Kaşlarını çatmış, gözleri titreyerek (sağ ve sol gözüne bakmak için gözleri odak değiştirdiği için titreşiyormuş gibi görünüyordu) bana bakıyor ve birkaç saniyede bir yutkunuyordu. Damarlanmış gözleri ve kararmış göz altlarıyla yorgunluktan çok dayak yemiş bağımlılara benziyordu. Ten rengi olduğundan daha beyazdı şu haliyle bakınca şakaklarındaki mavi ve mor damarları görebilirsiniz.
Sessizliğinden güven alarak parmaklarımla elmacık kemiklerine uzandım ama ellerim soğuk olduğu için hemen geri çekmek zorunda kaldım çoğu kişi ellerimin ne kadar soğuk olduğundan yakınıp onlara dokunmamam için şikayet ettiğinden Aras'ı huzursuz etmek istememiştim.
Gözleri yüzümde dolanırken bende bir kusur ya da herhangi bir şeyler arıyordu. Sanki bulsa da tüm yaranın irinini öfkesiyle üzerimde patlatsa rahatlayacakmış gibiydi. Annem hala evde olmasaydı (ayrıca kavgadan sonra onun çekip gideceğine bu kadar emin olmasaydım) rahatlaması için kavgayı başlatırdım. Ona bir sebep verebilirim, onlarcasını da veririm.
Derin bir nefes alıp elimi kendime çekerken kapı sesi duyuldu ve hemen sonra çoktan hazırlanmış annem açık odamın kapısında dikildi.
"Çıkıyorum." derken gözleri Aras'a kaymıştı. Yüzüne güzel bir gülümseme kondurdu. Gerçekten güzel bir kadındı ve benim aksime doğal sarı saçları vardı.
"Merhaba, ben Birsen." dedi başıyla hafif selam verirken.
Nasıl tepki vereceğinden çekinerek başımı Aras'a çevirdim ama gözlerini anneme çevirip yüzüne tatlı bir gülümseme kondurmuştu. Gülümsediği için göz kenarları kırışırken sivri köpek dişleri açığa çıkmıştı. Böyle gülümserken büyük bir köpeğe benziyordu.
"Merhaba." demişti "Aras."
O kadar gerilmiştim ki tel olsam şu dakika kopardım.
İkisinden birisi ters bir şey söyleyecek diye tedirgindim. Özelikle Aras'ı hala ikna edememişken ve o da burada kalmaktan hoşlanmayacağını açıkça belli ettiğinden bu tedirginlik çok çok fazlaydı. Hâlâ onu nasıl ikna edeceğimi bilmiyordum ama hedefe giden her yol mubahtır mantığıyla gözümü karartmıştım, onu ikna edecektim. Annem gider gitmez...
"Memnun oldum Aras."
Annem başıyla selam verdi ve bana kısa bir bakış attı.
"Ailenin burada olduğundan haberi var, değil mi?"
Nefesim karnımda sıkışırken başımı yapmaması için iki yana salladım.
Hayır, gerçekten hiç sırası değil anne.
"Hayır."
Aras'ın net ve kısa cevabıyla annemin kaşları çatıldı ve yeniden bana baktı.
"Anne!" diye sitem ettim.
Uyarmama rağmen beni görmezden gelerek tabii ki her bilinçli ebeveynin yapması gerektiği gibi bu konuyu bastırmak üzere kollarını sıvadı çünkü konu ebeveynlik olduğunda fazla empati yapıyordu. Psikiyatrist olması ve her türden aile yapısıyla bizzat tanışmasına rağmen hala fazla empati yapıyor ve ben olsaydım haber görmek isteyeceğini düşündüğü için üsteliyordu, bunun farkındaydım bu yüzden fazla sinirlenmesem de hala Aras'ı ikna edemediğim ve o da hazırda kaçmak için sebep aradığından durumlar karışıktı. Annem de sanırım ona sebebin en güzelini veriyordu. Hatta vermişti bile.
Boğazımı temizledim.
"Haber vereceğiz."
"Seninle konuşmuyorum, İlay." dedi uyarırcasına.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Nefretten Aşka
Roman pour Adolescentsİlay tamamen tesadüfen duyduğu konuşmalardan sonra okulun en belalısının yeni hedefi olmuştur ve dahası, bununla nasıl baş edeceğini bilemez.
