4. BÖLÜM

679 49 3
                                    




Deniz kocasının yanından ayrıldığında 'vicdanım rahat' diye düşündü; 'dinledim onu'...Dinlemişti; ama Ömer'i arkasında bırakmıştı artık...

Ömer ise uzun bir süre oturduğu yerden kalkamadı. Ne yapacaktı, nasıl yaşayacaktı bundan sonra...Bir kadını kızdırmamak gerektiğini de çok iyi anlamıştı artık. Ancak kendisine bu dersi veren karısını bırakamazdı ki o...Mutlaka bir şeyler yapmalı, bir çıkış yolu bulmalıydı. Kalbi hala Deniz için çarpmaya devam ederken yavaş yavaş yerinden kalkıp arabasına bindi ve hastaneye doğru sürdü. Bu duruma bir çare bulmalıydı; ama ne...Ne ya da kim kurtarabilirdi onu düştüğü bu kuyudan...

Muayenehanesine girerken hala aklında bu sorularla boğuşuyordu.

Akşama doğru hastalarının hepsini yolcu ettiğinde soluk alamaz olmuştu. Hemen camı açıp derin derin nefesler çekti içine.
Telefonu çaldığında ise Kaya Hoca'nın adını gördü. "Neredesin evlat?"

"Odamdayım, şimdi bitti muayeneler Hocam!"

"Hadi o zaman yanıma gel, bekliyorum."

"Hemen geliyorum," deyip kapattı telefonu.

Odasından çıkarken karşısında kapıyı çalmak üzere olan Levent'i buldu. "Nereye?" dedi Levent.

"Kaya Hoca çağırdı. Hadi sen de gel, yiyeceğim lafları paylaşalım!"

Levent gülerek takıldı onun peşine. "Nasıl bir dostum ben Allahım! Ölüme bile gidiyorum Ömerciğimle!"

"Hocanın yanından çıkınca Ömerciğin yapacak senin yuvanı, dur sen!"

"N'aptım ben yaa!"

"O kadını tutacaktın yanında! Gerekirse bağlayacaktın kendine...Şu durumumdan en çok sen suçlusun!"

"Haydaa! Ne güzel idare ediyordum işte seni! Benden başka kim o kadını sevgilisi olarak tanıştırırdı insanlara!"

"Tanıştırdın da ne oldu! Başıma gelenlere bak! Deniz siktiri çekti! Beni terk ediyor, 'boşanacağım' diyor...Ne yapacağım ben şimdi???"

"Kaya Hoca belki bir çare bulur," dedi Levent.

"Dua et bulsun," dedi en son Ömer, Başhekimin kapısına geldiklerinde.

Kapıyı çaldığında içeriden duydukları "Gel" sesi hiç hayra alamet değildi.

Kaya Hoca ikisine de oturabilecekleri koltukları gösterdi. "Geçin bakalım şöyle!"

Kendisi de oturmadan önce ofis telefonunu kaldırıp asistanından üç sade kahve istedi. Sonra Ömer'e baktı: "Pek kendinde değil gibisin! Bir kahve iç de azar işitirken şuurun yerinde olsun!"

"Hocam yaa!" diye ona sitem etti Ömer.

"Ne dedim, yalan mı! Eşek kafalı oğlum benim, anlat bakalım olanları şimdi!"

Ömer, Deniz'in özellikle son altı aydır aklından geçenleri, söylediklerini, şüphelerini paylaşıp en son bir gece önce neler olduğuna kadar geldi. Onları da anlattığında Kaya Hoca'nın suratı allak bullak oldu.

"Tüh, Allah seni kahretmesin! Böyle bir olayın yaşanmasına nasıl izin verirsin!" O sırada Levent'e de döndü: "Ya sen! Hiç mi duymadınız bu tip kadınları!" dedikten sonra kısa bir süre durup kendine döndü: "Ben de gençken Sevil'den az çekmedim bu yüzden! 'O kim, bu kim, şu kadın sana neden çok baktı, öbürü neden sana muayene olmak istiyor, asistanın neden çok güzel'...Daha bir sürü şey...Bizim meslekte daha çok vardır bu işler...Ama karını seviyorsan başını çevirip kimseye bakmazsın!"

YENİ-DEN AŞK/TAMAMLANDIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin