CEZA

1.7K 84 62
                                        

TAEHYUNG

Jungkook'un odasına gittiğimde hiç karşılaşmak istemediğim bir manzara ile karşılaşmıştım. Jin ve Jungkook sohbet ediyorlardı ve üstelik ben ona konuşma izni vermeden.

Hemen odaya gidip Jin'e bağırmaya başladım. Onu dışarı çıkartıp "onunla konuşmamasını söyledim. Gereken açıklamayı da Yoongi yurtdışından geldiğinde yapacağımı söyledim..
Jungkook'un odasına gelip Jin ile ne konuştuğunu sordum.

Tabii biraz bağırarak; o ise annesinin ve babasının nerde olduğunu sordu. Sanki ona o kadar iyi davranıyorlarda onları özlemiş gibi! Ona annesini ve babasını bir daha hiç görmeyeceğini söyledim ve odadan çıktım.

Ailesini bir daha hiç görmeyecekti çünkü ailesi hayatta değildi.
...

Mutfağa gittiğimde, üyeler her zaman ki gibi beni bekliyorlardı. Bir kişi hariç Hoseok. Sanırım yemek hazırlıyordu ama tepsiye hazırlıyordu.

Ona dönüp bu yemeği kime götüreceğini sorduğumda beni sinirlendirecek cevabı aldım "JUNGKOOK'A" tepsiyi elinden alıp tezgahın içine resmen fırlatmıştım.  Hoseok bana bakıp "bunu neden yaptın" dediğinde;

"BU EVDE BENDEN İZİNSİZ HİÇ KİMSE O ODAYA DEĞİL GİRİP YEMEK VERMEYİ YANINA BİLE YAKLAŞMAYACAK ÖZELLİKLE DE SİZ İKİNİZ!! (Jin-Hoseok). Bu sefer konuşan Jin olmuştu."

Jin: "Taehyung çocuk 2 haftadır doğru düzgün hiç bir şey yemedi. Sadece serum vermek zorunda kaldık. Çocuk zaten çok zayıf bu durum onu daha da zayıf yaptı."

Jin'in konuşması üzerine daha çok sinirlenmiştim. Zaten bu çocuğu babamın hayrına tutmuyordum; çocuğa ilk önce eziyet edip sonra da öldürecektim.

O yüzden ona şimdiden yüz vermemeye önem gösteriyordum. Ama görüyorum ki, dostlarım ona çoktan bağlamış ama buna izin vermeyecektim.

Jin'e bakıp "bu seni ilgilendirmez işime karışma!" deyip masaya doğru ilerledim. Yerime oturup yemeğimi yemeye başladım.
...

Kahvaltıdan sonra tüm üyeler şirkete gittiğinde ben Jungkook'un odasına gittim. Evde çalışan bir insandım yani bolca işe yaramaz çocukla vaktim olacaktı.

Odasının kapısını açtığımda yatakta onu göremediğim de bir an korkmuştum. Acaba kaçtı mı diye pencereye baktığımda, açıktı ama bu olamaz kaçmış olamaz.

Birincisi odanın kapısı kilitliydi. İkincisi de pencereden kaçma ihtimali oldukça düşük çünkü odası 7. kattaydı ha diyelim ki kaçtı evden bahçe korumalarla çevrilidi. Yani kaçması mümkün değildi;

ben böyle düşüncelere dalıp gittiğimde Jungkook denen o çocuk banyodan çıkmış saçını havlu ile kurutuyordu. Bana baktığında bir kaç adım geri gitmişti.

Korkak ve ürkek bakışlarla bana bakmaya başladığında ona bakarak sinirle bağırdım." BANYODA NE İŞİN VARDI!!" ben bağırdığımda gözleri dolmuş, yerinde titremeye başlamıştı.

"CEVAP VER" diye bağırdığımda kısık ve titrek sesle konuşmuştu. "K-kan le-keleri yüzünden çok iğrenç kokuyordum. O yüzden banyo yapmak is-temiştim." Dediğinde"

benden izin aldın mı? Ve ayrıca pencereyi açma yetkisini sana kim verdi!?" Dedim
"O-Oda iki haftadır havasızdı. Bende havalandırmak i-istemiştim efendim özür dilerim."

