"Özgürlüğe"

311 41 18
                                        

. Yazım yanlışları için özür diler, iyi okumalar dilerim.
.
.
.
.
.
.
.
.

Hyunjin'den

Zindanda geçirdiğim koca bir hafta içimde hiç yalnızlık duygusunu hissetmemiştim. Oysa en çok oradan korkardım. Daha küçük bir çocukken günlerce tek başıma karanlıkta babam tarafından sürekli azarlanarak kilit altında tutulurdum. O zamanlar ben de tıpkı diğer çocuklar ne yaparsa onu yapardım. Oyun oynarken düşerdim dizlerim kanardı ve ben bunun için bile zindana kapatılırdım. Unutamadığım o korkuyu ilk kez küçük bir köpeği odama aldığım için yaşamıştım. Babamdan sakladığım ilk şeydi o yavru köpek yakalanmam uzun sürmemişti tahmin edileceği gibi, köpeği odamda bulduğunda yüzünde ki ifadeyi hiç unutamıyorum. Sanki onun çok değer verdiği bir şeye zarar vermişim gibi bir ifade vardı yüzünde,
oysa bir baba için en değerli şey zaten çocuğu değil midir? Benim babam için bu böyle değildi malesef... İlk kez zindana kapatıldığım gün, karanlığa olan korkum tüm vücudumda hüküm sürmeye başladı. O ilk gece korkudan güneş ışığını görene kadar uyumamıştım. Sabahın ilk ışıklarını görünce küçük bedenim uykusuzluğa daha fazla dayanamamış olacak ki gözlerimi kapamıştım. Tekrar uyandığımda ise o kadar saatler geçmişti ki gözümü açtığımda karşılaştığım şey yine zifiri karanlıktı. Ben o gün o karanlıktan hiç kurtulamayacağımı düşünmüştüm O gün kazandım karanlığa olan korkumu ve yıllarca içimde taşıdım. Ve nihayet o aldığım ilk cezanın bitiminde çocuk bedenim o kadar çökmüştü ki dışarı çıktığımda adım atacak dermanım yoktu. O günden sonra herşey için çok dikkatli davranmaya başladım. Saray içinde yaptığım her hareketi korkarak yapmaya başladım. Hiçbir zaman kendim gibi davranamadım.
Korkusunun arkasına saklanan küçük bir çocuk olarak kaldım.

Babam her an benim en ufak bir hata yapmamı beklerdi. Ben hata yapayım ki sürekli gözünün önünde olmamak için beni hemen kilit altına alsın. Babamın içinde bana karşı nedenini hiç bir zaman anlamadığım bir öfke bir nefret vardı. Zindana her kapatıldığımda hıçkırarak ağlardım.

"Baba lütfen beni burda tek bırakma" göz yaşlarımın arasında kurduğum bu cümle karşılığında duyduğum sözler daha da çok yaralamıştı beni

" Ağlama, senin ağlamandan bile nefret ediyorum, erkek ol niye ağlıyorsun. Sadece zayıflar ağlar, sen bir prenssin gözümün önünde ağlama."

Küçük bir çocuğun babasından duyduğu sözlerdi bunlar... çocuklar ağlardı, erkeklerde ağlayabilirdi neden taştan bir kalbim varmış gibi davranmamı bekliyordu benden. Ben öyle biri değildim. Niye beni olduğum gibi kabul etmiyordu. Neden bir kez oğlum diye sarılıp sevmemişti beni, benimle kurduğu tek temas uyguladığı şiddetti. Gördüğüm bu muameleler acıtmıyordu benim canımı, benim canımı acıtan zaten anne sevgisini hiç yaşamayan bir çocuk olarak baba sevgisinden de mahrum kalmaktı. Çocukluğuma dair bütün anılarım bu şekildeydi hayatım ve özgürlüğüm hep babam olacak adamın elindeydi. Ve ben hiç bir zaman cesur olup özgürlüğüm için savaşmamıştım. Bedenimle birlikte ruhum da sürekli esir tutuluyordu. O zindan benim küçüklüğümün en büyük kabusuydu.
Hiç bir zaman zindanın o karanlığına alışamadım. Ta ki bu güne kadar. İlk defa o zindanda olmaktan mutluydum ilk defa karanlık beni korkutmamıştı. Çünkü yalnız değildim. Daha yeni tanımış olmama rağmen o insaların yanında güvende hissetmiştim. Sevginin ne olduğunu ilk defa o insanlardan görmüştüm. Arkadaşlık, aile nedir o gün anlamıştım benim hiç bir zaman sahip olamadığım o sevgiyi ilk defa daha yoğun hissetmiştim.

forbiddenBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin