15. BÖLÜM

489 42 0
                                    




Levent hastaneden çıkıp arabasına bindiği gibi yengesi Deniz'in şirketine doğru yola çıktı. Öncesinde ise Kaya Hoca'ya uğrayıp mutlu haberi vermişti. Hoca neyse ki iyi günündeydi. Gülerek karşılamıştı haberi. "Neyse," dedi. "Artık Ömer'in şeyinin derdinden kurtulduk! Tıpla ilgilenebiliriz!"

Levent bu söz üzerine,sıra kendisine gelmeden, hemen izin isteyip ayrıldı onun yanından. Zaten acelesi vardı. Madem ki hanımefendinin geçmişte sevgilisi olmamıştı o da ona göre davranırdı. Bundan sonra geçmişi unutup geleceğe bakmalıydı. Bu kızdan güzelini bulamazdı. Duyduğu kadarıyla işinde de çok başarılıydı. Başka ne istesindi ki...Antalya'da yaşayan anne—babası duysa ne kadar sevinirlerdi kim bilir...İkisi de emekli öğretmendi ve haklı olarak yıllardır tek çocuklarının evliliğini görmek istiyorlardı. Levent şimdiye kadar serseri bir hayat sürmüştü çevresindeki kadınlarla...Hemen her ay başka biriyle beraber olur, canı sıkılınca da bırakırdı. Üstelik bu kadınların hiçbir özelliği de yoktu; güzel oluşları dışında tabii...Ve Deniz de bütün bunları bildiğinden başta ona inanmak istemeyecekti; normaldi bu...Ondan bir şans istemesi lazımdı. Gözde'yi mutlu edebileceğine inanıyordu sonuçta.

Onun odasına geldiğinde kafasında dönen tüm bu düşünceleri güzel bir şekilde sonuçlandırmak üzere kapıyı çaldı. Deniz, yaklaşık yarım saat önce Ömer'in telefonuyla Levent'in kendisini görmeye geldiğini öğrenmişti. Tabii ki konuyu biliyor, Levent'i de yıllardan beri çok iyi tanıyordu. Ancak kocası arkadaşının çok ciddi düşündüğünü ve Gözde'yle de evlilik amacıyla bir ilişki kurmak istediğini söyleyince şaşırmıştı. Ömer son olarak "Levent çok kararlı" dediğinde ise ne düşüneceğini bilemedi. Gözde bu hayatta en kıymetlisiydi onun. Asla onu üzecek bir olay yaşanmasını istemezdi. Hani Levent'in de önceki ilişkilerinden haberi olmasa arkadaşı için çok iyi bir kısmetti. 'Tip olarak da birbirlerine yakışırlar aslında,' dedi kendi kendine. Ama öncesi hep bir soru işaretiydi. O sırada kapının çalınmasıyla "Gir," derken Levent'i çağırdığını biliyordu.

"Merhaba Denizcim," diyerek girdi içeriye Ömer'in kankası.

"Hoşgeldin Leventçim, nasılsın?"

"İyiyim, sağol! Asıl sen nasılsın?"

Bu imalı soruyla gülümsedi. Levent'in asla onların kötülüğünü istemeyeceğini bilecek kadar tanıyordu onu. "Daha iyiyim, teşekkürler!" dedikten sonra Levent'in tereddüt ettiğini görünce "Otursana, rahatına bak!" sözleriyle rahatlattı onu. Levent akıllı bir adamdı. Elbette Ömer'in o buraya gelmeden Deniz'i aradığını ve aklından geçenleri söylediğini biliyordu.

"Evet," dedi Levent konuşmaya başlamadan. "Nasıl olsa söyleyeceklerimi biliyorsun!"

Deniz kocaman gülümsedi onun bu sözüyle. "Evet, az çok biliyorum."

"Eee, ne diyorsun peki?"

"Ömer sana ne dediğimi söylemiş! Ama sen ısrar ediyormuşsun..."

"Denizcim, ben bu konuyla ilgili düşüncelerimi Ömer'le paylaştım bugün. Hayatımda yeni kararlar aldım. Seninle de bunları konuşmak için geldim. Ben yaşadıklarım üzerine çok düşündüm. Artık bunları geride bırakıp yeni bir yaşam kurmak istiyorum Deniz..."

"Şu an çok şaşkınım gerçekten...Sen ciddi gibi duruyorsun..."

"Evet, ciddiyim..."

"Ya kız arkadaşların? Onlardan ayrı kalabilecek misin?"

"Canım yengem, onu söylemek için geldim ben de sana! Geçmiş geçmişte kaldı. Bundan sonra o kızlar yok..."

"Kim var peki?" diyerek gülümsedi Deniz.

YENİ-DEN AŞK/TAMAMLANDIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin