27. BÖLÜM

320 38 0
                                    




Ağrılarına rağmen Gözde'nin arkadaşını görünce ağzı kulaklarına varmıştı. Ömer takıldı ona: "Gözdecim, Deniz'i görünce iyileştin bakıyorum!"

"Hem de nasıl! Çok sağolun, benim yüzümden buralara kadar geldiniz..."

Deniz atıldı hemen: "Canım benim, tabii ki geleceğiz..."

Merakla sordu Gözde: "Yeğenim nasıl?"

"Gayet iyi, hiç merak etme! Bu arada sen uyurken Levent doktorunla görüştü. Kendini iyi hissediyorsan yarın eve çıkabilirmişsin..."

"Gerçekten mi," diyen Gözde'nin yüzü daha bir aydınlanmıştı. Levent gelip elini tuttu onun: "Nasıl hissediyorsun kendini? Doğru söyle!"

Sevgilisi onun gözlerinin içine bakarak konuştu: "Tabii ki ağrılarım var; ama burada kalsam da hemen geçmeyecek nasıl olsa! Bir an önce çıkalım n'olur...Hastaneler bana hiç iyi gelmiyor."

Üçü de genç kadının ailesinden bahsettiğini biliyorlardı.
"Tamam aşkım," dedi Levent. "Yarın sabah erkenden çıkıyoruz o zaman." Kısa bir an duraksayıp devam etti konuşmaya: "Yalnız eve gidince çok rahat olacağını düşünme. Seni dinlenirken de olsa bütün akrabalar görmek isteyecektir. Ama hepsi çok iyi niyetli insanlardır, aklına başka bir şey gelmesin. Hatta sana bir an önce iyileşmen için bir sürü yiyecek ve hediyeler de getireceklerdir, eminim..."

Deniz bu söylenenleri can kulağıyla dinleyip akadaşına döndü: "Ooo hanımağam, başroldesin artık bakıyorum..."

Gözde ister istemez gülümsedi yine: "Keşke planladığımız gibi bir gün kalıp dönebilseydik...Ama madem ki bunlar yaşandı, yapacak bir şey yok. Başrolü de oynarız artık, n'apalım..."

"Bak bak! Hemen alıştın bakıyorum...Ben de varım yanında ama gelen her şeyden isterim..." dedi Deniz ona imrenerek.

"Hayatım her şeyim senindir! Ne istiyorsan al, sen geldin ya; daha başka ne isteyeyim ben!"

İki dost sarılıştılar. Biri ayakta diğeri yataktayken zor oluyordu ama önemli değildi. Biraz daha süren sohbetin ardından Deniz'in de yorulmasıyla Levent onları aynı arabayla konağa gönderdi. Ertesi sabah da onlar çıkacaklardı.

Gözde ağrı kesicilerin etkisiyle tekrar uyuyakaldı. Levent ise uzandığı kanepede ertesi günü düşünüp gülümserken daldı gitti.

Deniz ve Ömer'i muhteşem bir konağa getirmişti araba. Aynı dizilerdeki gibiydi burası. Serpil Hanımla Saim Bey onların geldikleri haberini alınca karşılamak için ana kapıya gelmişlerdi. "Hoşgeldiniz canlarım," diyen Serpil Hanım ikisine de sarılarak buyur etti içeriye.

Saim Bey de yanıbaşlarındaydı. "Hoşgeldiniz oğlum," diyerek o da sarıldı Ömer'e. Anadolu insanının misafirperverliği bir başka oluyordu. Deniz de Ömer de o an bunun bilincindeydi. İçeride büyük bir avlu vardı. Hemen her yerdeki onlarca kapı bu avluya açılıyordu. Deniz ilk defa geldiği için kendini bakmaktan alıkoyamadı bu evin görkemine. Birkaç hizmetli daha gelerek üst katta büyük bir salona buyur etti onları. Saim Bey hemen misafirlerin aç olabileceğini düşünerek seslendi dışarıdakilere: "Misafirlerimize atıştıracak bir şeyler getiriverin; uzak yoldan geldiler..."

Misafirler her ne kadar gerek olmadığını belirtseler de o sofra kurulacaktı. Gecenin o saati bile olsa Deniz'in iştahı yerine gelmişti bu yiyecekleri görünce. Serpil Hanım ısrarla üzerine düşüyordu zaten: "Kızım sen hamilesin; şundan da alsana," diye...

Ömer'in şaşkın bakışları ve kıkırtıları arasında hepsini yedi. Bitirdikten sonra da ters ters baktı ona. Bu, 'odamıza gidince hesabını soracağım' demekti.
Çalışanların ve ev sahiplerinin yönlendirmesiyle odalarına çekildiler en sonunda. "Neden yemek yerken bana güldün acaba?"

YENİ-DEN AŞK/TAMAMLANDIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin