Bu bölümü Tdeniz'e ithaf ediyorum. Kendisiyle daha yeni tanıştık iki yada üç gün oldu ama ben onu çok sevdim. Gerçekten çok iyi bir okuyucu o Rüzgar'ı seven tek okuyucum. Rüzgar'ın prensesi :*
''Kime ne olmuş Öykü söylesene ?'' dedim merakla Öykü'ye bakarak. Hastanenin önüne çoktan gelmiştik bile. Öykü arabayı durdurdu ve bana baktı.
''Bora, kaza yapmış.'' dedi bir an da şok olmuştum. Kalbim hızlı atmaya başlamıştı.
''Kanlarınız uyuşuyor. Ona kan verecek misin ?'' dedi merakla bana bakarak. Verecek miyim ? Tabi ki vereceğim. Olumlu anlamda kafamı salladım. Hızla arabadan indik. Koşar adımlarla hastaneye ilerledik. Öykü danışmaya onları sordu. Öğrendiğimizde koşarak yukarı çıktık. Üçüncü kata geldiğimizde danışmanın söylediği yerde kimse yoktu. Bir kız hariç. Bizim yaşlarımızda bir kız. Bizi görüğünde yanımıza yaklaştı.
''Siz Aslı ve Öykü müsünüz ?'' dedi işaret parmağıyla bizi göstererek.
''Kan vermeniz gerekiyor.'' dedi. Olumlu anlamda kafamı salladım. Kız arkasını dönüp ilerlemeye başladı. Biz de peşinden gidiyorduk. Bir odaya geldiğimiz de oda da bir hemşire vardı. Bize gülümsedi.
''Kim kan verecek ise şöyle otursun.'' dedi oradaki şişme koltuğa benzeyen koltuk tarzı bir şeyi göstererek. Oraya gidip oturdum. Hemşire yanıma geldiğinde kolumu yukarı sıyırdım. Kan alacağı yere bir şey sürüp iğneyi batırdı.
Biraz bekledikten sonra olmuştu. Hemşire kanı aldı ve bana bir kağıt ve kalem uzattı.
''Bunları doldurur musunuz ?'' dedi. Başımı olumlu anlamda sallayıp kağıdı elime aldım. Adımı, soyadımı ve bir kaç şeyi daha yazdıktan sonra kağıdı hemşireye uzattım. Gülümseyerek odadan çıktı. Kan alınan yere yuvarlak şekilde küçük bir bant yapıştırmıştı. Ayağı kalktığım da biraz başım dönmüştü. Açıkcası bünyem biraz hassastı.
''İstiyorsan biraz dışarı çıkıp hava alalım.'' dedi şu biraz önce bizi buraya getiren kız.
''Lütfen.'' dedim sadece. Öykü ve o kızdan destek alarak yürümeye başladım. Hastaneden dışarı çıktığımız da oradaki bir banka oturdum. Benim aksime o kız ve Öykü ayaktaydı.
''Bu arada ben Deniz.'' dedi kız bize gülümseyerek.
''Bende Aslı.'' dedim bende ona gülümseyerek.
''Bende Öykü'' dedi Öykü.
''Tanıştığıma memnun oldum.'' dedi Deniz.
''Bizde.'' dedim gülümsemeye devam ederken. Aklıma gelen şeyle Deniz'e baktım.
''Bora'nın neyi oluyorsun ?'' dedim merakla karışık bir ses tonuyla.
''Bora'nın bir şeyi olmuyorum. Ben Rüzgar'ın sevgilisiyim. Onunla dışarı çıkmıştık. Olayı öğrendiğimiz de buraya geldik. Daha önce de Bora'yı, Mert'i, Ege'yi ve Anıl'ı tanıyordum ama Bora'nın bir şeyi olmuyorum.'' dedi gülümseyerek. Rüzgar'ın bir sevgilisi mi varmış ? Varmış demek ki.
''Siz ?'' dedi Deniz. Ben ve Öykü'ye bakarak.
''Ben Mert'in kuzeniyim. Öykü de benim arkadaşım.'' dedim. Öykü hiç bir şey söylemeden konuşmayı dinledi.
''İçeride ki konuşmalarına göre galiba Bora'ya gıcık falan oluyorsun ?'' dedi kaşlarını kaldırarak.
''Hayır.'' dedim sadece.
''Mert acaba Aslı'nın kanı tutuyor mudur dediğinde Rüzgar Aslı ona hayatta kan vermez dedi de.'' dedi Deniz.
''Bir de arkamızdan dedikodumuzu mu yapıyorlar.?'' dedi Öykü araya girerek.
''Yanlış bir şey mi söyledim ?'' dedi Deniz.
''Hayır, üstüne alınma.'' dedim Deniz'e bakarak. Bu kızı sevmiştim. İyi bir kıza benziyor.
''Bir şey sorabilir miyim ?'' dedi Deniz ona bakarak olumlu anlamda kafamı salladım.
''Bora'dan nefret ediyormuşsun gibi konuşuyorlar ki galiba sana kötü bir şey yapmış ama sen ona kan verdin. Onu seviyor musun ?'' dedi Deniz. Seviyor muyum ? Düşündüm.
''Düşünüyorsan seviyorsun demektir.'' dedi Deniz. Tam ağzımı açmış bir şey söylüyordum ki tekrar konuştu.
''Merak etme bunu kimseye söylemem gerçekten.'' dedi tam o sırada Öykü'nün telefonu çaldı. Öykü telefonunu çıkarıp ekrana ve daha sonra bize baktı.
''Mert.'' dedi ve telefonu açtı.
''Efendim.'' dedi sadece. Mert ona karşıdan bir şeyler söyledi. Sesini duyabiliyordum fakat ne söylediğini anlıyamıyordum.
''Burada.'' dedi Öykü bana bakarak. Mert bu gün ne kadar çok beni sormuştu.
''Tamam.'' dedi ve telefonu kapattı.
''Bizi çağırıyor özellikle seni Aslı.'' dedi bana bakarak. Kafamı olumlu anlamda sallayıp oturduğum banktan kalktım. Yavaşça merdivenleri çıkıp kan vermeden önce çıktığımız katı bulduk. Köşeyi döndüğümüzde Mert, Ege ve Rüzgar'ı gördüm. Mert hızlı adımlarla bana doğru yaklaşmaya başladığında korkmuştum ama gene de ilerlemeye devam ettim.
Mert yanıma geldiğinde bana sarıldı. Sımsıkı sarılmıştı ama ben ona sarılmadım.
''Özür dilerim... Yaptığım her şey için...'' dedi. Gözünden damlayan yaşlar omzumu ıslatmıştı bile. Ne yani Mert ağlıyor mu ?
''Ben... Ben sana kızdım, bağırdım, onun hakkında konuşma dedim ne hakkım vardı ki bunlara.'' dedi. Hala aynı şekilde sımsıkı sıkıyordu beni.
''O senin abindi...'' dedi. Şimdi her şeyi anlamıştım. Ben de ona sımsıkı sarıldım.
''Sonun da anladın gerizekalı.''...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ne Bu Kitap Sevgisi ??
Novela JuvenilAnnesiyle babası boşanan Aslı İzmir'e teyzesinin yanına üniversite için taşınır ve hayatı değişir. Aslı kitaplarının ellenmesinden hoşlanmıyor peki niye ? ***** ''Mert kitap okuyor da benim mi haberim yok ?'' dedi biri kafamı kaldırdığım da biri kit...
