"GünIşığı"

659 76 37
                                        

Saraydan dikkat çekmeden çıkmayı başaran Chan Changbin ve Yeji Chan'in önderliği ile yola koyuldu. Changbin hala Chan'e güvenmiyordu. Neden bilmiyordu ama Chan'e karşı hep bir güvensizlik duygusu vardı. Sürekli zırh ile gördüğünden olacak ki görüntüsünden hep çekinirdi evet Changbin' de sürekli zırh giyen biriydi ama en azından neşeli bir kişiliğe sahipti oysa Chan'i daha önce gülerken gören hiç kimse olmamıştı. Changbin bu ciddiyeti hep fazla ve güvenilmez bulmuştu kendince de haklıydı fakat prensesi dinlemek zorundaydı üç yoldaş bir an önce Hyunjin'i bulmalıydı Yeji'nin sözlerine dayanaraktan güneş ışıklarının fazla girmediği karanlık ormana doğru atları ile birlikte yol aldılar...

O sırada Hyunjin;

Hyunjin ormanın içine girdiğinde sanki daha önce hiç burdan geçmemiş gibi bir his doğdu içine yalnızken burası daha bir tuhaf gelmişti ona ama yolundan geri dönmeye niyeti yoktu. Kararlı bir şekil de yoluna devam etti. Güneş tahmin ettiğinden daha çok yakıyordu hava çok sıcaktı bu nedenle Hyunjin üstünde ki yeleğini çıkardı ve önüne koymak istedi ancak bunu yaparken yelek yere düşmüştü Hyunjin'in durmak için ne vakti ne de imkanı vardı. Düşürdüğü yeleği umursamadan yoluna devam etti ancak unuttuğu çok önemli bir şey vardı o yelekte kraliyet ailesi sembolü vardı ve malsef ki Hyunjin'in o yeleği düşürmesi hiç iyi şeylere yol açmayacaktı düşürdüğü yeleğin halktan bir kaç insanın eline geçeceğini düşünememişti.

Biraz daha yolda ilerlemeye devam eden genç ağaçların oluşturduğu karanlık yolda ürpermeye başladı fakat çok geçmeden aradığı yeri bulmuştu tek sorun Soul'i nereye bağlayacağıydı kimsenin atını görmemesi gerekiyordu. Binanın arka tarafına geçip orada iki duvar arası boş bir alan buldu ve Soul'i oraya bağladı. Atının başını okşayıp küçük bir öpücük kondurdu onu burda yalnız bırakmak istemiyordu fakat onunla birlikte içeriye giremezdi fısıltıyla Soul'e doğru konuştu sen beni birazcık burada bekleyeceksin meleğim ama endişelenme hemen geri döneceğim diyerek ondan uzaklaştı daha sonra etrafa göz gezdirdikten sonra binanın içine girdi her ihtimale karşılık yanında bir bıçak vardı. Bıçağı eline alarak girdiği binada ilerlemeye ve etrafa bakmaya başladı içerisi tam Hyunjin'e göreydi ferah güneş ışığı alan ve hatta inanılmayacak kadar temiz aynı zamanda büyük bir yerdi. Hyunjin elinde ki eşyaları bırakıp gezinmeye devam etti ardıdan burasının mükemmel olduğuna karar verdi. Artık burası onun yeriydi burda özgür olabilirdi kimse buraya gelmezdi. Yani en azından Hyunjin öyle düşünüyordu.

Müzik olmadan nasıl dans edecekti bilmiyordu fakat yolda gelirken de düşündüğü gibi bu ona engel değildi. Kendi müziğini içinde duyacaktı. Öyle de yaptı üç hafta sonra istediği gibi özgürce dans etti. O kadar mutlu ve huzurluydu ki izlendiğini bile anlamamıştı. Dansı bittiğinde arkadan bir alkış sesi duymasıyla çok korkmuştu dönüp bakacak cesareti bile yoktu.
Ya babasının adamlarıysa ya halktan biriyse ve onu Kral'a şikayet ederse düşünceler kafasında dönüp dolaşmaya başlamıştı. Arkasını dönmeyince alkışlayan kişi bu sefer konuşmaya başladı.

-kim olduğumu merak etmiyor musunuz yoksa korktunuz mu Prens Hyunjin?

Hyunjin kendisini tanıyan birinin olduğunu anlayınca daha da korkmuştu ve hemen arkasını döndü. Karşısında duran kişiyi görünce şaşkınlığını koruyamadı. Bildirgeyi halka duyurdukları gün gördüğü sarışın çocuktu bu kişi Hyunjin ilk gördüğü andan beri aklına kazımıştı bu yüzü ve söylediği sözleri korkması bir yana bir de üstüne heycan eklenmişti çünkü karşısında duran genci bir daha gireceğini düşünmüyordu ona umut ışığı olan bu genç ile tekrardan karşılaşması kesinlikle tesadüf değildi. Ne diyeceğini bilemedi o sırada genç çocuk tekrar konuştu.

-Söylesenize Prens Hyunjin halkınıza yasakladığınız ve eğer bu yasağa uymazlarsa ölüm cezası vereceğiniz bir şeyi nasıl olurda yaparsınız bu sahtekarlığa girmez mi aaa tabi unutmuşum siz prensiniz size bir şey olmaz ne olursa halka olur öyle değil mi?

forbiddenBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin