"dur, tamam, dur." kendisinde sakso çeken oğlanın kafasını nazikçe itip kendisinden uzaklaştırdı kageyama. "yeter bu kadar."
yatağın hemen önünde diz çökmüş sarışın şaşkın gözlerle baktı kageyama'ya. "hizmetten memnun kalmadıysanız-"
"hayır, öyle değil." ayağa kalkıp pantolonunu çektikten sonra komodinin üzerine bıraktığı sigarasına uzandı. ince dalı dudaklarına yerleştirdikten sonra yatakta şaşkın şaşkın oturan oğlana baktı göz ucuyla. "ateşin var mı?"
sarışın oğlan istemsizce güldü. "fazlasıyla. ama ilgilenmiyorsunuz galiba." sonrasında da çekmecenin ilk gözünü işaret etti gözleri ile. "ilk göze bakın."
bulduğu çakmakla sigarasını yakan kageyama tekrar oturdu yatağa yavaşça. kendisine ilgi ile bakan sarışın oğlana bir kez bile bakmadı.
"sevgiliniz mi var?"
"hayır." dudaklarındaki sigarayı çekip dumanını içine çekmeden dışarıya üfürdü kageyama. bir kolunu arkaya alıp ona verdi yükünü. gözlerini yumdu. göz kapakları iner inmez hinata gelmişti karşısına. dudakları istemsizce kıvrıldı. "ama aklımda olan biri var."
sarışın oğlanın dudakları da tıpkı kageyama'nınkiler gibi kontrolsüzce kıvrıldı. "ne hoş." dedi. "ama aklınızda biri varken böyle yerlere gelmeseniz daha iyi olur. sevgili olun ya da olmayın, yaptığınız şey aldatmadır. hem kendinizi aldatmış olursunuz hem de birlikte olduğunuz kişiyi. üstelik hoşlandığınız kişi de sizden hoşlanıyorsa aynı anda üç kişiyi aldatırsınız, ne kötü şey..."
kageyama onaylar anlamda başını salladı ve yarım sigarayı komodine bastırıp söndürdü. "ismin nedir? sormadım sanırım."
sarışın oğlan elini kageyama'ya uzatıp tebessüm etti. "aki. yalnızca aki."
kageyama oğlanın uzattığı eli geri çevirmedi. nazikçe kavrayıp sıktı. "toibo." dedi. "sadece tobio."
aki buna güldü. "eminim bundan fazlasıdır. ama memnun oldum, efendim." kageyama başını salladı. yavaşça ayağa kalktığında kolu aki tarafından tutuldu. "biraz daha oturamaz mısınız?" diye sordu oğlan. "eğer erken çıkarsanız sizi memnun edemediğimi düşünür patronum. zaten şu sıralar çok müşterim olmuyor, işten çıkarılabilirim her an."
kageyama kalktığı yere yavaşça tekrar oturdu. aki ona kocaman bir gülümseme ile teşekkür edip iki kişilik eski yatağa uzandı. kageyama bir sigara daha yaktığında sohbet başlatmak için dudaklarını araladı.
uzunca bir süre konuştular böylece.
"bu işi isteyerek mi yapıyorsun?" kageyama'nın sorusu eğlenceli sohbetlerini bölerken aki'nin neşeli gülümsemesi de, ses tonu da kaybolmuştu. "böyle bir şeyi isteyerek yapan kişilerin akıl sağlığından şüphe ederim." diye mırıldandı oğlan. yatakta doğrulup bağdaş kurduktan sonra kucağına bakarak devam etti. kageyama onu dikkatle izliyordu. "bu hayata sizin gibileri memnun etmek için geldiğimiz düşünülür, öyle davranılır bize. müşterilerimizin yaşını sorun edemeyiz. müşterilerimizin bize zarar vermesine izin veririz. onlara canım acıyor diyemeyiz. karşılarında zevkten dört köşe oluyormuşuz gibi yapar, onlardan iğrendiğimizi belli edemeyiz. edersek... edersek bir hayvana gösterilenden daha kötü muamele görürüz. bizi insan olarak görmezler, tobio-san. kadınların yine kurtulabilme şansları vardır. bir erkeği evlenmeye ikna edebilirler. ama bizlerin, biz oğlanların böyle bir şansı yoktur."
kageyama uzun uzun baktı aki'nin yüzüne, titreyen vücuduna, ısırdığı dudağına. sol elini usulca uzattı oğlana. aki dolu gözlerini hızlıca kurulayıp kageyama'ya baktı. kaşlarını kaldırıp onun ne istediğini anlamaya çalıştı. "aki," dedi. "sana güzel bir hayat vermemi ister misin?"
aki merakla sordu. "ne karşılığında?" çabucak ekledi. "ne yazık ki size verebileceğim hiçbir şeyim yok."
"belki bana bir şey veremezsin ama tanıdığım birine verebileceğin değerli bir şey var." tebessüm etti. "senden, değer verdiğim birine arkadaşlık etmeni istiyorum. ona sevgini verebilir misin?"
aki sertçe yutkundu ve tereddütle baktı kageyama'nın eline. "arkadaşlıktan kastınız... ona yatakta hizmet etmemse-"
"hayır." kageyama bastırarak söyledi. "kesinlikle hayır. onu arkadaşça sevmeni istiyorum. kendisini yalnız hissediyor. senin gibi birinin ona arkadaşlık etmesi eminim hoşuna gider. çünkü," iç çekti aki'nin yüzüne bakarken. "hayli benziyorsunuz. birbirinize çok benziyorsunuz."
aki yavaşça kageyama'nın eline bıraktı elini. konuştuğunda sesi fısıltıdan farksız çıkıyordu, zar zor kageyama'nın kulaklarına ulaşabildi bu yüzden de. "lütfen. lütfen kurtarın beni."
-
kageyama iyi biri aslında arkadaşlar. ve aki'yi çok sevdim siz de sevin buyurun

ŞİMDİ OKUDUĞUN
yüz bin yen değerindeki köle # kagehina
Fanfictionhinata bir köleydi. onu diğer kölelerden ayıran şey yalnızca yüz bin yen değerinde olması da değildi. her bakımdan özeldi.