Jin
Başımdaki yoğun ağrıya rağmen zorlukla da olsa gözlerimi açmaya çalıştım. Yavaş yavaş kendimi geliyordum ama ben kendimi geldikçe ağrılarım artıyordu. Bana ne olmuştu hiçbir fikrim yoktu. Hiçbir şey hatırlamıyordum. Tek hatırladığım şey Ben merdivenden inerken Jungkook'un bana seslenmesiydi.
Gözlerimi tamamen açtığımda odanın ışığı rahatsız etmeye başlamıştı. Odanın içine göz gezdirdim. Jungkook hariç herkes buradaydı. Namjoon elimi tutmuş, kafası eğik bir şekilde bekliyordu. Sol elimi karnıma götürdüğümde kaskatı kesilmiştim.
Yoktu... Bebeğim... O, yoktu! Hızlıca yataktan doğruldum. Oldukça korkmuştum ona bir şey oldu diye.
"Bebeğim... Bebeğim nerde?!"
Benim bağırmamla tüm gözler üstümde olmuştu. Namjoon bana ağladığı her halinden belli olan şişmiş ve kızarmış gözlerle bakıp " Jin... Sonunda uyandın!" Dedi, sorduğum soruyu es geçerek. Bana sarılarak göz yaşı dökmeye başladığında onu itip bağırmaya başladım.
" SANA DİYORUM! BEBEĞİM NERDE?!.
KIZIM NERDE? NEDEN KARNIM BOŞ?!"
Gittikçe yükselen sesim ve ağlamaya başlayan gözlerimle halen bir cevap bekliyordum. Namjoon ve diğerleri kafalarını eğdiklerinde endişelenmeye başlamıştım. Hayır! Hayır, lütfen lütfen ona bir şey olmasın lütfen!
"CEVAP VERİN!"
Başımdaki keskin ağrıya rağmen cevap vermeleri için çabalıyordum. Göz yaşlarım ardı ardına akarken halen gelmeyen cevap ve ölüm sessizliği korkumun artırmasına neden oluyordu.
"Jin lütfen biraz s-sakin ol"
"BÖYLE BİR DURUMDA NASIL SAKİN OLABİLİRİM! SANA BEBEĞİM NERDE DİYORUM!"
Bağırdığım ve ağladığım için başıma aniden bir ağrı girmişti. Hemen elimi kafama götürüp tiz bir inleme bırakmıştım etrafa.
Namjoon hemen yanıma gelip beni yatağa yatırarak dikkat etmemi söyledi. Hiçbir şekilde soruma cevap vermiyorlardı. Kızım nerede onu bile söylemiyorlardı.
Sargılı başımın ağrımasına rağmen Namjoon'dan halen bir cevap bekliyordum. Ona bakıp bu sefer sakin sesle konuşmaya çalıştım çünkü ben bağırdıkça ağrım yükseliyordu.
" Bebeğim... Kızım nerde Namjoon!"
Namjoon kafasını eğip bir eliyle saçlarımı okşamaya başladı. .
"B-Bebeğimiz, o m-melek oldu.."
Göz yaşları arasında söylediği bir kaç kelimeyle adeta dünyam başıma yıkılmıştı. Kızım o ölmüştü!
"Hayır, yalan söylüyorsun! Bebeğim ölmedi. O, ölemez! Kızım ölemez!"
"Jin sakin ol lütfen kendine zarar vereceksin!"
Yazar
Taehyung'un ve diğer üyelerin uyarılarına rağmen sakinleşmeyen Jin, hem Namjoon'u hem de diğer üyeleri olabildiğince yormuştu. Hiçbir şekilde kızının öldüğünü kabullenemeyip başındaki yaraya ve karnındaki ağrıya rağmen halen sakinleşmeyip ağlıyordu.
En sonunda Jimin fazla dayanamayıp hemşire çağırarak Jin'e bir sakinleştirici iğne vurmasını istedi.
İçeriye giren hemşireyle Jin, hemen elindeki iğneye bakıp büyük bir öfkeyle hemşireye bağırmaya başladı.
" O iğneyi sakın bana vurayım deme seni sürtük!"
Hemşire kendisine bağıran adama ne kadar çok tepki göstermek istese de yapamamıştı çünkü onların tehlikeli birer mafya olduklarını biliyordu. Haliyle onlardan korkuyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Prisoner Slave
Fiksi PenggemarBorcunu almak için gittiği evde Jungkook'u gördüğü an ona aşık olup fakat bir türlü onuruna yediremeyen Taehyung, bir sebepten dolayı onu kendi evine götürür ve ona köle muamelesi yaparak kendinden soğutmaya çalışır ama Taehyung'un bilmediği bir şey...
