4.5

42 16 1
                                        

26.09.2026
Asaf'tan

Yeni günün gelmesinin tek güzel yanı, Teoman'a bir gün daha yaklaşmış olmamdı.

Muhtemelen birkaç saat içinde günlerimiz yine değişecekti ama şu an onunla aynı gün dilimi içindeydim. Bu güzeldi, kötü olansa, yanında değildim.

Bana, beni de Japonya'ya götüreceğini söylemişti ve bu gidişinin, beni Japon ailesiyle tanıştırması için bir fırsat olacağını düşünmüştüm. Ancak işin içine cenaze girdiğinde konular benim düşündüğüm gibi olmuyormuş sanırım.

Ona da hak veriyorum, ailesinin özellikle de annesinin sinirleri gergin olmalı. Teoman'ın aşk hayatındaki beklenmedik değişiklikler için cenazenin çıktığı hafta pek de uygun olmayabilirdi ama... En azından bir kere teklif etmiş olsaydı içim rahatlar mıydı?

Bilemiyordum.

"Ağasaf ağbi..."

Başımı kaldırdığımda karşımda Peker'i gördüm. Yahya'nın yamuğu, hakkaten de yamuktu. Onu her gördüğümde sarhoştu. Ya sarhoş taklidi yapıp, Yahya'nın dikkatini çekmeye çalışıyordu ya da alkol toleransı düşük olmasına rağmen yine Yahya'nın dikkatini çekebilmek için sürekli içip sarhoş oluyordu.

Tahminim ikinci seçenekten yanaydı.

"Yaya neğdee?"

Kaşlarımı çatarak ona baktım. Kesinlikle ikinci seçenekti. Bu hareketler, Yahya ortalıkta yokken yapılacak hareketler değildi. Derin bir nefes alarak önündeki bira şişesini aldım ve "Daha fazla içme, Yahya bugün izinli," dedim.

"Neeeğden?"

"Hastaymış."

"Nasıl?" derken, bir anda ellerini tezgaha koydu ve doğrulmaya çalıştı ancak yalpaladığı için öne doğru düşer gibi oldu. Tamamen refleksif bir şekilde onu yakalarından yakaladım ve kendi kendime, "Muno dori," diye mırıldandım.

Teoman'ın ve ona dair her şeyin hayatıma dahil oluş şekli beni mutlu ediyordu. Yanımda olmadığında bile, yanımdaymış gibi hissettiren hisler bırakmıştı bana ve bu, daha önce hissetmediğim şeylerdi.

Bir de bayıl istersen Feriha, tadındaki düşüncelerim kendi kendime gülümsememe sebep olurken, hâlâ daha yakalarından kavradığım Peker'i tutuyordum.

"Düzgün durabilecek misin?" dediğimde, ellerini tekrardan tezagaha koydu ve "İyyyim ağbi..." diyerek derin bir nefes aldı.

Onu bıraktığımda, kollarını birbirine doladı ve başını kollarının üstüne koyarak, "Döbüşçü ağbide yok oğğtalıkta kaç zamaağndır," dedi.

Tek kaşımı kaldırırken, "Dövüşçü abi?" diyerek, tekrarladım onu. "Teoman'dan mı bahsediyorsun?"

Başını onaylarcasına salladığında, iç çekerek her zaman oturduğu yere diktim gözlerimi. Yahya orayı nasıl koruma altına aldıysa, Teoman burada olmamasına rağmen, onun taburesi boştu.

Kalbimde tuhaf bir sızının var olmasına neden oluyordu bu görüntü.

"Biiğ şeyi yok deeğğil mi?"

Başımı iki yana sallarken Peker'e gülümsedim. "Ufak bir seyahatte, yakında dönecek."

"Çoğğk komik adam."

"Öyledir."

Kokteylimi hazırlamaya devam ettiğim sırada Peker hâlâ daha konuşuyordu. Ancak sesi DJ'in performansına karışıp gittiği için onu tam anlamıyla duyduğum söylenemezdi.

Kokteyli siparişi veren hanımefendiye uzattığımda, kadın kocaman gülümseyerek tezgahtan ayrıldı ve ardında kırmızı rujunun yapıştığı bir peçete bıraktı. Parmağımın ucuyla tuttuğum peçeteyi hızla çöpe bıraktım.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: 3 days ago ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Juunintoiro | bxbBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin