Şu an ders çok sıkıcı geliyordu. Dün Öykü'yle gezicektik ama son anda onun işi çıktı. Bende evde bütün gün oturmuştum. Bu gün bütün derslerim bitmişti. Bu hariç kolumda ki saatimden dakikaları sayıyordum. Tam iki dakika yirmi beş saniye kaldı. Yani sadece dakikaları saymakla bitmiyor iş. Ders bittiğinde hemen kendimi üniversite koridoruna attım. Bu gün ne Öykü'yü görmüş ne de haber almıştım. Acaba bir sorunu mu var ? diye düşünmeden edemiyordum. Önce üniversitenin çıkışına çıktım. Şoför gelmişti. Arabaya binip Öykü'yü aradım. Ulaşılamıyordu. Galiba bu gün de tek başımayım...
Eve geldiğimden beri kitap okuyordum. Acaba o kitabıma ne oldu ? Şu an nerde ? Belki bir gün bulurum. Artık onun için endişelenip ağlamak istemiyorum. Ağlasam da hiç bir şeyim değişmiyorki, geri de gelmiyor. Eğer onu bulucaksam belki bir gün bulurum. Ben böyle düşünürken bir anda kapım çaldı.
''Girr'' dedim hafif yüksek bir sesle.
''Yemeğe bekleniyorsunuz'' dedi ve gitti. Ayağı kalkıp kitabımın arasına kitap ayracımı koydum kitabımı olduğu gibi yatağımın üstünde bırakıp aşşağı indim. Masada bir tek teyzem vardı. Masaya oturup hızlıca yemeğimi yemeye başladım. Yemeğimin yarısına gelmiştim ki masaya Mert ve Bora oturdu. Yemeğimi bitirdiğimde ''Afiyet olsun'' dedim tam gidiyordum ki.
''Aslı salonda beni beklermisin seninle bir şey konuşacağım'' dedi teyzem kafamı salladım. Bu sırada Bora ve Mert masadan kalkıyordu ki ''Sizinlede'' dedi teyzem üçümüz salona geçtik. Salona geldiğimde ikili koltuğa oturdum ve parmaklarımı dizlerime vurarak ritim tutmaya başladım. Ben böyle beklerken Mert ve Bora salona girdi. Mert bir yanıma Bora ise öbür yanıma oturdu. Teyzem salona girdiğinde ise karşımızda sayılabilecek tek kişilik koltuklardan birine oturdu.
''Aslı aslında sormanı beklerdim'' dedi kaşlarımı çatıp anlamsızca teyzeme baktım.
''Neyi ?'' dedim.
''Bak konuşacağım konu şu benim bir eşim var yani Mert'in babası ve şuan İngiltere'de'' dedi haklıydı. Nasıl hiç aklıma gelmemişti ? Başıma gelenlerden vakitmi bulabiliyorum sanki. Teyzeme sadece kafamı salladım ve devam etmesini bekledim.
''Bunu sana önceden söylemeliydim ki bende onun yanına gitmek zorundayım'' dedi ve tepkimi beklemeye başladı. Bir an gözlerimi kocaman açıp teyzeme bakmaya başladım.
''Nasıl ya !? Teyze ben ne olucam !?'' dedim içimden bir ses bencillik yaptığımı söylüyordu ama beni buraya teyzem çağırmıştı. Kızmakta bir nevi haklı sayılırdım. Bir nevi...
''Canım hemen sinirlenme seni elbette burada tek başına yalnız bırakmıycağım'' dedi içimden derin bir oh çektim. Buralarda kalmak ya da eski evime geri dönmek istemiyordum.
''Peki ne olucak ?'' dedim teyzeme gözlerimi dikerek.
''O kısmı belki hoşuna gider belki gitmez orasını bilemiyorum açıkcası'' dedi teyzem en fazla ne olabilir ki ? Düşünebileceğim en kötü şey bu evde tek başıma kalmaktı. O da olmadığına göre.
''Bence söyliyebilirsin teyze zaten eninde sonunda söyliyceksin'' dedim
''Anne tahmin ettiğim şeyi yapmıycaksın heralde'' dedi Mert.
''Tahmin ettiğin şeyden haberi olması için senin zihnini okuması lazım bunun içinde büyücü falan olması lazım. Teyze büyücü değilsin dimi ?'' dedim kaşlarımı kaldırarak. Teyzem kahkağa atmaya başladı. Tabi ki gerizeklı değildim. Bilerek yapmıştım.
''Çok kitap okuduğunu zannediyordum'' dedi Mert suratına baktığımda biraz sinirlenmişti. Onu sinirlendirmek hoşuma gitmişti. Keşke aynı şeyleri Bora'ya da uygulayabilsem. Sanki Mert'i sinirlendirmek daha kolay gibime geldi. He ne kadar benden nefret ettiği için bu kadar sinirlendiğini bilsemde... Aklımda ki düşünceleri bir kenarı bırakıp Mert'e cevap verdim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ne Bu Kitap Sevgisi ??
Teen FictionAnnesiyle babası boşanan Aslı İzmir'e teyzesinin yanına üniversite için taşınır ve hayatı değişir. Aslı kitaplarının ellenmesinden hoşlanmıyor peki niye ? ***** ''Mert kitap okuyor da benim mi haberim yok ?'' dedi biri kafamı kaldırdığım da biri kit...
