdi gençler adına. Kızcağızın ailesi yoktu; kim bilir ne acılarla gelmişti bugünlere...Derken bir önceki gün onları Mustafa Beyin kadim dostu Saim Bey aramış, Levent ve Gözde'nin nişanlanacağını söylemiş ve bir ricada bulunmuştu. Gözde'nin olmayan ailesi olacaklar; yüzükler takılmadan isteme merasimi yapılacak ve genç kadını babası yerine Mustafa Beyden isteyeceklerdi. Yaşlı adam hiç düşünmeden kabul etti bu teklifi. Hele Gülsüm Hanım bu aşkın bu kadar çabuk filizlendiğini duyunca havalara uçtu.

Hemen ertesi gün Saim Beyin ayırttığı uçak biletleriyle havaalanına gelip yerlerine oturmuşlardı. Şehre vardıkları gibi de özel şoförle konağa getirildiler elbette. Gözde'nin ardından Deniz ve Ömer de koşturdular kapıya doğru. Anne babalarını görmek onları da hem şaşırtmış hem de sevindirmişti. Gözde'nin gözyaşları dinmeyecek gibiydi.

Levent onun yanına gelip kulağına eğildi: "Biliyor musun, şu anda sana sarılıp kalbimin ta içine sokmak istiyorum...Ne olur ağlama artık..."

"Peki," dedi genç kadın gözyaşlarını silmeye çalışırken.

Bu arada Mustafa Beyle Gülsüm Hanım da geç de olsa kahvaltı masasına oturtulmuş, önlerine tüm yemekler serilmişti. Gülsüm Hanım, Mustafa Beyin tabağındakileri alıp geri koymaya çalışıyordu bir yandan da "Yapma ama Mustafacım, bunlar sana yeter," diyerek...

Hepsi yüzlerinde kocaman tebessümlerle izlediler bu tabloyu. O arada Mustafa Bey Deniz'e döndü: "Kızım torunum nasıl, iyi mi?"

Ömer karısının yanındaydı hemen. Onun karnına uzanarak onun yerine yanıtladı babasını: "Çok iyi babacım; iki gündür şehrin bütün yemeklerini yedi maşallah!"

Bu cevaptan sonra Deniz'den bir dirsek yiyince sustu. Gülsüm Hanımın da dikkatini çekmişti onun bu gafı. Gelinine bakıp konuştu: "Hatırlat da kalkınca ben de vurayım şu zevzeğe..." Erkekler pek bir şey anlamazken kadınların hepsi bastılar kahkahayı.

Yemeğini bitiren Mustafa Bey, "Eee isteme merasimi ne zaman başlıyor dünür?"  diyerek Saim Beye döndü. 'Dünür' sözüne vurgu yapmış herkesi güldürmeyi başarmıştı.

"Sen ne zaman istersen dünür," dedi Saim Bey onun gözünün içine bakarak.

Bu arada Deniz kocasına döndü: "Sen annemlerin geleceğini biliyor muydun?"

"Yoo, bana da söylemediler. 'Evdeyiz' demişti."

Mustafa Bey gülerek baktı onlara: "Yalan söylemedim ki oğlum, evdeydik seninle konuştuğumuzda; daha çıkmamıştık..."

O sırada Serpil Hanım Deniz ve Gözde'ye baktı: "Kızlar, Yıldız'la Güler mutfakta kahve yapacaklar birazdan; isteme töreni için. Arzu ederseniz siz de gidin yanlarına..."

Gözde hemen yerinden kalkmaya çalıştı bu sözün ardından: "Annecim kahveyi on dakika sonra yaparlar. Benim hemen üstümü değiştirmem lazım..."

"Tabii kızım, ben hemen haber veririm şimdi. Seni beklerler, eğer yanlarında bulunmak istersen..."

"Ne demek, kahveleri ben yapamasam da yardım edeceğim onlara mutlaka..."

Gülsüm Hanım gülerek cevapladı onu: "Bizim oralarda senin bu durumuna 'kürekte dur da baklava olma' derler..."

Hepsi kıkırdadı bu güzel söze. Deniz hem gülüyor hem de Gözde'nin sol elinden tutmuş onu yukarıya odasına çıkartmaya çalışıyordu. Gözde odasındaki dolaptan krem rengi bir pantolon, onunla renk kombini olabilecek bir bluz ve ceket çıkarttı. Bir gün önce tek eliyle onları zar zor ütülemiş, kimseye yük olmak istememişti.

YENİ-DEN AŞK/TAMAMLANDIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin