"hinata'ya yine ne yaptın?" kardeşinin sorduğu soru karşısında gülen kageyama kendisine aynada bakarken yanıt verdi yachi'ye. "hiçbir şey yapmadım elbette. nereden çıktı bu?"
yachi uzunca ofladı ve abisinin yatağına bıraktı bedenini. "ne zaman senin ismin geçse konuşmadan kaçıyor, panikliyor. sanki ona bir şey yapmışsın gibi."
kageyama'nın elleri yavaşladı. ceketinin düğmelerini kaplumbağa yavaşlığı ile iliklerken aynadaki yansımasına dalıp gitmişti. aklına o an geldi. hinata'nın yumuşacık dudaklarını bir kez daha yanağında hissetti ve oğlanın o gün öptüğü yer gıdıklandı. bu histen hoşlanmadı kageyama. gözlerini aynadaki yansımasından alıp yanağını sildi. hinata'nın kendisini öpmesi değildi onu rahatsız eden. aksine, hinata'nın öpücüğünden hoşlanmıştı. sorun da buydu işte kageyama'ya göre. hinata'dan hoşlanmaya başladığını hissediyor, bu duyguları bastırmak için elinden geleni yapıyordu. hatta bir haftadır hinata'nın kendisinden kaçmasına izin vermiş, kendisi de onun yanına hiç gitmemişti.
"kendine dikkat et. akşam dönerim ya da dönmem, belli olmaz." abisinin öptüğü yanağı huysuz bir şekilde silen yachi homurdandı. "yaptığın şeyden hoşlanmıyorum kageyama. umut verdiğin yüzlerce kadın var, kalplerini kırdığın çok fazla insan var."
"yachi, ben yalnızca benim gibi eğlence arayan kişilerle birlikte oluyorum. sandığın gibi masum değil onlar da." sarışın kızın saçlarını hafifçe dağıtıp odadan çıktı. hinata'nın odasının önünden geçerken yavaşladı. onu kontrol edip etmeme konusunda tereddüt yaşadı bir süre boyunca. en sonunda vazgeçip merdivenleri aceleci adımlarla indi. uzun zamandır eğlenmiyordu. belki de hinata'yı aklından çıkarmasının tek yolu biraz içip rastgele bir kadını kolundan tutarak odaya çekmekti. evet, ihtiyacı olan tek şey buydu.
kuroo'nun sürdüğü araçla indi şehre. ve buluşacağı kadını bekledi anlaştıkları mekanın önünde.
yaklaşık on dakika sonra nefes nefese yanına geldi yumi isimli genç kız. kageyama'dan yaklaşık üç yaş küçüktü ve duru bir güzelliği vardı. iki ay önce yalnızca bir sefer onunla birlikte olmuştu kageyama. daha geçen güne kadar da birbirlerine hiç rastlamamışlar, varlıklarını dahi unutmuşlardı.
"çok bekletmedim değil mi tobio-kun?"
kageyama tebessüm etti ve genç kızın koştuğu için dağılan saçlarını nazikçe kulağının arkasına sıkıştırdı. "hayır, bekletmedin."
kageyama'nın dokunuşu yumi'yi utandırırken elleri ile yanaklarını sakladı kız. "off," dedi. "neyim var bilmiyorum ama sizin karşınızda olduğumdan daha utangaç oluyorum. üzgünüm."
kageyama kızın bileğini tutup nazikçe okşadıktan sonra kaldırdı ve nabzını öptü. "belki de bu özelliğini seviyorumdur, yumi."
bir süre sohbet ederek sokaklarda yürüdüler. yumi'nin enerjisi kageyama'nın hoşuna gidiyordu ama... onun heyecanlı heyecanlı bir şeyleri anlatışı hinata'yı hatırlatıyordu kageyama'ya. bu sebeple kısa sürede dikkati dağıldı oğlanın. onu daldığı yerden ayıran şey yumi'nin sesiydi.
"dinliyor musun tobio-kun?"
