Dışarıdan herkesin imrendiği bir kız olmuşumdur. Güzeldim, yakın arkadaşlarım vardı, herşeye göğüs gerecek kadar -aslında değildim kansere göğüs geremiyordum mesela- güçlüydüm. Beni seven bir erkek arkadaşım, Deniz gibi müthiş bir arkadaşım vardı.
Çoğunun bana imrendiği kısım bu kadar çok sevilmem olmuştu. Ben Tyler hariç hepsiyle arama mesafe koyuyordum. Nedense öleceğimi düşünüyordum -gece çektiğim ağrılar, ateş içinde hastaneye yetişmeler, kusmalarım falan - ve gerçekten hissediyordumda. Kısa sürece çok fazla kilo kaybetmiştim. Evden çıkmıyor, yemek yemiyordum.
Sonra hayatıma o girdi. O çirkin görüntüme rağmen asla benden utanmadı. Herkesin önünde hiç çekinmeden benimle gezdi. Elimi tuttu, bana sıkıca sarıldı ne bileyim beni gerçekten iyi hissettiriyordu. O hayatıma girdikten bir süre sonra kendimi toparlamaya başladım. Güzel görünmek için biraz kilo almam gerektiği için midemi hiç umursamdan yedim.
Uzun zamandan sonra mutluydum işte. Onun kollarında , kokusu burnumda en çok sevdiğim yerlerden birindeydim. Bu mutluluğun bozulacağını biliyordum ama zamanını bir türlü kestiremiyordum. Ve oldu mutluluğumuzun bozulduğu gün geldi.
Karanlık sokakta sadece ikimizin olması ona daha fazla yakınlaştırıyordu beni. Ait olduğum yerdeydim işte sevdiğim adamın kollarında...
Dudaklarıma usulca bir öpücük kondurduğunda hiç şüphelenmemiştim. O öpücüğün son öpücüğümüz olduğunu bilemezdim ki. Eğer bilseydim tadını çıkarırdım. O karanlık sokak sanki ikimizin son günü olduğunu biliyor gibiydi.
Kimse yoktu, sessizdi ve soğuktu. Bir yanım üzülürken diğer yanım rahatlamıştı. Ölüm kelimesi onunlayken bile peşimi bırakmıyordu. Benim yüzümden sürekli endişeleniyordu. Ona nasıl kızabilirdim ki
Kanser olmak o kadar kolay değil. Kanser olan kişi içinde zor , onun yanında olanlar içinde zor. Biliyorum hepsi benim için üzülüyor ve ellerinden gelen herşeyi yapmaya çalışıyorlar. Yinede benden ayrıldığı için sevinen bir tarafım vardı. Sonra onunla tanıştım beni değiştiren Bay Mükemmel ile ...
Spencer ise Tylerdan çok farklıydı. Görseniz birbirlerinin akraba olduklarına inanmazdınız. Benzemelerini falan geçtim hareket ve tavırlarınında alakası yoktu. Hatta onlar çok farklılardı tamamen birbirine zıt olarak yaratılmışlardı.
Mesela Tyler bir hata yaptığı zaman pişmanlığını sürekli dile getirir ve belli ederdi. Onun yüzünden olan herşeye katlanırdı ve asla birine zarar gelmesine izin vermezdi.
Spencer ise yaptığı şeyden asla pişmanlık duymazdı çünkü o neredeyse hiç hata yapmıyordu. Onun yüzünden olsun ya da olmasın zarar gören insanlara asla yardım etmezdi. Sadece gerçekten sevdiği insanları önemser onlar için endişelenirdi. Onun dışında kim acı çekiyor ya da ağlıyor umrunda olmazdı. İkisi çok farklıydı işte.
Biri bana Tylerdan ayrılacağımı onun yokluğunu kuzeni olan Bay mükemmelin dolduracağını söylese asla inanmazdım. Spencer'ı seviyorum ya da onu sevmiyorum diyecek kadar duygularımdan emin değilim.
Sadece tek bildiğim şey onu sürekli yanımda istiyordum. Çünkü kolları benim en güvenli yerimdi orada asla zarar görmüyordum. Sanki dış dünya ile arama kalın bir duvar giriyordu ve orada kimse bana zarar veremiyordu.
Şu sıra sürekli ağlıyorum nedenini bilmiyorum. Vücudum güçleniyordu ama içim çöküyordu. Duygularım birbirine girdi ve ben neredeyse çoğu zaman sağlıklı düşünemiyorum. Gerçi hastalık teşhisi konulduğu zamandan beri sağlıklı düşünemiyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Aşk Masalı
Romance"Bir kız günün birinde bir prensle tanışmış. Herkesin etkilendiği olan bu prens onu görür görmez aşık olmuş. Hemen her gün görüşüyorlarmış prens günden güne ona daha fazla aşık oluyormuş. Onunla konuşmaya cesaretini topladığı gün sevdiğini yakın ark...
