30

10.5K 1K 352
                                        

Jeon Jungkook Solaron

"Annenin akademiyi basmasını falan istemiyorum. Onu öldürecek bir güce sahipsin, evet, ancak öğrenciler kendini koruyamaz. Çok fazla ölü olur."

Taehyung yukarıda uyuyorken ben erken uyandığım için yanından kalkıp Gomery'nin yanına inmiştim. Şimdiyse de ikimiz bahçede yan yana yatmış konuşuyorduk.

Kırgın olduğunu hissedebiliyordum Gomery'nin. Elimden gelen bir şey yoktu.

"Eğer annem seni öldürmek için tek başına akademiye gelirse ne olacak? Kendini koruyabileceğine inanıyor musun sahiden? Diyelim ki kendini koruyabildin. Senin sınırların fazla karmaşık. Neler yapabileceğini kestiremiyorum. Taehyung ne olacak? Herkesi koruyamazsın Jungkook. Diğer öğrencilerin güvenliği konusunda sana net bir şey söyleyemem ama en azından elitlerin güvenliğini garantileyebilirim."

Gökyüzündeki bulutların şekliyle oynamak güzel bir aktiviteydi. Gözleri pür dikkat benim üzerimde olsa bile izlenme duygusuna alışıktım.

"Peki sen onu ne zaman öldürmeyi düşünüyorsun?"

"Bu şeyi tamamen kullanmayı ögrendiğim zaman."

"Sana yardımcı olabilirim, biliyorsun." Dedim kafamı ona çevirerek.

"Taehyung yakın olmamızdan hoşlanmıyor."

"Bu kadar ciddi bir durum kıskançlık yapmaya uygun değil Gomery. Onun anlayışla karşıladığını ikimizde biliyoruz."

"Sahi. Seni yaralayan kişi kimdi?"

"Bunu neden soruyorsun?" Diye sordum gözlerine bakmaktan çekinmezken.

"Sana daha dokunamıyorken birinin öldürme çabası hoşuma gitmedi."

"Yardım etmedin ona. Üstüne üstlük üzerine giderek yetersiz hissetmesine sebep oldun. O an umrunda değil gibiydim." Dedim tek kaşımı kaldırarak.

"Başaramamasını diledim. Hem de öyle çok istedim ki Solaron, neredeyse kaderin çizgisini bozarak müdahale edecektim."

Yüzüme yaklaşarak siyaha dönen gözleriyle baktığında alayla güldüm.

"Sayın Seidenglaz." Diyerek elimi ensesinden saçlarına çıkardım.

Gözleri hareketimle kısılırken kasılan çenesi onu etkilediğimi belli eden etkenlerden biriydi.

"Eğer sevgilime, Kim Taehyung Sparks'a, tek bir kez daha kaba davranırsan seni annenle birlikte tanrınıza kavuştururum. Ve inan bana bunu öyle bir yaparım ki tanrıların önümde diz çöküşünü izlersin öbür tarafta."

Saçını geriye çekerek söylediğim şeyler üzerine yutkunurken güldü.

"Lütfen yap bunu. Senin ellerinde ölmek için yüce tanrıya yalvarabilirim."

"Kalbini kırarım Montgomery."

"Kırmadığını mı sanıyorsun?"

Bileğimden tutarak elimi sertçe çekti saçları arasından.

"Gerçekten kırmadığını mı sanıyorsun? Şuan ne durumda olduğumdan haberin var mı ki?"

Ayağa kalktım sakince. Bana bakmak için kafasını geriye atarken gülümsedim.

"Umrumda değil ki. Anlamıyorsunuz. Hiç biriniz. İnanın size bunu anlatırken yorulmayacağım. Taehyung dışında umursadığım tek bir kişi bile yok. Ailem olan kişiler bile umrumda değil. Yeterince açık mı?"

Kollarını bacaklarıma dolayarak beni kendi üzerine düşürdüğünde omuzlarına tutunmuştum.

"Aynısını senin için söylesem. Taehyung'un üzülüp üzülmemesi umrumda bile değil. Tek istediğim sensin."

Magicians ~TaekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin