2 GÜN SONRA
Sonunda sabırsızlıkla beklediğimiz an gelmişti. Sonuç ya bizi hayal kırıklığın uğratacaktı ya da bizi çok mutlu edecekti. İçimdeki ses bu sefer çok mutlu olacağımı söylüyordu. Bu sefer bu sese güveniyordum çünkü bende mutlu olmayı istiyordum.
Dean'ın babası kağıdı yavaşça açtı ve incelemeye başladı. Kahverengi gözleri endişeyle kağıdı süzüyor bana hiç bakmıyordu. Önündeki kağıda öyle kilitlenmişti ki beni unutmuştu.
Mimiklerinden bir anlam çıkarmaya çalışıyordum ama bir türlü beceremiyordum. Yavaşça kağıdı kapadı ve masanın üstüne bıraktı. Gözlerini kapatıp şakaklarını ovuşturduğunda sonucun iyi olmadığını anladım.
Bir süre böyle kaldıktan sonra kağıdı alıp ayağa kalktı ve yanıma geldi. Bana uzattığı kağıdı elime aldım ve sıkıntıyla açtım. Eliyle bir kaç şey gösterdi
"Bu ikisi senin ve benim ortak özelliğimi gösteriyor. Yani Sen benim çocuğumsun sen benim Hillary'imsin "
kafamı yavaşça ona kaldırdım. Gözleri kimsede göremediğim bir özlemle bana bakıyordu. Hafifçe gülümsedim. Hiç beklemediğim bir anda bana sarıldı
"Sonunda güzel kızım... sonunda..."
dedi fısıltıyla. Bana demekten çok kendi kendine konuşuyor gibiydi. Kafamı omzuna gömdüm ve göz yaşlarımı tutmaya çalıştım.
"Hey! baba ben geldim"
yavaşça benden ayrıldı ve geleni görebilmek için mutfağın kapısında durdu. Elini omzuna attı ve gülerek bir şeyler söyledi ve bana baktı.
"Seni uzun zamandır görmediğimiz bir yakınımızla tanıştıracağım"
bana göz kırptığında derin bir nefes aldım. Babam geçebilmesi için kapıyı açtı. Omuzundaki çanta birden yere düştü. Dean kımıldamadan bana bakıyor sanki bir şey söylememi bekliyordu.
Gözlerimde biriken yaşlar yüzünden etrafı puslu görüyordum ama bana doğru geldiğini ayak seslerinden duyabiliyordum. Hiç beklemediğim bir anda iki kol beni sardı.
"Biliyordum... sana demiştim"
kafamı omzuna gömdüm ve ağlamaya başladım. Benden ayrıldı ve baş parmaklarıyla yaşları sildi
"Hayır! hayır ağlama mutlu olmamız lazım. "
eğilip alnıma bir öpücük kondurdu ve beni kendine çekti. Elleri saçlarımın arasında dolanıyor gerçek olup olmadığımı anlamak istiyordu. Kalbi çok hızlı atıyor, teni ateş gibi yanıyordu.
"Üzgünüm... ben uzun zamandır böyle hissetmemiştim."
dediğimde benden ayrıldı ve gözlerimin içine baktı. Elini usulca omzumun üstüne koydu.
"Tanrı bizi birleştirdi güzel kardeşim. Birbirimizi bulamayabilirdik ama o bizim birleşmemizi istedi. Ağlamak yerine gülümse... sadece gülümse. Hepimiz anlatamayacağımız kadar çok büyük acılar yaşadık seni kaybettikten sonra. Çok üzüldük, çok ağladık artık mutluluktan bile olsa kimsenin ağlamasını istemiyorum. "
gözlerimi babama çevirdim. Arkasını dönmüş elini alnının üstüne koymuş öylece duruyordu. Omuzlarının titrediğini gördüğümde ona gidip sarılmak istedim.
"Seni her bulmamda ağlıyor oluyorsun. Hadi sil şu yaşları sulu göz beni de üzüyorsun"
gözlerimi babamın sırtından çektim. Hafifçe gülümsedim ve çantamı açıp peçete aramaya başladım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Aşk Masalı
Romance"Bir kız günün birinde bir prensle tanışmış. Herkesin etkilendiği olan bu prens onu görür görmez aşık olmuş. Hemen her gün görüşüyorlarmış prens günden güne ona daha fazla aşık oluyormuş. Onunla konuşmaya cesaretini topladığı gün sevdiğini yakın ark...
