15.09.2022
Asaf'tan
Teoman, kardeşinin odasına giderken, bana sırtını döndüğü anda omuzları çökmüştü. Göremesem bile, yüzünde belirmiş olan ifadeyi tahmin edebilirmişim gibi hissediyordum kendimi çünkü öylesine çöken omuzlar belli başlı ifadelere sahip olurdu.
Duyduğum ve dikkat ettiğim şeyleri zihnimde defalarca tekrar ediyordum ve her şey tuhaf bir şekilde Mei denilen şu kıza çıkıyordu.
Geçen günki konuşmalarımız, şimdiki konuşmalar... Teoman'ın sırtındaki dövmeler.
Ren Mei.
Neydi onun gizemi? Peki ya Japonya meselesi? Nihon, Japonya'da bir şehir falan mıydı? Aklımda birbiri ardına dönüp duran milyonlarca soru vardı.
Teoman'ın hayatının şu anki hali bile benim için bilinmezlikler silsilesiyken, bir de Japonya meselesi vardı. On yaşında buraya geldikten sonra oraya bir daha hiç gitmediğini düşünmüştüm ama sanırım yanılıyordum.
Hoş, nasıl öyle düşünebilmiştim ki? Evinde onlarca japon japon şey vardı. Yetişkin halinde Japonya'daki ailesiyle çekilmiş fotoğrafları vardı. Onun, orada da bir hayatı vardı ve o hayatını da görmek istiyordum.
Derin bir nefes alarak koltukta yatmaya devam ettim. Akşama kadar işim yoktu, saat beş gibi evden çıkıp dojoya, aikido yapmaya gidecek oradan da işe geçecektim ancak bu pinekleme anımı Teoman'la geçiririm sanıyordum ve bu yüzden de hiç plan yapmamıştım.
Bomboş bir şekilde uzanıp onunla bakışmak bile keyifliydi ki saatlerimiz de öyle geçmişti ve o anın hiçbir saniyesinden sıkıldığımı hatırlamıyordum. Tam eğlenmeye başladığımız anda ise kardeşi gelmişti ve şimdi Teoman, kardeşinin yanındaydı.
Acaba şu anda nasıl hissediyordu.
Ailesine karşı hep kayıtsız bir tavrı vardı. En azından onlarla ilgili meselelerden bahsederken son derece kayıtsızdı. Karışık aile yapısından bahsederken, Japon annesinden ve üvey annesinden bahsederken yüzünden ve sesinden tek bir duygu kırıntısı dökülmüyor aksine içinde bulunduğu karmaşayı gülümseyerek anlatabiliyordu. Bu yüzden ailesine karşı kayıtsız olduğunu düşünmüştüm ama kardeşini karşılama şekli, kardeşinin aptalca davranışlarına bile sakinlikle karşılık verip ona kol kanat germesi etkileyiciydi.
Tüm o kayıtsızlığın ardında kocaman bir kalbi olduğunu bir kez daha görmemi sağlamıştı.
Babasının davranışını tasvip etmediği ve bunu açıkça babasına karşı dile getirebilmesi bile benim için büyük olaydı. Ben hiçbir zaman Teoman gibi olamamıştım. Babamın karşısında dizlerim titrerdi ve hâlâ daha öyle... Otuz yaşında olmama rağmen, beni evden attığında ona karşı koyamamıştım. Camdan aşağı kıyafetlerimi atarken, apartmanın önünde bekleyip eşyalarımı toplamıştım adamdım.
Herhalde benim yerimde Teoman olsa, babamı karşısına alıp her şeyi yüzündeki o samimi sıcak gülümsemesi eşliğinde uzun uzadıya anlatır bir şekilde evime geri dönmemi sağlardı...
Bu düşünce dudaklarımda belli belirsiz bir gülümsemenin peyda olmasını sağlayınca gözlerimi kapattım.
Çok farklı bir insandı.
Konu kendisi olmadığında o kadar sıcak ve iyi kalpliydi ki, ilk görüşte ona kapılmamam işten bile değildi. O yüzden, ona karşı hissettiğim hiçbir şeye şaşırmıyordum. Teoman'ın, insanı sarıp sarmalayan bir aurası vardı. Sıcak, sevgi dolu... Daha önce esamesini kokladığım şeylerin dolu dolu yüzüme çarpmasını sağlayan bir şeydi.
"Ne düşünüyorsun?"
Teoman'ın konuşmasıyla irkilerek gözlerimi araladım ve "Ne ara geldin?" diye sordum. "Çok sessizdin."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Juunintoiro | bxb
Fiksi Umum"Ne yapıyorsunuz?" "Asıl siz ne yapıyorsunuz? Etek metek, hayırdır?" "Etek değil bu, hakama. Ne yaptığımızın cevabıysa... Aikido. Savunma sanatı, ihtiyacınız var gibi gözüküyor." 01.03.2023