Dediğinde, saçını tutup salona doğru sürükledim. İşte şimdi iyi bir cezayı hakkettin. Elimden çekeceğin var JEON JUNGKOOK!!

...

Onu salona götürüp âdeta yere fırlatmıştım.  Bunu yaptığımda, yüksek sesle bağırdı. sanırım canı fazla yanmıştı. İyi ya istediğimde buydu benim. Ona bakıp; "beni burda bekle. Küçük şeytan. Sakın yerinde kıpırdayım deme!! Deyip odama bodrumun anahtarını almak için çıktım.

...

Aşağı indiğimde hâlen onu bıraktığım yerdeydi. Zaten gitmemesi için tehdit etmiştim. Yanına yaklaşıp saçından tuttuğum gibi ayağa kaldırdım. Boyu benim oranla baya kısa olan bu çocuğa baktığımda, burnuna yoğun miktarda çilek kokusu aldım.

Saçını ne kadar çok çeksemde yine kafası eğik, kızarık yanaklar ve gözlerle göreceği şiddeti bekliyordu. Bu hali nedense bana tatlı geldi. Tatlı mı yo hayır hayır tatlı gelmedi. Tam tersi çirkin geldi . Evet çirkin geldi. Bodrum anahtarını cebime koyup, mutfağa gittim.

temizlik malzemelerini çıkarıp, salona onun yanına gittiğimde, ayağıyla bir şey kapatmaya çalıştığını gördüm. Baya korkuyor gibi duruyordu. Onun yanına gidip, ne saklamaya çalışıyorsun sen! Diye bağırdığımda, şiddetli ağlamaya başladı.

Ne olduğunu anlamadım. Ne diye ağlamıştı şimdi bu? Ona ayağını saklamaya çalıştığı yerden çekmesini söylediğimde, olabildiğince daha çok ağlamaya başlamıştı.

Kısık ve titrek sesle özür dilerim diyip duruyordu. Kafam daha çok karışmasın diye ayağını çektiğimde yerde kırmızı bir sıvının olduğunu görmüştüm. Bune Şimdi dediğimde ,

"E-Efendim ben i-isteyerek yapmadım. Gerçekten. Ö-özür d-dilerim" dedi. Kafam karma karışıktı ona bakıp "DOĞRU DÜZGÜN ANLAT ŞUNU SENİ ÖLDÜRMEDEN!" deyip bağırdığımda,
Kafasını olabildiğinde eğip cevap verdi.

E-efendim siz beni itip yere a-attığınızda dikişlerimin biri açıldı ve kanamaya başladı. c-cidden çok özür dilerim ben isteyerek yeri k-kirletmek istememiştim. Son an da f-fark ettim lütfen affedin" dedi.

Ne yani sırf kanı yeri kirlettiği için mi korkmuştu. Üstelik onun kanaması ben sağlamıştım. Ona dönüp ,
"kızacağımı nerden çıkardan Jungkook"dediğimde,

"Annem ve b-babam beni v-vurduklarında bazen kanım yeri k-kirletirdi. Yeri k-kirlettiğim için de beni daha fazla v-vururlardı..."

Sonlara doğru sesi kısılmıştı. Ona neler yaşamıştı bunlar bilmiyorum. Ama yakında öğreneceğim ona dönerek,

"iyi yapmışlar fazlasını hakkediyorsun sen! şimdi aynısını benim yapmamı istemiyorsan, bu temizlik malzelerini al ve salonu baştan aşağı temizle. Bir toz dahi görsem olacaklardan ben sorumlu değilim!"

Deyip üst kata çalışma odama gitmiştim. İçimdeki ses ona çok fazla sert davrandığını söylesede, onu bodrum kata götürüp saatlarce işkence çektirmediğime şükretsin deyip çalışmaya başladım.

The end

The end

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Prisoner SlaveHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin