15.09.2022
Teoman'dan
Salona geçtiğimde, Ilgaz kollarını göğsünde bağlamış semsert bir yüz ifadesiyle koltuğa gömülmüştü.
Kaşlarımı kaldırarak tam karşısına geçtim ve "Hayırdır?" diye sordum.
Çok hızlı bir şekilde, "Babam benden nefret ediyor," dedi. "Muhtemelen sadece seni seviyor ve kesinlikle benden nefret ediyor. Bugün ezik öğrencilerinin önünde beni küçük düşürdü."
"Nasıl küçük düşürdü?" diye sorarken, bu anlattığının babamın pek huyu olmadığını biliyordum. Babam sinirlense dahi insanların içinde tepkisini gösteren bir adam değildi.
Ilgaz başını kaldırıp bana baktı ve konuşmaya başladı. "Soldan yüksek düşemediğimi biliyorsun abi, babam da beni defalarca kez soldan yüksek düşmeye zorladı. Bileğim ve omuzum incindi ama durmadı, dersten sonra herkes dağılırken tuttu omuzumdan dedi ki, eğer soldan yüksek düşemiyorsan gelme benim dojoma, şok oldum abi ya. Herkes dönüp bana ve babama baktı hayretler içinde, bir şey diyemedim boynumu eğdim çıktım. Kuduruyorum sabahtan beri, ne yapacağımı şaşırdım. Babamla iyi değiliz işte, sırf o istiyor diye aikidoya devam ediyorum ama ben bu spora devam etmek istiyor muyum diye soran yok! Yahu benim okulum var ya! Çizmek istediğim başka bir yol var! Şebo'ya dokunmuyor, Ensar'la Timtim'i saldı gönderdi yurt dışına. Sen zaten altın oğlansın sana tek kelime etmiyor ama ben... Ben, evde delireceğim ya!"
"Sakin ol bakalım," diyerek yanına oturdum ve omuzlarına dokundum. "Hangi omuzunu ve bileğini incittin, önce sana bakayım sonra babamı konuşuruz."
Ilgaz'ın gözleri anında dolarken, dişlerini sıktı ve derin bir nefes alarak, "Yemin ediyorum ağlayacağım ya..." dedi. Ardından kazağının kollarını yukarı çekti ve mosmor olmuş bileğine şaşkınlıkla bakakaldığımda, konuşmaya devam etti. "...bileğimin şu halini gördü ve adam beni sikine takmadı ya... Sen daha görmeden endişelendin. Abi, ne olur beni evlatlık al. Bak zaten babam yaşında adam sayılırsın! Adımı da sen koydun."
"Dağda doğdun çünkü zevzek. Kalk hastaneye gidelim, bu morluk bir günde olacak gibi değil..." dediğimde, başını iki yana salladı.
"Yok abi, sadece incindi işte. Boş ver onu da babam olacak mısın? Yaşın yaşıma be babam. Canım babam..." diyerek bana uzun uzun baktığında, ona bomboş bir ifadeyle baktım.
"Aptal, ben yirmi sekiz yaşındayım. Senin yaşında bir oğlum olabilmesi için on bir on iki yaşlarındayken iş üstünde olmam gerekirdi. Sence mümkün mü?"
"Bak işte, bir babanın edebine de sahipsin. Sikişmem lazımdı demek yerine, iş üstünde olmam lazımdı diyorsun."
Gözlerimi devirerek elimi kulağına attım ve kulağını havaya kaldırırken, "Senin ağzın fazla mı bozuldu he canım, gazın mı var senin? Anlat bana derdini..." dedim. Ilgaz ise acıdan kıvranırken, "Abicim, kulağımı bırakırsan anlatacağım, yemin ederim!" diyerek, elime yapışmıştı.
Hali hazırda zaten yaralı olduğu için kulağını bıraktım ve "Anlat bana, neden ağzının bozulduğunu değil, senin yaşında bu küfürbazlığı normal karşılıyorum ama bana, babamla yaşadığın asıl sorununu anlatmalısın. Babam gaddar birisi değil Ilgaz, bunları göz ardı edeceği kadar delirtmiş olmalısın onu. Tabii ki yaptığını kabul edemem ama sen de bir haltlar yemişsin, yoksa sana hayatta böyle davranmazdı," dediğimde, Ilgaz iç çekti ve kollarını göğsünde bağlayarak geriye yaslandı.
"Sen de bana kızacak mısın?" diye sordu.
"Ne yaptığını bilmiyorum ki?"
"Öğrendim," dediğinde, kaşlarım çatıldı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Juunintoiro | bxb
General Fiction"Ne yapıyorsunuz?" "Asıl siz ne yapıyorsunuz? Etek metek, hayırdır?" "Etek değil bu, hakama. Ne yaptığımızın cevabıysa... Aikido. Savunma sanatı, ihtiyacınız var gibi gözüküyor." 01.03.2023