"oh, üzgünüm. güzelliğin..." kızın elini tutup hafifçe sıktı. "güzelliğin aklımı başımdan aldı da."
yumi sesli güldü oğlanın söylediği şeyin karşısında. ardından onu karanlık bir ara sokağa soktu. kageyama kısa süre sonra sırtını soğuk bir duvarda hissetmişti.
yanakları yumi'nin sıcak parmakları tarafından kavranıp dudakları da onun çilek tadındaki dudakları ile birleştiğinde gözlerini yumdu. saniyeler sonra yerlerini değiştirmiş, yumi'nin sırtını sertçe duvara yaslamıştı. kızın ağzından çıkan inleme kageyama ile birleştirdiği dudakları arasında kayboldu.
kageyama nazikçe öptüğü dudaklardan ayrıldığında alnını yavaşça yumi'nin omzuna koydu. bir eli kızın belinde, diğeri duvardaydı. nefes nefese kalmıştı ve kalbi tir tir titriyordu. dişlerini sertçe birbirine bastırdı ve yavaşça geri çekildi. kendisine şaşkın gözlerle bakan kıza mahcup bir bakış atıp şapkasını düzeltti.
"çok üzgünüm." dedi.
yumi gülümsemeye çalıştı. "şey, sorun değil." dudaklarını sildi elinin tersiyle. "sorun değil..."
kageyama hızlı adımlarla uzaklaşan kızın arkasından umutsuz gözlerle baktı. sırtını duvara yaslayıp başını göğe kaldırdığında onu rahatsız eden şeyin ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
yumi gerçekten de güzeldi. ve işini de iyi yapardı. bu şehirdeki, hatta bu dünyadaki tüm erkekleri kendisine kul köle ederdi. buna rağmen kageyama gözlerini yumduğunda yumi'nin ne kadar güzel olduğunu düşünmemişti. düşündüğü şey hinata'ydı. yumi'nin dudaklarındaki çilek tadını aldığı ilk an hinata'nın dudaklarının tadını merak etmişti.
kendi kendine gülüp saçlarını dağıttı. "sikeyim, neyim var benim?"
acelesiz adımlarla sokakta yürürken önündeki iki erkek çekti dikkatini. uzun olan oğlan elini kendisinden kısa olanın kalçasına indirip hafifçe sıkmış, sonra da kolunu onun beline sarmıştı.
kageyama bir süre sonra onları takip ederken buldu kendisini. ve çiftin girdiği genelevin önündeki birkaç dakika bekledi. burası öyle bir hizmet mi veriyordu yoksa?
kageyama yavaşça kapıyı açtı ve içeri girdi. onu karşılayan ilk kişiler iyi giyinimli ve makyajlı kadınlardı.
"hoş geldiniz efendim," dedi kadınlardan biri onun yanına gelip koluna girerken. "nasıl yardımcı olabilirim size?"
kageyama kadının yüzündeki ağır makyaja ifadesiz gözlerle baktı. neden bir insan güzelliğini bu iğrenç makyajla gölgelerdi ki? "bir kadın aramıyorum." dedi doğruca.
kadın hızla kendisine çeki düzen verdi. "oh, affedersiniz." ve hemen sonra giriş kapısının tam karşısındaki eski püskü kapıyı gösterdi. "lütfen, buyurun. sizinle en iyi şekilde ilgilenecektir arkadaşlarım."
kageyama derin bir nefes alıp verdikten sonea kapıyı usulca açtı. içeri girdiğinde birkaç odanın yanında ayakta durak oğlanlar dikleştiler.
hepsi de ayartıcı bakışlar attı kageyama'ya. kageyama arkasındaki kapıyı kapattıktan sonra kendisini süzen tüm oğlanlara baktı. ve en güzelleri olduğunu düşündüğü sarışın bir çocuğun kendisine uzattığı eli tuttu.
sarışın oğlan onu odaya çekip de kapıyı kapattığında bir kez daha derin nefes aldı kageyama. daha önce erkeklerden hiç hoşlanmamıştı. ve bugün burada erkeklerden mi yoksa yalnızca hinata'dan mı hoşlanmaya başladığını test etmek istiyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
yüz bin yen değerindeki köle # kagehina
Fanfictionhinata bir köleydi. onu diğer kölelerden ayıran şey yalnızca yüz bin yen değerinde olması da değildi. her bakımdan özeldi.