~OTUZ İKİ~

133 14 11
                                        

KORAY'DAN

"Bu akşam operasyon gerçekleşecek..."

"Tamam baba..."

Babamın hüzünlü gelen sesiyle yutkundum.

"Oğlum..."

Elimi saçımdan geçirip telefonu kulağıma götürdüm.

"Su'yun haberi var mı?"

Sıkıntılı nefes verip konuştum.

"Birazdan söyleyeceğim baba..."

"Tamam oğlum..."

Birkaç konuşmanın ardından telefonu kapatıp masanın üzerine bıraktım. Çalışma odasından çıktıktan sonra merdivenlere doğru ilerledim.

"Koray..."

Su'yumun sesiyle başımı çevirdim. İçten gülümsememle yanına doğru adımladım. Sıkıntılı bir hâli vardı. Kollarımı beline sarıp dudağımı araladım.

"Su..."

Gözlerini gözlerime kilitlediğinde terlemeye başlamıştım. İçime sıkıntı çöreklenirken neden daha önce söylemediğimi sorguluyor, kendime kızıyordum.

"Koray..."

Kollarımı sıklaştırıp alnından öptükten sonra gözlerimi gözlerine kilitledim.

"Sana söylemem gerekenler var."

Tedirgin gözlerle bana bakmayı sürdürdü.

"Bu akşam operasyon var. Ve bende katılacağım. İşlerin kolaylaşması için-"

Eliyle ağzımı kapatıp beni susturduğunda gözlerinin dolduğunu gördüm.

"Sakın... Koray... Selim ile beni düşünmedin mi?"

Gözlerinin kızarıklığıyla içim yanarken sesindeki tını canımı acıtmıştı. Kısık ve kırgın...

Elini ağzımdan çekip hareketlendiğinde kollarımı daha çok sıklaştırdım. Yanaklarından yaşlar süzülürken burnunu çekip konuştu.

"Koray lütfen... Üzülmemizi istemiyorum..."

Yerinde tekrar hareketlendiğinde kendime çekip sarıldım. Su...

"Asıl gidersen üzülürüm. Daha önce söylemem gerekti ama Selim'den sonra aklıma bile gelmedi. Selim'in gelişi unutturdu bu durumları. Lütfen Su'yum. Beni kendinden uzak tutma..."

Burnunu çekip kollarını boynuma sarmasıyla başımı boyun girintisine gömdüm.

"Ya sana bir şey olursa?"

"Olmayacak inşallah Su'yum..."

...

SU'DAN

Selim'i uyuttuktan sonra çalışma odasına doğru ilerledim. Ağlamamak için direniyordum. Gitmesini istemiyordum. Ondan ayrı kalmak istemiyordum. Başına bir şey gelme düşüncesi beni korkutuyordu. Bende yanında olsam...

Gözlerimi kırpıştırıp yüzüme gülümseme yerleştirdim. Selim vardı. Oğlumuzun benim yanımda olması gerekti. Onu bensiz bırakamazdım. Koray...

Gözlerimi tekrar kırpıştırıp önünde durduğum kapıyı tıklattım. Kapı aralandığında yüzündeki gülümseme eşliğinde onu gördüm. Simsiyah giyinmişti. Gözlerimi ondan ayıramazken aklıma gelen düşünceleri savmaya çalıştım. Bu durumda bile kıskanamazdım değil mi?

"Su..."

Gülümsemeye çabalarken yanaklarımda yol çizen gözyaşlarımla irkildim. Panikle gözlerim Koray'ıma gittiğinde kollarını hızla bana sarıp başımı göğsüne yasladı. Kollarımı ona sardığımda sesini duydum.

"Su'yum..."

Yerimde hareketlenip başımı kaldırdığımda dolan gözlerini gördüm.

"Koray..."

Alnımdan uzunca öpüp gözyaşlarımı silmeye başladı. Ona destek olmam gerekirken o bana destek oluyordu. İçten içe kendime kızdım. Koray'ım...

"Su..."

Burnumu çekip beklentiyle ona baktım.

"Gelince elinden çorba içmek istiyorum..."

Sözleri üzerine kıkırdadım. Gülerek kollarını sardığında yerime sindim. Koray'ım...

...

KORAY'DAN

Bora Aslan'ın bulunduğu yere geldiğimizde Vedat Komiserin sesiyle ona döndüm.

"Senin sadece oyalamanı istiyorum. Öfken sabrının önüne geçmesin..."

Başımı sallayıp onayladım. Üşüten soğuklukla ellerimi ceplerime soktum. İçeriye geçmeden önce son hazırlıkları yapıyorlardı. Sözde babamın meselesini öğrenmek için karşılarına çıkacaktım. Sorgulama esnasında onları oyalamış olacaktım. Sonra polisler devreye girecekti. Kazasız belasız çıkmak istiyordum o yerden. Allah yardımcımız olsun...

"Dikkat et kendine..."

Vedat Komiserin emin bakışlarına karşı başımı sallayıp gözlerimi babama dokundurmadan Bora Aslan'ın yerine doğru ilerlemeye başladım. Aklıma üşüşen düşünceleri aklıma getirmemeye çalışarak daha hızlı adımlar attım. Allah'ın izniyle yürüyerek çıkacağım burdan...

Tahta kapıya elimi uzattığımda birinin hızla kolumu tutup sırtımı kapıya yaslamasıyla irkildim.

"Sen kimsin?"

Kollarının hafif titremesi dikkatimi çekmişti. Ani bir hareketle onu bulunduğum konuma getirme imkanım olsa da şuan buna gerek yoktu. Dikkat çekmemem gerekti.

"Bora Aslan ile konuşacaklarım var..."

Sert çıkan sesimle kolumu daha çok sıkmıştı. Rahat bir tavır sergileyerek konuşmaya başladı.

"Burayı pazar yeri mi sandın? Her istediğini alıp gidecek. Belli ki toza ihtiyacın var. Bizi de arada başından savmaya çalışıyor. Nefes almak için mecbur köpekliğini yapıyoruz..."

Gözlerimin yanmasına inat kaşlarımı çattım. Bora Aslan, pisliğinde boğul!

"Yok. Benim işim tozla değil. Ayrı bi meselem var..."

Sahte gülüşü ardından konuştu.

"İyiymiş. Bora Aslan'dan sağlam bir yer bulduysan bize de söyle. Belki Bora Aslan'ı def eder. Biz de gül gibi yaşar, birine bağlı kalmadan nefes alırız..."

İçimdeki öfkeyle mırıldandım.

"Toz nefes kesiyor..."

"Ne, anlamadım..."

Boğazımı temizleyip yerimde hareketlendim.

"Hadi işim var benim!"

Gülerek mırıldandı.

"Sevdim seni. Bora Aslan'ın canını sıkacak gibisin. Gitmişken canını da alsan..."

Gittikçe kısılan sesiyle konuştuğu sırada üzerimi aramaya başlamıştı. Elini üzerimden çektiğinde yerimde daha çok dikleştim. Kolumu sıkıca kavrayıp yüzünü bana döndü.

"Adın neydi?"

Soğuk ve emin bir şekilde konuştum.

"Koray Karahan..."

Selamün Aleyküm Kardeşlerim
Kendinize iyi bakın
En güzele emanetsiniz♡


KOD: HUZURBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin