Okul olduğu gibi devam etti, sınavlar geldi çattı. Son bir senedir edindiğim arkadaşlıklarım yavaşça çözülmeye başlamış, yeniden yalnız kalmıştım. Odaklanmaya çalıştığım tek şey derslerdi. Artık teneffüslerde bile sıramdan kalmıyordum. Okul götürdüğüm kitabı okuyordum.
Tuna’nın sıra arkadaşı kalıcı olarak yer değişikliğini önerdiğinden beri yeniden en arka sıradaydım. Boyum tahtayı görmek konusunda beni zorlasa da böylece herkesten izole olmak rahatlatıcıydı. Kendimi güvende hissediyordum.
Tuna’yla iyi anlaşıyorduk ama İrem’le çıkmaya başladıktan sonra onun yanına geçmişti ve ben artık tek oturuyordum. Yine… Artık ön sıramda Işık ve Arya oturmuyordu. Onları özlüyordum ama sanırım… onlarla takılmanın nasıl bir şey olduğunu hatırlamıyordum.
Beynim sisli gibiydi. Sürekli gözlerim ağrıyordu ve öğle araları hasta olduğumu bahane ediyor ya da hemşire yokken revire sızıyordum ve uyukluyordum. Bedenim artık yük gibi geliyordu ve eğer kafamı bir şeyle meşgul etmezsem beynimdeki sesler korkunçlaşıyordu. Bazen… diğerlerini izlerken ağlayacakmış gibi hiddediyordum. Özellikle Aras’la karşılaştığımda. Kalbim deli gibi atmaya başlıyordu ve donakalıyordum. Bazen bana orada yokmuşum gibi davranıyordu bazen de soğuk bakışlarıyla karşılaşıyordum. Yanımdan geçip gittiğinde bayılacakmışım gibi dizlerimin bağı çözülüyor, ağlayacakmış gibi oluyordum ama artık göz yaşlarımı bastırmakta ustalaşmıştım. Onsuz geçen aylarda bunu o kadar çok yaşmıştım ki artık garip hissettiğim için belki ağlasam geçer diye düşündüüm oluyordu ama naparsam yapayım hiç ağlayamıyordum.
Okul çıkışları Ömer bize geliyordu. Onu artık zorlamıyordum. Sadece geldiğinde beni azarlıyordu ve çalışırken hatalarımı yüzüme vurup duruyor ve babamın muhteşem bir aşçı olduğundan bahsediyordu. Aslında kütüphaneden daha sıcak ve konforlu ( ayrıca kahve bedava) olduğu için yol onun için sorun olmuyordu. Genelde bana karışmıyordu.
Kimse beni görmüyor mu diye düşündüğüm olurdu. Gerçekten ne kadar zorlandığımı… Bunu hiçbir zaman bilmesem de bazen Ömer’in bana garip bir şekilde baktığını fark ediyordum. Sanki bana acıyormuş gibiydi. Keşke o da görmezden gelseydi. Yine de kolayca eskiye dönüyordu.
Annemle yeniden konuşmamaya başlamıştık. Babam her gün yemekte okul hakkında sorular soruyordu ama cevap hep aynıydı.
“Güzeldi.”
Allah’ım… Kimse görmese ya da görmüyor gibi yapsa ve ben de bu oyuna dahil olsam da… Her banyoya girdiğimde aynada kendimle bakışırken içimde garip bir hazımsızlık hissi oluyordu. Sanki aynada bakan kıza karşı garip bir mahcubiyetim vardı. Gözlerimi kaçırıp hızla çıkıyordum. Boğazımdaki sızıyı yutkunarak geçirmeye çalışıyordum.
Günler geçti ve Emir’in mesajına girip yeniden baksam da hiç cevap vermedim. Artık benim için bir önemi yoktu. Her seferinde acaba yazsam Aras hakkında bir şey öğrenirim ve belki… düzeliriz… sonra… Bana bakan soğuk yeşil gözleri hatırlıyorum.
Ve sıcak elini, gülerken yanaklarında oluşan çizgileri, dudağının nasıl yukarı kıvrıldığını, o boğuk kıkırtıyı… Sonra da yeniden ders çalışıyordum.
Yeniden uyuyamamaya başlamıştım. Eskiden direk uyuyabilecek kadar yorgun olana kadar dayanırdım ama artık ne kadar yorgun olsam da uyuyamıyordum. Çünkü rüyalarımda her seferinde o oluyordu. O ve Hazel…
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Nefretten Aşka
Novela Juvenilİlay tamamen tesadüfen duyduğu konuşmalardan sonra okulun en belalısının yeni hedefi olmuştur ve dahası, bununla nasıl baş edeceğini bilemez.
