TAEHYUNG
Salona geldiğim anda direkt olarak Yoongi'ye sarıldım. Onu cidden çok özlemiştim.
"Yoongi kardeşim seni gerçekten çok özledim. Tam 1 ay oldu neredeyse."
Yoongi: bende seni kardeşim
Yoongi ile kısa bir sarılmayla hasret giderdiğimiz de Jimin'e bakıp: " sonunda bizimle olmayı kabul ettiniz Bay Park(!)" Dememle Jimin sinirli ve öldüresiye olan bakışlarını bana sunup:
"senin için kabul etmedim zaten boşuna sevinme!" dediğinde yüksek sesle kahkaha atıp"kesin öyledir Jimin " dedim. O sırada Jimin'in arkasında burada olduğundan haberim bile olmayan 5-6 yaşları arasında bir erkek çocuğu gözüktü.
Ben şaşkın şaşkın çocuğa bakarken çocuk oralı bile olmadan "bu evi sevmedim baba başka eve giderim. Bu evin her yani siyah!" Diye sitem etti. Kaşlarımı çatıp Yoongi'ye baktım. Yüzümdeki şaşkınlığı ve siniri fark etmiş olacak ki hemen açıklama yapmaya başladı.
Yoongi: Ee Taehyung tanıştırayım. Bu SeoJoon Jimin'in arkadaşının oğlu.
"Neden ona baba diyor peki?" dediğim de Jimin hemen konuşmuştu. "Bundan sanane! Seni ilgilendirmez Bay Kim!" Bana olan siniri daha geçmemişti. Onu tuzağa düşürmemi hâlen gururuna yediremiyordu.
"Jimin dostum sakin olur musun? Sadece merak ettim ve sordum. Bunda ne var ki? Hem bizde kalacağına göre bu çocuğun kim olduğunu bilmeye hakkım var. Sonuçta benim evimde kalıyor öyle değil mi. Bunu dememle Jimin biraz olsa sakinleşip konuştu:
Jimin: bi arkadaşımın çocuğu. Arkadaşımın işleri yüzünden benim yanımda kalacak bir süreliğine...
Dediğinde, kafamı hafif onaylarcasına sallayıp " peki sana neden baba diyor Hyung demesi gerekmiyor mu?" Dedim. Jimin bakışlarını sehpada ki süslerle oynayan çocuğa kaydığın da " Arkadaşımın sıkı çalışması yüzünden çoğunluk benim yanımda kalır kendisi. Resmen onu ben büyüttüm diye bilirim bu yüzden bana baba diyor.
Yoongi: Ama babası değilsin. Bence sana baba dememesi lazım sonuçta yanlış anlaşılır.
Yoongi'nin araya girip konuşmamızı böldüğünde, daha fazla tartışmayıp yemek masasına geçtik. Çalışanlar tabaklara yemeklerimizi koyduğunda yanımda oturan Namjoon kulağıma yaklaşıp
"Taehyung Jungkook nerede onu etrafta göremedim" dedi. Ona bakıp sadece onun duyacağı şekilde konuşup "bodrum katında ona işkence ettim şu an galiba baygın orda bekliyor" dedim. Namjoon onaylarcasına kafa sallayıp önündeki yemeği yemeye başladı.
...
JUNGKOOK
Gözümü zorlukla da olsa açtığımda, rutubet ve kan kokusunun baskın olduğu, karanlık bir oda da buldum. Boğazım sızlayıp, ağrıdığın da istemsizce yüzümü ekşitip, elimi boğazıma koydum.
Bunu yaptığımda daha fazla ağrıdı. Elimi boğazımdan çekip, kapıya doğru ilerledim. Zorla yürüyordum hatta yürüyorum bile diyemezdim. Resmen sürünüyordum. Kapıya ulaştığımda durdum.
Bu oda da kalmak istemiyordum. Her yer kan kokuyordu. Zaten vücudum kanlar içinde sızlıyordu. Kesik olan bileğimi saymıyorum bile.
Elimi kaldırıp kapıyı hafif bir şekilde tıklattım. Hiç ses yoktu. Sanırım cezam bitene kadar burda kalacaktım. Tekrar eski yerime geçip kafamı yere koyup, ayaklarımı kendime doğru çekip beklemeye başladım.
Karnımın gururdamasına sinir olsam da bunun elbet durmayacağını biliyordum; çünkü açtım ve ben yaklaşık 4 gündür yemek yemiyordum.
İsmini bilmediğim sıcak kanlı beyefendi ( Hoseok ) sadece bana yemek vermişti. Onuda fazla yememiştim sadece 3 kaşık çorbadan içmiştim. Nedeni ise Taehyung'un izni yoktu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Prisoner Slave
Hayran KurguBorcunu almak için gittiği evde Jungkook'u gördüğü an ona aşık olup fakat bir türlü onuruna yediremeyen Taehyung, bir sebepten dolayı onu kendi evine götürür ve ona köle muamelesi yaparak kendinden soğutmaya çalışır ama Taehyung'un bilmediği bir şey...
