Jungkook bakışlarını hemen değiştirip hızlı bir şekilde Bogum'un tabağına yemeleri koyup mutfağa doğru gitti.
Jungkook
Yemekleri hazırlıyordum. Zil çalınca kapıyı açmam gerektiğini anlayıp yaptığım işi bırakıp kapıyı açtım. Gelen misafirlere hiç bir şey demeden, kenara çekildim. Uzun boylu olanın bana olan iğrenç bakışlarını fark etmem uzun sürmedi.
İçeri girdikleri halde bana olan bakışı değişmeyen bu adamdan korkmaya başladım. Yanımıza gelen üyeleri görünce biraz olsa güvenli hissettim kendimi.
...
Yemek esnasında ilk önce eve gelen misafirlere yemek koymak istedim
fakat Uzun boylu olanın eli bacağıma değdiği anda artık kendime engel olamadım. Refleks olarak ondan uzaklaştım. Tabi bunu yapınca masadaki herkesin gözü üzerimizde oldu. Hâl böyle olunca aklıma Taehyung geldi.
Beni daha önce herhangi bir aksilik olmaması için uyarmıştı. Fakat ben öyle bir davranış sergiledim ki şuan herkes bize bakıyordu. İçimden kesin Taehyung bana sinirlenecek diye geçirdim. Şuan korkudan neredeyse ağlamak üzereydim. Kendimi sıkarak titrememi durdurmaya çalıştım.
Bu adamlar gittikten sonra Taehyung'un bana yapacaklarını düşündüm. Tam kafamı kaldırıp özür dileyeceğim sırada Taehyung'un " buradaki hiçbir çalışana benim dışımda kimse dokunamaz" demesine karşı şaşkınlığımı gizleyemeyip ona baktım. Az önce beni mi savunmuştu?
Taehyung'dan beklemediğim bir davranıştı bu. Hâliyle şaşırmıştım. Bakışlarımı Taehyung'dan çekip hemen yarım kalan işimi hallettim. O tacizci adamın tabağını da doldurup mutfağa gittim.
...
Misafirler yemeğini yedikten sonra Taehyung ve diğer üyelerle birlikte anlaşmayı imzalamak için tekrar oturma odasına gittiler. Şuan ortam çok gergindi. Taehyung için çok önemli olan bu anlaşmayı imzalamaları Taehyung'un hayatta en çok istediği şey olabirdi.
Üyeler kendi aralarında konuşurken Jungkook onlara kahve getirip dağıtmıştı. Kahveleri dağıtırken de bu tacizci adamın iğrenç bakışlarına maruz kalmıştı. Kahveleri dağıtıp köşede ayakta beklemeye başladı Jungkook.
TAEHYUNG
O Bogum denen adam hâlen Jungkook'a iğrenç bakışlarıyla bakmaya devam ediyordu. Bu durum çığrından çıkınca daha fazla dayanamadım bu şerefsiz piçin bir an önce bu lanet imzayı atıp defolmasını istiyordum. Onlara bakıp;
"Artık anlaşmayı imzalama zamanı gelmedi mi sizce" dedim. Suho bana bakıp, "haklısınız baya geç oldu. Bir an önce şu imzaları kabul edip gidelim biz." Dedi. İmzalamaları gereken belgeyi masaya koydum. Suho hiç tereddüt etmeden anlaşmayı kabul edip imzalamıştı.
Sıra Bogum'a gelince duraksayıp Jungkook'a bakmıştı. O baktığı sırada göz ucuyla Jungkook'a baktım Bogum'a bakıyor mu diye. Fakat Jungkook ellerini önüne birleştirip kafasını eğip dudaklarını büzmüş bir şekilde parmaklarıyla oynuyordu. Onun bu tatlı hallerine istemeden de olsa gülümseyip Bogum'a baktım.
Bogum ise bana bakıp "tek bir şartla imzalarım anlaşmayı" demesiyle bütün üyeler ona bakmıştı. Jin sinirli bir şekilde "neymiş o şartın?" Deyince
Bogum sırıtıp "şuradaki Çocuğu istiyorum."dedi.
Bunu demesiyle hem üyeler hemde Jungkook Bogum'a bakmışlardı.
Jin: sen ne dediğinin farkında mısın!
Jimin: insan satıcılığı yapar gibi bir halimiz mi var bizim!?
Hoseok: hangi aklınla bunu söylemeye cüret edersin!"
...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Prisoner Slave
Hayran KurguBorcunu almak için gittiği evde Jungkook'u gördüğü an ona aşık olup fakat bir türlü onuruna yediremeyen Taehyung, bir sebepten dolayı onu kendi evine götürür ve ona köle muamelesi yaparak kendinden soğutmaya çalışır ama Taehyung'un bilmediği bir şey...
