KORAY'DAN
"Koray Karahan..."
Kolumdaki eli gevşemesi üzerine kısık sesle konuştu.
"Halis Karahan'ın neyi oluyorsun?"
Gözlerimi yüzünde bir müddet gezdirdim. Herhangi bir atağa karşı kendimi hazırlamam gerekti. Gözlerindeki çaresizlikle zorlukla yutkunup başımı çevirdim. Gözlerim yanıyordu. Düz çıkmasını istediğim sesimle konuştum.
"Oğluyum..."
Kaşlarımı çatıp başımı kaldırdıktan sonra devam ettim.
"Hadi burda dikilecek miyim daha!"
Elini kolumdan çektiğinde soğuk bir sesle konuştu.
"Yürü..."
Seri adımlarla içeriye adımladım. Ayak sesleriyle ardımdan geldiğini anladım. İlerideki ışık huzmesini gördüğümde ayaklarımı sabitledim. Etrafı kolaçan ettikten sonra ışık huzmesinin çıktığı yere doğru ilerledim. Adım sesleri hızlandığında sesini duydum.
"Allah rızası için kendine dikkat et..."
Yalvarır şekilde çıkan sesiyle kalbim kasılırken ani bir hareketle kolumdan tutup ışığın geldiği kapıyı hızla açmasıyla irkildim.
"Patron bak bakalım kim geldi mekana..."
Burnuma dolan kokuyla kaşlarımı daha çok çattım. Masanın üzerindeki içki şişeleri ile uyuşturucu paketleri midemi bulandırmaya yetmişti. Kulağıma gelen pis kahkahası ile ortamı izlemeyi bırakıp yerimde dikleştim.
"Ooo Koray Bey... Sizi hangi rüzgar attı buraya?"
Gülerek konuştum.
"Sence?"
Baygın bakışlarını bir müddet üzerimde tutup yerinden kalktı. Kolumda hissettiğim hafiflikle onun yanımdan ayrıldığını anladım.
"Babanı bekliyordum..."
"Babamla derdin ne!"
Sırıtarak boşalmış içki şişesini kavradı. Sarsılan adımları ile bana doğru geliyordu.
"Çok mu merak ediyorsun?"
Sustum. Gittikçe bana yaklaşırken yerinde sabitlenip elindeki şişeyi duvara fırlattı. Dağılan şişenin kırıntıları ayak ucuma kadar gelmişti. Bakışlarımı ondan çekmezken sesini duydum.
"Karın nasıl? En son Egemen ile görmüştüm onu... Güzel kız-"
Yakalarından tutup savurduğum yumruk ile birlikte silah sesi kulağıma doldu. Ellerim gittikçe güçsüzleşirken duyduğum tek ses babama aitti.
"Koray!"
SU'DAN
Tadına baktığım çorbanın tuzu yerindeydi. Yüzümde oluşan gülümsememle gözlerimi yeni uyanan oğluma çevirdim. Yerinde kıpırdanıp duruyordu. Neşesi yerindeydi. Bu hâline gülerek önüme döndüm. Ocağın altını kapatıp çorbayı dinlenmeye bırakmak için tezgahın üzerindeki tencerenin kapağını kavradım. İçimdeki mutlulukla dudağımı araladım.
"Babanın çorbası hazır..."
Selim'in ağlayışı kulağıma geldiğinde panikle tencerenin kapağını kapattım. Elimde giderek etkisini gösteren acı ile gözlerim elime gitti. Elimi yakmıştım. Selim'in ağlayışları artarken hızla yanına gittim.
Kucağıma almış, mutfağı turluyordum. İçime çöreklenen sıkıntı ile Selim'in ağlayışları gözlerimin dolmasına neden olmuştu. Gözlerimi hızla kırpıştırıp dualar okumaya başladım. Hem içimdeki sıkıntının gitmesi için hem de oğlumun sakinleşmesi için. Allahım yardım et...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KOD: HUZUR
SpiritualHuzur... Suyun dinginliği gibi midir acaba... Kuşların cıvıltısı... Rüzgarın tatlı serinlikle okşaması... Ama... Her an hissedemem ki... Her an... Her an yanımda olan bir huzur... Ellerimi uzatsam tutunabilir miyim?
