Taehyung
Jungkook yemek hazırlamak için mutfağa gidip geldiğinden beri morali bozuktu. Yemeğimi yerken onu izliyordum. Kendi tabağındaki yemekleri karıştırarak dalgın bir şekilde oynuyordu.
Acaba ona bir şey mi oldu? Binna veya annem ona bir şey mi yaptı?
Kafamı yiyen sorularla mücadele ederken, Jungkook en sonunda tabağı masaya bırakıp yatağa uzandı. Hiçbir şey yememişti. Onun yanına oturduğum da bakışlarını benden çekmişti ve hiçbir şekilde bana bakmamıştı.
Onu incitecek bir şey mi yapmıştım ki?
"Bebeğim bir sorun mu var?"
Ona seslenmeme rağmen asla bana bakmamıştı. Yastığı kucağına koyup elleriyle oynamaya başlamıştı. Elimi çenesini götürerek bana bakmasını sağladığım da, bana bakmadığı gibi eliyle çenesindeki elimi itmişti.
"O kız kim?"
Bana sorduğu soruyla Binna'dan kastettiğini anlamıştım. Eğer ona eski olaylardan bahsedersem muhtemelen o kızı bu evde istemeyecekti. Haliyle Binna gittiğinde annemde bu duruma üzülecekti ve o, yurtdışına gidip bir daha geri gelmeyecekti.
Annemin yurtdışına gitmesi benim umrumda bile değildi ama annem artık yaşlı bir kadındı ve belki benden istediği son şeydi. O yüzden maalesef Jungkook'a o, kızın eskiden istemeye gittiğim kız olduğunu söylemecektim.
Bunu yapamazdım.
Jungkook'la aramızın bozulmasına müsade edemezdim. Ellerimi Jungkook'un yanaklarına getirip hafifçe okşayarak bana sormuş olduğu sorusu yanıtladım.
"Annemin yardımcısı."
"Ya demek öyle"
Sesi o kadar kötü çıkmıştı ki sanki ona yalan söylediğimi sezmiş gibiydi. Yataktan kalkıp tabakları tepsiye koymuştu. Bardakları ve çubukları da koyup odadan çıkmıştı. Onun peşinden gitmek isterdim ama Jin hyungu görmem gerekiyordu. O yüzden gitmemiştim.
Jungkook
Mutfağa geldiğimde adımlarımı durdurmuştum. İçeriye girmek filan istemiyordum çünkü o kız halen mutfaktaydı. Derin bir nefes alıp içeriye girdiğim de Jimin ve Seojoon'u masada yemek yerken gördüm. Onları görünce nedense rahat bir nefes almıştım.
Elimdeki tepsiyi tezgaha koydum ve bulaşıkları yıkamaya başladım. Binna'nın gözleri benim üzerimde olduğunu biliyordum ama hiçbir şekilde ona bakmıyordum.
"Jungkook bulaşıkları bırak hizmetçiler yıkar yorma kendini."
Jimin'in bana seslenmesiyle ona bakıp "hayır kendim hallederim" diyecektim ki Binna "Kendisi alışkın böyle şeylere bırakta yıkasın." Dedi.
Binna'nın sözleri benim moralimi yine bozmuş olsa da belli etmemeye çalışıyordum. Jimin Seojoon'un önündeki boş tabağı alıp yanıma geldi. Tabağı bulaşıkların arasına koyup omzuma dokunarak "Bırak ben hallederim, sen Taehyung ile ilgilen o sensiz yarım saat bile duramıyor." Dedi.
Jimin'e gülümseyip suyu kapattım.
Az önceki sözünü sırf Binna'ya gıcıklık olsun diye yaptığını biliyordum. O yüzden dediğini yapıp bu gerilim gibi olan ortamdan çıktım.
Salonda Hoseok hyungu görünce onun yanına gitmek istedim, sonuçta uzun zamandır onunla konuşuyordum. O, da benimle konuşmuyordu. Belki bana kırgın veya küsmüş olabilirdi. Kafamı eğip yavaş adımlarla onun karşında bekleyip seslendim.
"Hyung..."
Sesim az kalsın titreyecekti. Kendimi olabildiğince sıkmıştım. Umarım beni kötümsemez veya bağırmazdı...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Prisoner Slave
FanfictionBorcunu almak için gittiği evde Jungkook'u gördüğü an ona aşık olup fakat bir türlü onuruna yediremeyen Taehyung, bir sebepten dolayı onu kendi evine götürür ve ona köle muamelesi yaparak kendinden soğutmaya çalışır ama Taehyung'un bilmediği bir şey...
